web analytics
Perşembe, Haziran 25, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER ARGE - Inovasyon Eğitim

Üniversite Bütçeleri: ABD’nin Herhangi Bir Üniversitesinin Yanında Devede Kulak

Üniversitelerimizin bütçe büyüklükleri temelde sahip olduğu öğrenci, personel ve bina ve benzeri yatırım giderleri üzerinden hesaplanmaktadır. Bu bütçeler, üniversitelerin işlev ve ürettiklerine göre belirlenmemiştir. Üreten üniversiteler daha çok araştırma desteği almalı diye düşünüyorum. Aslında mevcut stratejik planlama da bunu gerektiriyor. Her birim uzun ve kısa süreli planlamasını yapmalı ve ulaşmak istediği hedefe uygun proje üretmeli ve hedefini gerçekleştirmek için bütçe talep etmelidir. Aynı zamanda her yılda hedefini tutturup tutturmadığı da belirlenmeli ve sorgulanmalıdır. Bu bağlamda kişiler, anabilim dalı ve kurumlar daha fazlasını yapmaya çalışmalı. Çok üreten ve nitelikli insan yetiştiren üniversite birimleri daha çok destek görmelidir. Türkiye bu farkı yaratmadıkça üniversitenin doğasını ve işlevini anlayamamış demektir.

Prof.Dr.Ibrahim Ortas-Prof.Dr.Ibrahim Ortas
2 Aralık 2013
-Eğitim
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Bilindiği gibi Kasım-Aralık ayları bütçelerin TBMM’de konuşulduğu ve yasallaştığı dönemdir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi Üniversiteler de bu aralar kendilerine verilen bütçelerini konuşuyorlar. Rektörler doğal olarak bir yılı hazırladıkları bütçe tablolarına göre yönetecekler. Üniversiteler 5018 Sayılı Yasaya dayalı olarak Maliye Bakanlığı bütçeleme tekniği kuralları göre geçici bütçe hazırlar ve Maliye Bakanlığına sunar. Eskiden DPT, şimdiki Kalkınma Bakanlığında yatırım bütçesi koparmak için kulisler yapılır. Türkiye üniversiteleri çok genç oldukları için bina alt yapı için daha fazla yatırım ve bütçe talep edilir. Şimdi de sanırım benzer süreçler işliyordur. Bütçelerin ağırlığını yatırımlar ve personel giderleri oluşturur. Personel bütçeleri sabit elemanların maaşı üzerinden hesaplanmakta, yatırımlar önceden öngörüldüğü için hemen hemen üniversitelerin bütçeleri belirli. 2014 yılı için TBMM Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Yükseköğretim Kurumu (YÖK) ve üniversitelere 16 milyar 939 milyon 10 bin lira bütçe ayrıldığı bilgisi basına yansıdı.

Hazineden ayrılan bütçe ödeneklerine göre 2014 yılı YÖK, Üniversite ve Yüksek Teknoloji Enstitülerinin ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla bütçeyi sırası ile şu üniversiteler aldı;

    Üniversiteler Aldıkları bütçeTL
    İstanbul Üniversitesi 786.510.000
    Hacettepe Üniversitesi 551.282.000
    Ankara Üniversitesi 541.982.000
    Gazi Üniversitesi 537.509.000
    Ege Üniversitesi 479.132.000
    Dokuz Eylül Üniversitesi 421.122.000
    Atatürk Üniversitesi 382.000.000
    Anadolu Üniversitesi 378.833.000
    Marmara Üniversitesi 373.529.000
    Selçuk Üniversitesi 342.805.000
    Orta Doğu Teknik Üniversitesi 336.810.000
    Çukurova Üniversitesi 335.092.000
    Uludağ Üniversitesi 310.501.000

Ve diğerleri..

En düşük payı alan üniversiteler içinde ne yazık ki Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ABTÜ) ise 41.018.000 TL ile sondan 6 sırada kalmıştır. Yeni kurulan ABTÜ bütçesi bu ise nasıl güçlü bir üniversite olacak, nasıl bölgenin yıldızı olacağız. Bu konuda Adana’da çok önemsenen Bilim Teknoloji Üniversitesi daha çok destek görmelidir. Adana her konuda ihmal edildi ancak eğitim ve üniversiteye destek konusunda da çok ihmal edildi. Çukurova Bölgesinin bir bütün olarak kalkınması için Adana ve Üniversitelere ciddi destek çıkılması gerekir. ABTÜ ile yerleşim yeri belirlenmesi konusunda iki üniversite yan yana olamayacağı ve tarım toprakları üzerine her türlü betonlaşmaya kaşı çıktığımızı belirtmekle birlikte Adana’ya çağın gereklerine uygun farklı söylemi olan güçlü bir üniversiteye değil itiraz etmek, tam tersi her türlü destek olunmalıdır.

