Söyleşinin ilk bölümünü Cem Soysal : İş Fikirde Bitmiyor, Önemli Olan İcraat ve Bunu Sürekli Kılabilen Kadro Kıymetli – 1 ve ikinci bölümünü Cem Soysal : Inventram 21 Tane Dünya Çapında Patent Başvurusu Çıkardı – 2 başlığı altında izleyebilirsiniz.
Cem Soysal : Türkiye için fark yaratacak bir takım teknolojilerin buluşların peşindeyiz. Çünkü Türkiye bugüne kadar, sizinle de beraber çalıştık: Bilgi teknolojileri sektöründe, bunu söyleyince sektör bana kızıyor, yabancı teknolojiyi, efendim, ithal ettik. Türkiye’ye sattık. Bunu yaptık yani.
turk-internet.com : Çok haklısınız, Türkiye bilişimde üreticilik yerine temsilcilik yapıyor.
Cem Soysal : Sektörü biraz anlıyorum, çünkü kendi sektörüm. Hakikaten yabancı teknolojiyi ithal ettik sattık. Bugün 8-9 milyar dolarlardan bahsediliyor. Bunun aşağı yukarı 800-900 milyon doları yani yüzde 10’u Türkiye’de geliştirilen yazılımdı. Türkiye’de geliştirilen orandır.
Biz bu akışı biraz tersine çevirebilir miyiz? Koç Holding’in gücüyle? Koç Holding grubu Inventram’a bu gücü verdi. Türkiye’de bir takım teknolojileri bulup geliştirip, Türkiye’den dışarı ihraç edebilir miyiz, biraz bunun peşindeyiz açıkçası.
Onun dışında nelere bakıyoruz? Tabii ki pazara giriş kolaylığına bakıyoruz. Hayata geçiş süresine bakıyoruz. Mevzuata uygun mu buna bakıyoruz. Ortadaki teknoloji.
Ama her şeyden önce, baktığımız bir şey var; insan kaynağı. Arkasındaki insan kim?
Şöyle bir şey de oluyor Türkiye’de. Adam sabah Antalya’da kalkıyor. Sanayi Sitesi’nde dükkanını açmaya giderken, birden ilham geliyor; “dur ben şurdan bir elektrikli araba yapayım” diyor. Şimdi bu arkadaşı saygıyla ve heyecanla karşılamak lazım. Elektrikli arabayı bu adam yapabilir, ama bizim ona nefesimiz, gücümüz, sabrımız yetmeyebilir. Aynı proje bize ODTÜ’deki elektronik fakültesinden profesörden gelse biz daha fazla ciddiyetle yaklaşıyoruz. Öbürüne biraz daha şüpheyle yaklaşıyoruz.
Ürünün arkasındaki insan kaynağının gerek geçmişi, gerek yapabilirliği, gerek tecrübeleri o işi justify ediyor mu? O işi bir yere bizle birlikte, bizim koyacağımız güçle, bir yere taşır mı? Çünkü bizim koyduğumuz güç sadece finansal güç değil. Biz bugün evet işin içine para koyuyoruz, ortak oluyoruz, ama en önemlisi bizim paramız kıymetli diyoruz. Neden? Herhangi bir fonun; herhangi bir yerli veya yabancı fonun getirebileceği en önemli şeyi getiriyoruz. Türkiye’deki en büyük şirketlere kapısını açıyoruz.
Bu önemli. 140 firmanın arasından elle en önemli firmaları şeçiyoruz diyoruz ki; senin teknolojin bu firmalarda iş yapar. Çok net bir örnek vereceğim. İş ortaklığı yaptığımız ve yatırım sürecinde olduğumuz Kadev diye bir firma var. Daha detaylı şekilde vereyim. ODTÜ’de doğmuş bir dijital görüntü işleme firması. Bu firmayla 12 Koç firmasını ziyaret ettik. 9’una pilot kurulum yaptı. 3 tanesine şu anda fatura kesiyor. Geri kalan 6 tanesi de ilgili teknolojiyle.
