Geçtiğimiz haftalarda tablet ihalesi gerçekleştirilen, akıllı tahta ihalesi ertelenen[1], Türkiye’nin gelmiş geçmiş –özel ya da kamu sektöründeki– en büyük bilişim projesine turk-internet.com olarak bir göz attık. 8 milyar TL’yi aşması beklenen toplam rakamı ile dünyada ilgili ürünü olan her firmayı heyecanlandıran proje, bu nedenle devamlı spekülasyonlara konu oluyor.
İhalelerde kendilerine uygun koşulların yer almadığını ya da şansları olmadığını gören firmalar, yetkilileri ziyaret ettikleri kadar, gazetecileri de arayarak, düşüncelerini iletiyorlar. Zaman zaman ihaleye değin olumsuz yorumları da okuyoruz. Ama kabul etmek lazım, proje bu hükümetin en olumlu projelerinden birisi. Tabi eğitim ve üretim alanında ülkemiz açısından yıllardır beklenen önemli fırsat olduğunu farkındaysak ve değerlendirebilirsek. Şimdi ne demek istediğimize daha yakından bakalım;
Eğitim Açısından Fırsatlar Değerlendirilebiliniyor mu?
15 milyon öğrencinin eline tablet verilmesi, bu çocukların çağı yakalaması anlamına geliyor. Üstelik maliyeti de daha fazla olmasa gerek. Bu haber için Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki ilgili bölümlere sorularımızı gönderdik. Henüz dönmedikleri için biz kendi tahminlerimizl yuvarlak rakamlar olarak verelim;
Bugün devlet ilk öğretim ve lise öğrencilerine kitapları ücretsiz veriyor. Her öğrenciye yılda 10-15 arası, 4+4+4’den hesaplanırsa, 12 yılda en kötü ihtimalle 120 kitap veriliyor. Her bir kitabın 10 TL olduğu düşünülürse, bu rakam (bugünkü fiyata –present value– indirgemeden düz hesapla) toplamda öğrenci başına 1,200 TL eder.
Tablet ihalesinde ihaleden çıkacak rakamların ne olacağı belirsiz olsa da, konuya yakın kişilerle yaptığımız görüşmelerden aldığımız havayla, bu rakamın çok altında, hatta yarıya yakın olabileceğini düşünüyoruz.
Fiyatın yanında, çocukların 10 tane kitap yerine 1 tane tablet taşıması, gencecik vücutları ağırlıklarla yormamak tabi ki akıllıca olsa gerek.
Ama projenin en önemli kısmının “içerik” olduğunu unutmamamız lazım. Geçtiğimiz günlerde İngiltere’de yapılan bir araştırma buna işaret ediyordu[2].
İçerik derken, bir yandan ders içeriklerini kastediyoruz. Ama yanısıra acaba çocukları –tam da ülkemiz eğitiminde eksik olduğu düşünülen yönde– yaratıcılığa ve belki de yazılım geliştirmeye yöneltecek içerikler olacak mı?
Ders içerikleri derken, bir soru da şu; o içerikler acaba yaratıcı, çocukların eğitimlerini, öğrenmelerini kolaylaştırıcı, meraklarını bilime yönlendirici içerikler olacak mı? Bu konudaki planları Milli Eğitim Bakanlığı’nda içerikten sorumlu daire başkanına sorduk. Cevaplar ulaştığında yayınlayacağız.
Tabi bir de bu tabletlerin ders dışında da kullanımları var. Daha önceki eleştirilerde tabletlerin 3G olmaması şikayet konusuydu. Son gelişmelerle boş da olsa bir 3G yuvası var. Ama nasıl kullanılacak hala soru işareti.
Yani eğitim açısından 3 sorumuz var.
- Proje modern, içerik klasik mi?
- Aktif içeriğe yani çocukların yaratıcılık yapmalarına müsade edecek hatta tetikleyecek içeriğe yer var mı?
- Ders dışı kullanımlar nasıl olacak?
Türkiye’nin IT’deki Makus Talihi, Bu Projeyle Değişir mi?