Üniversite Bütçelerinde Bilimsel Araştırmalar Değil Personel ve Yatırım Payı Aslan Payı

Üniversitelerimizin bütçe büyüklükleri temelde sahip olduğu öğrenci, personel ve bina ve benzeri yatırım giderleri üzerinden hesaplanmaktadır. Bu bütçeler, üniversitelerin işlev ve ürettiklerine göre belirlenmemiştir. Üreten üniversiteler daha çok araştırma desteği almalı diye düşünüyorum. Aslında mevcut stratejik planlama da bunu gerektiriyor. Her birim uzun ve kısa süreli planlamasını yapmalı ve ulaşmak istediği hedefe uygun proje üretmeli ve hedefini gerçekleştirmek için bütçe talep etmelidir. Aynı zamanda her yılda hedefini tutturup tutturmadığı da belirlenmeli ve sorgulanmalıdır. Bu bağlamda kişiler, anabilim dalı ve kurumlar daha fazlasını yapmaya çalışmalı. Çok üreten ve nitelikli insan yetiştiren üniversite birimleri daha çok destek görmelidir. Türkiye bu farkı yaratmadıkça üniversitenin doğasını ve işlevini anlayamamış demektir.

Bütçenin çoğunluğu personel giderlerine ayrıldığı biliniyor. İşçi ve çalışan memurlar dışında öğretim görevlileri toplamı 130 bin 563 olduğu belirtildi YÖK tarafından. Türkiye 2013 yılı itibarıyla 104’ü devlet, 71’i vakıf olmak üzere 175 üniversite bulunuyor. Üniversiteler ve diğer eğitim kurumlarında 17 bin 807 profesör, 10 bin 962 doçent, 27 bin 385 yardımcı doçent olmak üzere toplam 56 bin 154 öğretim üyesi görev yapıyor. Bunlara 40 bin 939 araştırma görevlisi, 20 bin 820 öğretim görevlisi, 9 bin 250 okutman, 3 bin 396 uzman, 27 çevirici ve 67 eğitim öğretim planlamacısı istihdam ediyor. Son on yılda 100 yakın kamu ve vakıf üniversitesi açıldı, akademik personel sayısı ikiye katlandı ancak bütçesi Real olarak çok fazla değişmedi. Mevcut bütçelere ile üniversitelerin dünya ölçeğinde bilimsel araştırma yapılamayacağı gibi üniversite çalışanlarının da insanca yaşam için maaş alamayacakları anlaşılıyor.

Amerikan’ın Önde Gelen Üniversitelerinin Bütçeleri Ne Kadardır?

Son yüz yılda özellikle temel bilimlerin hassas ölçüm yaparak veri ve bilgi üretme gereksinimi nedeniyle araştırmalar yüksek bütçeleri gerektiriyor. Temel araştırmalar başta olmak üzere uzay çalışmaları, ileri düzeyde ilaç, kimya elektronik, bilgisayar, biyo ve nanoteknoloji ve tıp-genetik araştırmalar için milyar dolarlık harcamalar gerekiyor.. 2014 yılı YÖK’e bağlı devlet üniversitelerinin toplam bütçesi 11,5 milyar TL’ ve Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan toplam bütçe ise 34 milyar TL. Türkiye üniversitelerinin toplam bütçesi bir Amerikan üniversitesinin araştırma bütçesi kadar bile değildir. Amerikabulten.Com haberine göre ABD’deki Harvard üniversitesinin bütçesi 2011 yılında Harvard’ın bütçesi 40 milyar dolar. Türkiye ve ABD’nin ileri üniversitelerinin bütçeleri karşılatıldığında aradaki fark ülkelerin gelişmişlik farkı ile paralel. Bir dolar 2 TL olduğuna göre Türkiye üniversitelerinin toplam bütçesi Columbia Üniversitesi bütçesi kadardır (7 milyar 789 milyon dolar). Harvard üniversitesinin bütçesinin çeyreği kadar. 2014 yılı üniversitelerimizin bütçeler ile Türkiye’nin ileri araştırma şansı neredeyse başından yok sayılmıştır.

