Türkiye’de son 2 gündür gündemin en sıcak maddesi Gezi Parkı’nda yaşananlar. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 2011 seçimleri öncesinde açıkladığı Taksim Meydanı’nın yeniden düzenlenmesi projesi kapsamında, Gezi Parkı yıkılarak Sultan 3. Selim zamanında inşa edilen Topçu Kışlası’na dönüştürülmeye çalışılıyor. Ancak bu binanın kışla olarak değil, rezidans ve AVM olarak hizmet vereceğinin resmi ağızlardan doğrulanması sonrasında tepkiler başladı. 1940 yılından bu yana Taksim’in soluk almasını sağlayan bu yeşil alanın AVM’ye dönüştürülmesini protesto eden gruplar ise, Gezi Parkı’nda nöbet tutarak iş makinelerini parka sokmamaya çalışıyor.
Gezi Parkı’ndaki direniş dün sabah polisin biber gazlı sert müdahalesi sonrasında hem yurt içinde hem de dünya basınında geniş yankı uyandırdı. Twitter’da TT (trending topic) listelerine giren ve yaklaşık 30 saattir bu listelerden çıkmayan Gezi Parkı, bir anlamda New York City’de Occupy hareketinin başlangıç noktası olan Özgürlük Parkı’na (eski adıyla Zuccotti Park) dönüştü.
Dün akşam saat 19.00 sularında gittiğimiz parkta geniş katılımlı bir miting vardı. Biz de siz okuyucularımıza olan biteni anlatmak ve turk-internet.com olarak tarihe not düşmek adına bu mitingi ve Gezi Parkı eylemini yerinde takip etmeye çalıştık.
19.00 sularında başlayan miting, binlerce insanın katıldığı, sloganların atıldığı, KESK ve Maden-İş başkanları gibi STK temsilcilerinin katıldığı, Kardeş Türküler gibi grupların mini konserler verdiği bir şenlik havasındaydı.
Saatler ilerlerken, eylemci kalabalık azalmak yerine arttı ve binlerce insan bir yandan Gezi Parkı’nı savunurken bir yandan da bu parka yapılmak istenen “dönüşüm” üzerinden AKP politikalarını eleştirdi. Eylemde en fazla alkış alan konu ise Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü web sitesinin Red Hack tarafından çökertildiği haberinin sahneden verilmesi oldu. Eylem sırasında çektiğimiz kısa bir görüntüyü, en azından eylem havasını görmek adına aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Gezi Parkı – Noete.com – Vimeo.
Dediğimiz gibi dün gece, Gezi Parkı’ndaki eylem tam bir şenlik havasındaydı ve orada bulunduğumuz zaman aralığında ise göze çarpan taşkınlık veya şiddet eylemi söz konusu değildi. Ancak polisin bu sabah da tıpkı dün sabah olduğu gibi erken saatlerde (05.00 suları) eylemci gruba biber gazıyla müdahale ettiği rapor ediliyor. Bu müdahalenin gün içinde de aralıklarla tekrarlanması sonucunda pek çok kişinin yaralandığı, metrodaki yolcuların gazdan etkilendikleri, çevredeki hastanelere kaldırılanlar olduğu ve Taksim Meydanı’nın sürekli gaz altında olduğu rapor ediliyor, Twitter ve Facebook gibi sosyal mecralardan da çeşitli resimlerle izlenebiliyor.
Bu eylemin şaşırtıcı yanlarından birisi ise, tıpkı dünya genelindeki occupy eylemlerinde olduğu gibi polisin sert müdahalesine, biber gazına ve yıldırma çabalarına rağmen insanların vazgeçmemeleri ve hatta daha çok sayıda insanın eyleme destek vermeye gelmesi.
Şu anda Twitter’da tüm dünya genelindeki Trending Topic listesinde hala #direngeziparkı etiketiyle yer alıyor. Türkiye için hazırlanan listede ise, #GeziParkıCanlaBaşla, EylemBahane MuhalefetŞahane, #BugünTelevizyonlarıKapat, TribünlerTekYürek DayanGeziParkı, HükümetYıkılsın YerineAVMYapılsın gibi etiketler var. Listedeki 10 etiketin 8’inin Gezi Parkı’yla ilgili olması son derece dikkat çekici.
Bunun nedenini gün içinde Buğday derneğinin gün içinde yaptığı açıklamadan da görmek mümkün. Açıklama şu şekilde;
Doğayı yok etme hakkımız yok!
Buğday Derneği olarak doğanın ve onun haklarını savunan insanlara yapılan acımasız müdahalelerin bir an önce durdurulmasını ve İstanbul’da, Tekirdağ’da, Anadolu’da toprağın, suyun, ağacın, hayvanların… doğanın haklarının geri verilmesini talep ediyoruz.
Taksim Gezi Parkı’nda günlerdir, binlerce insan, ağaçları ve İstanbul’un canlılarını korumaya çalışıyor. Kentine ve doğasına sahip çıkanlar, toplumun güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların gaz bombalarıyla karşılaşıyor.
Bugün vadilere yapılan HES’ler, ormanlara yapılan maden ocakları, kumsallara yapılan beton binalar, İstanbul’un ortasındaki ağaçlar, tarlalara, ağaçlara atılan kimyasal ilaçlar, kentleştirilmeye çalışılan köyler, termik santraller yüzünden değişen iklim, yarın üçüncü köprünün bağlantı yolları, üçüncü havaalanı, nükleer santraller… Sadece gaz bombaları değil, bu tahribat yaşam damarlarımızı, nefesimizi kesiyor.
Biz Buğday Derneği olarak doğanın ve onun haklarını savunan insanlara yapılan bu acımasız müdahalelerin bir an önce durdurulmasını ve İstanbul’da, Tekirdağ’da, Anadolu’da toprağın, suyun, ağacın, hayvanların… doğanın haklarının geri verilmesini talep ediyoruz.
Taksim Gezi Parkı’ndaki hak arama ve sahip çıkma eylemi, günlük yaşamımızın bir parçası olan ekolojik sorunların artık ne kadar politik ve yaşamsal olduğunun da bir göstergesi olmuştur. Politikacıların artık ekolojinin ne denli yaşamsal bir mesele olduğunu görmezden gelmeleri mümkün değildir.
Doğayı yok etme hakkımız yok!
Yetkililerden, var olan durumu yok sayarak yürüttükleri bu çağ dışı bertaraf etme eğilimini terk etmelerini ve doğanın haklarını savunanlarla diyaloğa girmelerini, katılımcı demokrasiyi yürürlüğe sokmalarını talep ediyoruz.




Kaynak : 