Projeye ciro büyüklüğü açısından bakalım; İnternetten taradık. “Dünyanın en büyük IT projeleri” diye bir liste bulamadık ama muhtemelen proje IT sektöründe, tüm dünyadaki en büyük 5 ya da 6 projeden birisi[3].
Zaten bu nedenle, dünyadaki pek çok dev şirket ve yöneticileri geçtiğimiz dönemde ülkemizi sırayla ziyaret edip şanslarını değerlendirdiler.
Ama yerli bilişimciler olaya şu şekilde bakıyor; acaba bu proje Türkiye’yi IT konusunda büyük tüketici’likten “ve/veya” büyük üreticiliğe de yönlendirebilir mi? Bu kadar para verildiğinde, bazı yararların kalıcı olması sağlanabilir mi?
Aslında BTK ya da Savunma Müsteşarlığı son yıllarda bu tür yaklaşımlar gösterip, bizi sadece tüketici olmaktan, biraz da olsa geliştirici tarafına yönelmemizin önünü açtılar. 3G ihalesi bunun bir örneği.
Yerel üreticiler, çok uluslu firmaların yıllardan bu yana –yerelde mevcut üretici kapasitesi olsa bile– pazardaki tüm bilişim projelerini alıp, yerel ortaklarının önüne ancak “kılçık (tabiri caiz ise)” fırlatmalarından rahatsız. Bugün 60-70 milyar $’larda verilen bilişim sektörü büyüklüğü rakamlarının içinde yerel olan miktar 1 milyar $ bile olmayabilir deniliyor.
Ama tablet üretiminin ülkemizde yapılmasını mecbur bırakılması ile elde edilecek teknolojik knowhow, belki doğurgan olabilir ve önümüze bir kaç teknoloji (connected cihazlar gibi) şansı getirebilir. Projeye 8,5 milyar verilir ama karşılığında alınan belki bir “kıvılcım” olabilir.
Çünkü Fatih Projesinde de böyle bir yaklaşım var. Tablet ve akıllı tahta ihalesinde şartlar, firmaların yerel (kendileri ya da iş ortakları ile) üretim yapmaları mecburiyetini getiriyor.
Pardus ve Mesleki Yeterlilik Sertifikası
Yanısıra, özellikle Tübider’in ikaz ettiği konu var. İhale şartnamesinde yapılan değişiklik sayesinde kurulacak etkileşimli tahtalara hizmet verecek servis ağında çalışanların, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından tanımlanan Ulusal Meslek Standardına göre Bilgi İşlem Destek Elemanı sertifikasına sahip olmaları gerekiyor. İlgili zeyilname maddesi şu şekilde :
“5.4. İsteklinin, tamamı kendisine veya alt yüklenicisine ait Türkiye çapında 7 farklı coğrafi bölgeyi kapsayacak şekilde, TSE Hizmet yeri yeterlilik belgesine sahip servis ağı bulunacaktır. Söz konusu servis ağlarına ait TSE Hizmet yeri yeterlilik belgelerini gösteren liste, sözleşme imzalanmadan beş gün önce MEB’na teslim edilecek ve telim tutanağı UDHB’na verilecektir. Bu servis ağı bünyesinde, ET kurulumu yapılan her ilde en az 1 tane olmak üzere, ildeki her 1000 (bin) tahta için 1 tane olacak şekilde (500’ü aşan küsuratlar bir üstteki 1000’e tamamlanacaktır), Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından tanımlanan Ulusal Meslek Standardına göre Bilgi İşlem Destek Elemanı (Seviye 4) çalıştıracaktır. Bu çalışanların listesi ve belirtilen standarda göre yetkinliğini gösteren belgelerle sertifikalar, sözleşme imzalandıktan sonraki 6 ay içinde MEB’e sunulacaktır. Bu konudaki Yetkilendirme ve sertifikasyon sürecinin bu tarihe kadar tamamlanmamış olması durumunda, yetkilendirme ve sertifikasyon sürecinin hazır olmasına müteakip 90 gün içerisinde söz konusu liste, belge ve sertifikalar tamamlanarak MEB’na sunulacaktır.”