Harvard Üniversitesi’nin 2011 yılında yalnızca bağış geliri 32 milyar 12 milyon 729 bin dolar. US News And World Report dergisi bilgisine göre ABD’nin 10 üniversitesinin bütçeleri.

Harvard Üniversitesi32,0 milyar dolar
Yale Üniversitesi 19,2 milyar dolar
Princeton Üniversitesi 17,2 milyar dolar
Stanford Üniversitesi 16,5 milyar dolar
Massachusetts Institute of Technology 9,7 milyar dolar
Columbia Üniversitesi 7,8 milyar dolar
Üniversitesi of Michigan 7,7 milyar dolar
Üniversitesi of Pennsylvania 6,6 milyar dolar
Üniversitesi of Notre Dame 6,4 milyar dolar
Duke Üniversitesi 5,7 milyar dolar

Son yıllarda ülkelerin gelişmişliğini belirleyen bir diğer etki faktörü de inovasyon (yenilikçilik). Inovasyon yenilikçilik doğrudan birey ve toplumların eğitim düzeyi ile ilgili ve bugün dünyanın en iyi eğitim performansına sahip ülkelerin hepsi birer inovasyon ekonomisine sahiptirler. İnovasyon için Ar-Ge çalışması şart. İnovasyon, Ar-ge ve patent çalışmaları ile teknoloji üretimi tamamen ülkelerin GSMH’dan ağrıdığı paya bağlı olarak gelişiyor. Cumhuriyet Gazetesi 28 Kasım 2013 tarihinde Özlem Yüzak imzası ile yapılan bir analizde Türkiye’nin inovasyon göstergeleri yönünden gerilerde geldiği belirtiliyor. Türkiye bugün 17. Büyük ekonomi olarak övünmeyi hak ediyor ancak Ar-Ge harcamaları sırlamasında ise dünyada 29’uncu sırada. TBMM 2012 yılı bütçe görüşmelerinde ülkemize AR-GE’ye ayırdığı paranın 455 milyon, kültüre ayrılan pay sadece 15 milyon. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi insana yapılan yatırım ve AR-GE’ye ayrılan GSMH payı ile doğrudan orantılıdır.

Cornell Üniversitesi ve Küre­sel İnovasyon Endeksi çalışmasına göre Türkiye 142 ülke arasında 2013 yılında 68’inci sırada. Dünyanın en iyi üniversiteleri eğitim, Ar-Ge ve inovasyon konularında iyi olmaları ile insan yapılan yatırım arasında ciddi ilişki bulunmaktadır. Kanada’da Martin Refah Enstitüsü’nün (Martin Prosperity Institute) yürüttüğü bir araştırmaya göre Türkiye 82 ülke arasında ‘yetenek endeksi’ sıralamasında ise 59’inci ve yaratıcılık’ listesinde ise 68. sıradaymış. PISA ölçeğinde ortaöğretim çocuklarımızın matematik ve okuma becerileri yönünden OECD ülkesi 47 ülke arasında 43 sırada.

Türkiye’de Ortaöğretim ve Üniversitelerde Ciddi Sorunlar Yaşanıyor

Bütün bu göstergelerde gerilerde olmamız tesadüfü değil ülkemizin bilime verdiği önem ve emekle ilgili. Her şey bir birine bağlı gelişiyor. Türkiye’nin bugün en ciddi sorunu sahip olduğu ekonomik büyüklüğe uygun bilgi ve teknoloji üretemiyor.