Şimdi bu firma Koç Grubu’na giremeyebilirdi. Biz ona aracı, biz ona kapı olduk. Böyle de bir kabiliyetimiz böyle de bir gücümüz var. Sağ olsun Koç Holding firmaları bizim getirdiğimiz projelere çok detaylı bakıyor. Bir ihtiyacı varsa mutlaka o teknolojileri bünyesine alıyor. Daha da güzel bir şey olabiliyor. Koç Holding firmaları hepsi birer dev. Biz en küçüğüyüz bugün aralarında. Bu Koç Holding firmaları eğer teknolojiyle ve şirketle istediği şekilde ilgilenirse stratejik yatırımcı olarak da o işle ilgilenebiliyor.
Cem Soysal-2 Inventram – turk-internet
turk-internet.com : Seçtiğiniz projeler Koç grubuyla nasıl entegre ediliyor?
Cem Soysal : Müşteri olabiliyor, stratejik yatırımcı olabiliyor veya genç firmayı iş ortağı olarak yanına alabiliyor. Bu üç açılımla herhangi bir genç girişime lig atlatabiliyor. Yani finansal olarak lig atlatabiliyor ya da iş boyutu olarak lig atlatabiliyor. Böyle de bir getirimiz var. Günün sonunda, bizim baktığımız kriter; yenilikte.
Ne destek veriyorsunuz derseniz finansal destek veriyoruz. Finansalları yönetme konusunda destek veriyoruz. Çünkü bakıyoruz, bir takım profesörler var hakikaten alanlarında ilah gibi insanlar Georgia Tech’ten ya da Stanford’dan. Dünya’nın çok iyi üniveristelerinden profesörlerle çalışıyoruz. Hatta bir tanesiyle bugün bir şirket kuruyoruz. Bir elektronik teşhis cihazı üzerine. Kan teşhis cihazı. Mobil bir cihaz. Bunun etrafına bir şirket kuruyoruz.
Fakat bu insanlara finansalları gel yönet, ya da müşteriyi gel yönet deme şansınız yok. Çünkü o konuda fazla bir uzmanlıkları, fazla bir tecrübeleri yok. Kendi yaptıkları, iyi bildikleri bir işi yapmak istiyorlar.
Bizim de iyi bildiğimiz bir iş bir ürünü alıp etrafına bir şirket kurup onun etrafına bir bütçe disipliniyle “corporate government” ; bir kurumsal bütünlük sağlayıp onu da götürüp bir faturaya çevirmek, müşteriyi yönetmek ondan sonra da. Bizim bildiğimiz iş bu. Ticari geliştirme.
Ticarileştirme geliştirmenin de gereklerinde finansal yönetim var, hukuki yönetim var, müşteri yönetimi var. Biz de bu bileşenleri masaya getiriyoruz. Gerektiğinde işin içine bu konuda mutlaka profesyonel koyuyoruz. Kendi seçtiğimiz profesyöneli koyuyoruz. Ve o yapının gidişatını, bu bir proje olabilir bir yatırım olabilir, hem operasyonel açıdan hem finansal açıdan yakın takibe alıyoruz.
Yakın takibe de şu anlamda alıyoruz; önünü açmak için. Yani biz diyoruz ki arkadaş laboratuvarda ürün geliştirmede çok fazla vakit kaybetme, bir an önce işi müşteriye taşıyalım. Bir an önce işi finansal başarıya taşıyalım. Bunun için ne yapmamız gerekiyorsa bize söyle yapalım. Bizim böyle de bir akıllı desteğimiz var diyebilelim.
turk-internet.com : Teşekkür ederiz. Bu bölümü de kapatıyoruz.
Bu söyleşinin son bölümünü gelecek hafta okuyacaksınız..



Kaynak : 