TÜBİTAK bu ihalede alınacak akıllı tahtaların sadece Pardus altında çalışmasını şart koşmakta. 64 Bitlik Pardus’un yeni 2013 sürümü için kamuda kullanılmaya başlanmasına rağmen bu konuda etkileşimli tahtalara destek verecek deneyimli ve sertifika sahibi çalışan eksiği bulunmaktadır.
İhaleye “BT Destek Elemanı (Açık Kaynak Kodlu Sistemler) Mesleki Yeterlilik Belgesi” zorunluluğu getirilmesinin ardından Tübider, MEB, MYK ve Tübitak birlikte hızlı ve yoğun bir tempo ile sertifika programı hazırlayacaktır. TÜBİDER ilgili mesleklerde sertifikasyonun sağlanması için gerekli adımları atmaya hazırlanmaktadır.
Bu da çoktandır tartıştığımız “yerel işletim sistemine” hayat verecek gibi duruyor. Mesleki alanda ise yeteneklerin geliştirilmesi şeklinde bir heyecana yol açıyor. Sektör de bu şekilde değerlendiriyor.
İhalelere Kimler Girdi ve Bazı Eleştiriler
Akıllı tahta ihalesi, şartnamede yukarıdaki dahil bazı değişiklikler yapıldığı için 23 temmuz ertelendi. Ama en az 4 firmanın katılması bekleniyor.
Tablet ihalesine ise 11 katilim olduğu, sadece 9’unun teklif verdiği bildiriliyor. Bu firmalar sırasıyla Samsung Kore, Apple, Vestel, General mobile-Atmaca-Telpa, HP, Casper-Exper-Probil, Termikel-Mobiltel, Microsoft, Arçelik. İhaleye Toshiba ile Samsung Türkiye’nin teklif vermediği belirtiliyor.
İhaleye göre birinci olan firmadan % 60 ve ikinci firmadan % 40 alınacak. Önemli bir nokta; işletim sisteminin açık kaynak olma zorunluluğu. İhaleye katılan Apple ve Microsoft’tan da kodlarını açmaları bekleniyor. Ama bu konu soru işareti. Acaba ne kadar ya da nasıl açacaklar?
İhalede eleştirilen bir husus, 3 yılda alınacak olan tabletler için ihalenin tek seferde yapılması. Bunu sorduk; aldığımız cevap şu şekilde; ihale rakamının 10 milyon olması durumunda doğru bir rakama, mantıklı bir fiyat düzeyine ulaşabileceği düşünülmüş. Diğer yandan bu 3 yılda ürünlerde olabilecek teknolojik gelişmelerin, ihale kapsamında zaman içinde teslim alınan tabletlere uygulanması beklenecek. Dolayısıyla bu eleştiri çok anlamlı değil.
Aksi durum yani 3-5 milyon adetlik ihalelerde bir sorun da; farklı ürünlerin garanti parkının yönetimi. Bu nedenle olayın basitliği ve yeknesaklığı açısından tek kerede ihale yapılıyormuş.
Bir başka eleştiri; firmaların numune vermemesi. İhaleye katılan firmalar numune vermemiş durumda. Ama teknik şartnamenin üzerinde hala çalışıldığı ve hatta yıl sonuna kadar ancak bitirilebileceği belirtiliyor.
İhalelerde 3’lü pazarlık olduğu ve bu nedenle de çok çekişmeli geçmesi bekleniyor.
Şimdilik notlarımız bu kadar ama konuyu okuyucularımıza bilgi aktarmak için incelemeye ve takip etmeye devam ediyoruz.
[1] Fatih Projesinde Akıllı Tahta İhalesi Yarın
[3] İnternette bulabildiğimiz daha büyük 2 projeden biri, İngiliz sağlık sisteminde kimliklere ait olan 17 milyar $’lık proje (U.K. Ends Health-Service IT Upgrade) diğeri ise toplam rakamına ulaşamadığımız (yıllık bütçe 300 milyon $ gibi), 1,2 milyar Hint’li vatandaşın kimliğini digitalleştirmeyi hedefleyen proje.



Kaynak : 