Bütün bu yetersizliklerin altında eğitim sistemimizin çalışmaması, üniversitelerimizin özerk olmaması ile doğrudan ilişkili verimsizliği ve uygun çalışma koşullarının olmaması görülüyor. Milli Eğitim artık iyice can çekişiyor. Üniversiteler deseniz aynı keza. Sorun gençlerin yaratıcılığı teste ve ezbere dayalı sınav sistemleri ile köreltilmiş. Kişilerin kendilerini ifade etmekte, her türlü farklılık başta üniversiteler olmak üzere gerçekleşmemektedir. Üniversitelerde temel sorun, eğitim, kalite, yaratıcılık ve geleceğin nitelikli insan nasıl yetiştirilir (yaratılır) konusundaki görüş- beyin fırtınası, plan-projeler sanki üniversitelerin ana konuş değilmiş gibi yok hükmünde söz konusu bile edilmiyor. Açıkçası merak ediyorum bu gidişatla nasıl gelişeceğiz? Bilim, üniversite olmadan, yaratıcılık, serbestlik olmadan nasıl dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içinde yer alacağız? Dünyada günlük milyon terabaytlık bilgi üretilirken biz halen güç ilişkisi içinde, yeme-içme, kılık-kıyafet konuşuyoruz.

Nitelikli İnsana Yatırım Yapmak Zorundayız

Sorun ekipman almak değil, nitelikli insan gücü yaratmaktır. Liyakate dayalı, akademik alt yapısı güçlü, kendine özgü fikirleri olan öz güvenli insan yetiştirmektir. Türkiye’nin bilim ve inovasyon yaratmadaki temel sorunu evet nitelikli insan yetiştirme sorunuzdur. Her türlü siyasi söylemi bir tarafa bırakalım Türkiye’yi geleceğe nasıl hazırlarız ona bakmamız gerekiyor. Dünya çapında birkaç üniversiteye sahip olmak için ne yapabiliriz. Ülkenin tüm yetenekli gençlerini eğitecek ve bilgi üretecek birkaç araştırma üniversitesi nasıl yaratırız ona odaklanmamız ve bu konularda modeller üretmeliyiz. Bugün üniversitelerimizin durumu hiç hoş değil. Bilim, araştırma, insan yetiştirme unutulmuş görülüyor. Üniversitelerde başta yöneticiler sanki Ankara ile iyi geçinmek ve bir daha seçilebilmek için nasıl ve kimler ile sorunsuz durumu idare ederimi düşünür olmaktadırlar. Üniversiteler bu konuda bir şey yapamamanın acısını yaşıyor ancak bir şey de yapılmıyor. Üniversitelerimizin acilen özerklik talep edip üniversitelik bilincine uygun olarak araştırma, bilim, eğitim ve toplumsal aydınlanma görevlerini yerine getirecek asli görevlerine dönmeleri sağlanmalıdır.

Bu gidişat ülkemize yarar yerine zarar veriyor. Korkum, yarın durum düzelse bile üniversite kavramını bilmeyen, üniversite görmemiş kişilerin üniversiteyi okul gibi yönetmeleri sonucu daha da kötüye gideceğimiz yönünde. Bugün yaşadığımız sorun üniversitenin okul gibi algılanıp yönetilmeye kalkınmasından kaynaklanıyor. Bilemiyorum üniversiteler yarın tarihe nasıl hesap verecek. Bilim tarihinde nasıl anılacağız.
Türkiye çok acilen yeni bir Yükseköğretim yasası hazırlamalı, her yönü ile üniversiteler özerk olmalı. Yeni baştan insan verimliliği eksenli bir yapılanmaya gidilmeli. Ülkenin birinci önceliği eğitim ve bilim olmalı. Bilim insanı yetiştirmeye önem verilmeli. Ortaöğretimi de içine alan bir akademik öğrenme ve dönüştürme projesi hazırlanmalı. Üniversiteler kendi içinde rekabete açılmalı. Araştırma kuruluşları kamu yarana çalışan birimler olarak katma bütçeden destek görmeli. Üniversite bütçeleri ileri bilimsel araştırma yapacak şekilde belirlenmeli, bilimsel hesap verilebilirlik mutlaka sağlanmalı. Üniversiteler stratejik planlama yaparken fakülte ve bölümlerin stratejik planlarına uygun bütçelemeye gidilmeli. Her üniversite veya birim stratejik planlamalarına göre her yıl ürettikleri ve akademik faaliyetleri ile hesap vermeli ve o oranında da destek görmeli. Böylece üniversitelerin ve birimlerin başarıları ölçüsünde farklılaşmalıdırlar. Yoksa yarın gelecek kuşaklara nasıl bir üniversite ve gelişmiş ülke bırakırız diye de kendimize sormamız gerekir.

Etiketler: Yazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Prof.Dr.Ibrahim Ortas

Prof.Dr.Ibrahim Ortas

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.