Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Cumhuriyet tarihinin en dramatik değişim süreçlerinden Köy Enstitülerine odaklanan, arşiv belgeleri, fotoğraflar, kişisel eşyalar ve tanıklıklarla önemli bir döneme ışık tutan bir sergiye ev sahipliği yapıyor; “Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954”.
Mart 2007’den bu yana araştırmacılara sağladığı olanaklarla, düzenlediği bilimsel etkinliklerle, yayımladığı kitaplar, kataloglar ve açtığı sergilerle İstanbul’un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine yeni ışıklar tutan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, “Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954” sergisiyle, yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni ve demokrasiyi, iyi yetişmiş, nitelikli insan harcıyla şekillendirmeye çalışan Cumhuriyet eğitimcilerinin ve özverili çalışmalarıyla, dönemi taçlandıran köy öğretmenleriyle Anadolu insanının daha iyi anlaşılmasını amaçlıyor. Sergiye eşlik eden iki ciltlik kapsamlı katalog kitap ise, Köy Enstitüleri araştırmalarında yararlanılacak değerli bir başvuru kaynağı olarak geleceğe bırakılıyor.
Serginin açılışı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında, Köy Enstitüleri hakkında bilgiler verildi. Katılımcılar, Köy Eğitmen Kursları ve Köy Enstitüleri sayesinde, 1946-1947 ders yılı başına kadar 7 bin köyde okul açıldığını; bu çerçevede 8.500’den fazla eğitmen ile 210 binden fazla öğrencinin yetiştirildiğini dile getirdiler. Toplantıda konuşan eğitimci Pakize Türkoğlu, o dönemi şöyle anlattı:
“O zamanlar nüfusun yüzde 80’i köy temelli iken bugün bu oran kentleşmenin etkisiyle yüzde 40’a düştü. Bugün, Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri kentleşmede yaşanıyor. Bunun en çarpıcı örneği İstanbul’da görülüyor. Köy Enstitüleri sürdürülseydi yine göç olacaktı ama bu denli sancılı yaşanmayacaktı. Köy Enstitüleri insanları oldukları yerde eğitmeyi amaçlıyordu. Temel eğitimin amacı da budur. Avrupa ve ABD bu şekilde kalkınmış medeniyetlerdir.”
1935 yılında yapılan sayıma göre, Türkiye nüfusunun %80’i okuma yazma bilmiyordu. Bu, Atatürk’ü en çok rahatsız eden konulardan biriydi. Mevcut 40.000 köyün 31.000’inde okul yoktu. Köylere ulaşım, okul kurmak, öğretmen göndermek çok zordu. Büyük şehirlerden Anadolu’nun köylerine uzanacak bir eğitim sisteminin arayışları ve uygulama çabaları, Milli Eğitim Bakanları Saffet Arıkan ve Hasan-Ali Yücel’in dönemlerinde, Köy Enstitüleri’ne kadar uzanır. Türkiye Cumhuriyeti eğitim tarihinin sürükleyici, ama aynı zamanda hüzünlü sayfaları Köy Enstitüleri hikayesinde yer alıyor.
Cumhuriyet’i yaşatma ve bu topraklarda yeni bir insan tipi yetiştirme amacıyla, öncelikle 1936’da Köy Eğitmen Kursları açıldı. 17 Nisan 1940’ta ise dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde Köy Enstitüleri kuruldu ve köyden alınan çocukların eğitilip tekrar köye yollanarak halkın bu geniş kesiminin aydınlanması hedeflendi. 1946’da dış ve iç baskılarla yavaşlayan süreç sonunda 1954’te yirmi bir Enstitü kapatıldı.
İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfı işbirliğiyle hazırlanan, küratörlüğünü Ekrem Işın’ın yaptığı, iki ciltlik kapsamlı bir katalog kitap, film ve sözlü etkinliklerle desteklenen “Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954” sergisi, 18 Nisan – 27 Ekim 2012 tarihleri arasında İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonunda ücretsiz olarak ziyarete açık kalacak.
27 Ekim 2012 tarihine kadar ziyarete açık kalacak “Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954” sergisinin 17 Nisan Salı akşamı 18:30’da Enstitü’de gerçekleşecek açılış davetine ilgili sivil toplum dernek yöneticileriyle, Köy Enstitüleri’nin son mezunları da katılacak.



Kaynak : 