Turkcell’de karmaşa sürüyor. Şimdi de yönetim kurulundaki 4 kişinin –Yönetim Kurulu Başkanı Colin J. Williams, Yönetim Kurulu üyeleri Gülsün Nazlı Karamehmet Williams, Alexey Khudyakov ve Karin Eliasson’un –görev süreleri 29 nisan itibariyle dolduğu için üyelikleri düşürüldü. Yönetim Kurulunda sadece SPK’nın geçen yıl sonunda yayınladığı tebliğ çerçevesinde atanan 3 bağımsız üye kaldı.
Turkcell’de 7-8 yıldır süren ortaklar arası çekişmeler anlaşılan Türk yetkilileri artık bıktırdı. Bu konuda açıklamaları zaten 2-3 yıldır duyuyorduk. Örneğin BTK Başkanı Tayfun Acarer, daha 3 yıl öncesinde yaptığı bir açıklamada Turkcell’in borsaya açık kısmıyla ilgili sorumluluklara ve ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar sonucunda, küçük hissedarların zarar gördüğüne işaret etmişti.
Benzer bir açıklama, 2 farklı boyutla birlikte Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’dan geldi. Turkcell’in özel şirket olduğunu, kamunun hissesi bulunmadığını ancak halka açık olduğu için özellikle azınlık hissedarlar açısından SPK’nın görevleri bulunduğunu hatırlatan Babacan Bloomberg ve Habertürk ortak canlı yayınında soruları cevapladı ve Turkcell Yönetim Kurulu’nun belirlenmesi süreci konusunda :
“Şimdi yine çıkmaza girerse, SPK mecburen birkaç adım atacak. Sonuçta böyle bir şirketin yönetimsiz kalması, başıboş kalması mümkün değil. Biz, buna izin veremeyiz. Halka açık bir şirketle ilgili de SPK’nın görevi, fonksiyonu vardır. Devlet bir bu açıdan bakıyor.
İkincisi, yine düzenlenen bir sektör olduğu için, telekomünikasyon konusunda topu topu üç operatörden biri olduğu için, özellikle BTK tarafından da düzenlenen bir sektör olduğu için o sektörün düzenlemelerine uyan bir şirket olması gerekiyor.
Üçüncü bir bakış açısı da stratejik bir kuruluş. Çünkü pazar payı en yüksek olan şu anda mobil telefon operatörü. Dolayısıyla o şirketle ilgili bir aksaklık, Türkiye’nin genel iletişim ve ticari yapısıyla ilgili aksaklığa sebep olabilir.
Bizim arzumuz, bu şirketin ortaklarının uyum içerisinde çalışıp, şirketle ilgili kararlarını alıp, şirketi kendilerinin yönetmesi. Asıl bir numaralı tercihimiz, olması gereken bu.”
Turkcell’de sorun –bu yıl dahil– son 3 yıldır yoğun bir şekle büründü. Öyle ki, genel kurul yapılamıyor. Yönetimler ibra olunamadığı için, temettü de dağıtılamıyor. Bu ise Turkcell’e yatırım yapmış olan küçük hissedarın, asıl kavgayı yapan büyük hissedarlar tarafından zarara uğratılması anlamına geliyor. Ali Babacan da bu konuya dikkati çekiyor:
“Böylesine stratejik açıdan önemli olan hem düzenlenen telekomünikasyon sektöründe bir şirket olması hem de halka açık olması, bu şirketin bir bakıma yönsüz, başıboş, idaresiz, yönetim kurulsuz bir şirket haline düşmesine bizim müsaade etmemiz mümkün değil.
Yönetim Kurulu üyelerinin tamamının görev süresi bitti. Yönetim Kurulu olmayan bir şirkete göz yummak mümkün değil, böylesine dediğim açıdan önemli bir şirkete. Dolayısıyla kendi aralarında anlaşıp bağımsız üye atayamadıkları için SPK mecburen bağımsız üye atadı. Çünkü aralarında anlaşıp bağımsız üyelerini kendilerini belirleselerdi o zaman o üyeler şu anda görevdeydi. Bunu da yapamadıkları için, isim dahi öneremedikleri için SPK mecburen atamak durumunda kaldı. Şimdi yine çıkmaza girerse SPK birkaç adım atacak mecburen. Sonuçta böyle bir şirketin yönetimsiz kalması, başıboş kalması mümkün değil. Biz buna izin veremeyiz.”
Babacan konuşmasında SPK’nın daha başka işlemler de yapabileceğine dair işaret verdi :
“SPK’nın çok daha geniş yetkileri var. Bu yetkileri basamak basamak kullanır”
Turkcell’de dün toplanması gereken olağan genel kurul, Virgin Adalarında ortak kurdukları Turkcell Holding isimli şirketle Turkcell’e % 51 oranında ortak olan Çukurova Grubu ile Rus Altimo’nun yönetim kuruluna bu payı temsilen atayacakları isim üzerinde anlaşmaya varamamaları nedeniyle gerçekleştirilemedi[3].
Genel kurul dün yapılamayınca, Turkcell’in yönetiminde SPK’nın martta atadığı Ahmet Akça, Atilla Koç ve Mehmet Hilmi Güler kaldı. Üye sayısı üçe inen yönetim kurulu işlevini yitirmiş oldu.
Rus Altimo’nun Genel Kurulu kilitleme nedeninin İngiliz Üst Mahkemesinden beklediği karar olduğu belirtiliyor. Mahkeme aralarındaki kredi ilişkisi nedeniyle mahkemelik olan Çukurova ile Altimo’nun (Alfa) davalaşmasına konu olan hisseleri Çukurova’nın alabileceğine karar vermiş ama detayları henüz açıklamamıştı. Son günlerde TMSF tarafından haciz çemberine alınan Çukurova’nın zor duruma düştüğü ve bu hisseleri alamayabileceği düşünülmüş olabilir.
Ancak bu durumda TMSF’nin devreye girerek, Çukurova’nın Ruslara ödemesi gereken parayı ödemesi ve Turkcell’de kontrolü ele alması gibi bir yol olduğu tartışılıyor. TMSF’nin 1.9 milyar dolar civarındaki ödemeyi yapabileceği ve bunun ardından kontrolü sağlayan bu hisseleri satabileceği belirtiliyor.



Kaynak : 