Son dönemde mobil data trafiği muazzam bir artış göstermekte. Ancak akıllı telefonlarla gelen WhatsApp ve Vibre gibi çeşitli VoIP ve mesajlaşma uygulamaları mobil operatörlerin data trafiklerini paraya çevirmelerini engelliyor. Operatörlerin bu durum karşısındaki tepkileri ise, pazarın rekabetçiliği ve regülasyonuna bağlı olarak, bu uygulamaları direkt olarak bloklamaktan tutun da bu uygulamaları teşvik etmeye ve bir rekabet aracı olarak kullanmaya dek farklılık göstermekte. mVoIP’in mobil pazar üzerindeki etkileri tartışılmaz, ancak operatörlerin geleceği uygulayacakları stratejiye bağlı olacak.
Kısaca mVoIP adı verilen uygulamalar, son dönemde kullanıcılar tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmekte. Bu uygulamaların kullanımındaki artış ise 3 temel sebebe dayanıyor. Bunlardan ilki tabi ki smartphone cihazların gün geçtikçe gelişmeleri ve bu cihazlar için hazırlanan uygulamaların da bu gelişimle birlikte aşama kaydetmeleri. İkinci temel sebep, 3G ve bazı ülkelerde kullanımına başlanan LTE şebekelerinin mVoIP uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızda veri aktarımına olanak vermeleri. Sonuçta mVoIP uygulamalarında kesintisiz ve kaliteli bir iletişim için geniş bantın nimetlerinden faydalanılmakta. Son temel sebep ise ses ve veri aktarımı arasında fiyatlandırma bakımından 50 ila 100 kat arasında bir fark olması. Bu sayede 1 dakikalık bir VoIP görüşme aynı süredeki cep telefonu şebekesi üzerinden yapılan normal sesli görüşmeye kıyasla neredeyse ücretsiz hale gelmekte.
Peki mVoIP uygulamalarının artmasına operatörler nasıl tepki verdiler derseniz, bu noktada çok farklı yaklaşımlar görmek mümkün. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yerleşik operatör olan Etisalat gibi bazı operatörler, Skype ve benzeri mVoIP hizmetlerinin kullanılmasını direkt olarak bloke ettiler. Regülasyonun bu denli sıkı olmadığı rekabetçi pazarlarda ise müşteri kaybından korkan operatörler direkt bir bloklama yapmaktan çekiniyorlar. Örneğin ABD’li operatör AT&T, müşterilerinin Skype uygulaması indirmesine olanak tanıyor ancak bu uygulamanın mobil şebekede değil, yalnızca Wi-Fi şebekelerde kullanılmasına izin veriyor.
Geliri diğer firmalara nazaran daha az olan ve pazar payı kapma gayretinde olan mobil operatörler ise mVoIP uygulamalarını adeta birer pazarlama aracı olarak kullandılar. Örneğin İngiliz operatör 3, 2007 yılında Skype ile bir ortaklığa gitti ve Skype’tan Skype’a yapılan çağrıların tamamen ücretsiz olduğu Skypephone kampanyasını başlattı. 3 gibi operatörlerin bu kampanyalardaki amacının müşteri tabanını genişletmek ve bu müşterilerden farklı paketler ve kampanyalar ile gelir elde etmek olduğunu göz ardı etmemek lazım.
Bu yaklaşımlardan hangisi doğru derseniz, tümünün mantıklı izahları olduğu için bu doğru veya şu yanlış demek pek mümkün değil. Ancak burada atlanmaması gereken konu, mVoIP’ten rahatsız olan mobil operatörlerin aslında bu uygulamaları, pazarı değiştirmek için bir fırsat olarak görebilecekleri ve cesur adımlarla rekabette öne çıkabilecekleri gerçeği. Bu nasıl olacak derseniz 3 farklı yaklaşım olarak “nötralizasyon”, “akıllı fiyatlandırma” ve “mVoIP farklılaşması” kavramları öne çıkıyor diyebiliriz.
İlk yaklaşım, yani nötralizasyon aslında mVoIP’i engellemenin en basit yolu. Kullanıcılarınıza çok büyük ve hatta limitsiz ses paketleri satabilirseniz, kullanıcının mVoIP kullanma ihtiyacı kalmaz. Uygun bir fiyatla ayda 10.000 dakika verdiğiniz bir kullanıcı sürekli güncellemesi gereken, kararlılığından ve de güvenilirliğinden emin olamadığı mVoIP uygulamaları ile uğraşmayacak ve mobil şebekeyi kullanmaya devam edecektir. Tabi bunu sağlayabilmek için ses trafiğinden kazandığını kar marjında fedakarlık yapmanız ve buna uygun bir paket yaratabilmeniz gerekir. Ama bu paketi yarattığınız anda aslında mVoIP’in pazardaki avantajlarını da sıfırlayacağınız için rakiplerinizden 1 adım öne geçmiş olursunuz.
İkinci yaklaşım yani akıllı fiyatlandırma ise dakika başına, SMS başına veya MB başına fiyatlandırma yapmak yerine abonelerin asıl değer verdikleri şeyler olan erişim hızı, cihaz ve içeriğin temellerini oluşturduğu bir “değer merkezli fiyatlandırma” modelini öneriyor. Örneğin adil kullanım politikasının olduğu farklı hız paketlerinde ücretsiz veri, ses ve SMS hizmetleri sunarak mVoIP’in oluşturduğu tehdidi en aza indirgemek mümkün. Adil kullanım noktaları, müşteriler için kulağa pek de hoş gelmese de sunduğunuz hız gerçekten de fark yaratabilirse pazarda farklılaşmanız mümkün olabiliyor.
Üçüncü yaklaşımsa mVoIP farklılaşması adı verilen bir yöntem. Bu yaklaşımda operatörler kendi mVoIP servislerini sunmaya başlıyorlar ve bu servislere Skype veya diğer ünlü VoIP servislerinde olmayan bazı katma değerli özellikler ekleyerek mVoIP tehdidini kendi lehlerine çeviriyorlar. Şimdiye dek bu yöntemi benimseyen ve aktif olarak kullanan bir operatör olmadı ancak bu yöntem sayesinde hem mVoIP’in gücünü rakiplere karşı kullanmak hem de ekstra özellikleri ücretli yaparak fark yaratmak mümkün hale gelebilir.
LTE’nin benimsenmesi ile birlikte, VoIP standartları da tamamen değişecek ve şimdilik VoLTE (Voice over LTE) adı ile bilinen yeni bir servis gündeme gelecek. LTE asıl gücünü veri iletiminden aldığı için operatörlerin de bu alanda çalışma yapmaları son derece önemli. Ne olursa olsun, operatörlerin sadece mVoIP özelliğini bloke ederek gelirlerini korumaya çalışmaları artık pek mümkün olmayacak. Dolayısıyla da kazananı operatörlerin stratejik hamleleri ve bu hamleleri ne kadar çabuk yaptıkları belirleyecek.



Kaynak : 