Burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz önceki bölümde bireysel açıdan bakarak 2013 açısından bilişim ve telekom alanındaki konuları anlatmıştık. Şimdi kurumsal tarafa geçmeden önce 2013’ün en çok tartışılan konusuna bakalım; 2013 yılında internetin başlangıcından bu yana tartıştığımız bir konu ortaya döküldü. NSA skandalı, hem internetin, hem de dünyanın bundan sonraki gidişatı açısından önemli bir gelişme.
Ama yeterince ciddiye alınıyor mu? Alınmıyor çünkü bu gelişmenin bir tarafında, vazgeçemeyeceğimiz “servis bedavaysa, ürün sizsiniz” kavramı var. Şimdi detaylı bakalım;
NSA Skandalı – Herkes Herkesi Dinliyor – Aslında Dinlemiyor, Kaydediyor ve Profilliyor
Yılın en önemli olayı; NSA’in büyük internet firmalarının sunucularına doğrudan erişimi olduğuna dair belgelerin Edward Snowden tarafından bir İngiliz gazetesine sızdırılması idi[1][2].
O gün bugündür, bu konu tartışılıyor. Ülkemizde değil, dünyada tartışılıyor. Ülkemizde ise fazla ilgi çekmiş gibi durmuyor. Hatta bizi dinlediklerine dair haberler de var ama yine de ilgi çekmiş gibi durmuyor.
Tabi dinleyen sadece ABD de değil. Herkes herkesi dinliyor.
Ama yeni olan şey, “artık dinleme bitti, kaydetme dönemi başladı”[3]. Kaydetmenin arkasından da “profilleme” geliyor. Yani artık dinleyenler, dinlemekle kalmıyor, üstelik sadece telefon dinlemiyor. Bütün haberleşmenizi, internet, sosyal medya ya da mailler ve tabi ki ses şeklinde kaydediyor ve sizin profilinizi oluşturuyorlar.
Bu ise Orwell’in kabus 1984’ünün ta kendisine doğru giden yol. Yani iktidarı eline geçiren, sizin tüm zayıflıklarınızı ya da güçlü yanlarınızı öğrenip, sizi ona göre yönlendirebilir hale gelecek. 500 kadar yazar buna karşı bir dilekçe imzaladı ama halkın çoğunluğu aldırmıyor.
Ha bu arada bunları zaten Assange ikaz etmişti. 2 yıl once “Gelmiş geçmiş en korkunç casus aracı Facebook” dediğini kayıtlarda görebilirsiniz. Peki hatırlamışken “Wikileaks ne oldu?”, “Assange ne oldu?” diye merak ediyorsanız. Assange hala Ekvador büyükelçiliğinde yaşıyor ve şimdilerde Avustralya’da partileşme peşinde. Onun dışında fazla sesi çıkmadı.
Türkiye’de Durum
Türkiye’de de farklı bir durum yok. 18 temmuz 2013 tarihinde BTK sayfalarına konulan bir karar, TİB’in servis sağlayıcı firmaları, tüm trafiği TİB’le paylaşmaya zorladığını ortaya koydu. Bu konuda son durum ortada yok. Ama telefon dinlemeleri konusunda zaten sabıkalı olan Türkiye açısından da, kaydetme ve giderek profilleme yapılabileceği düşünülüyor. Ülkemizde de bu konuda halk bilinci eksik.
Ulusal Networkler mi Geliyor? Mesh Network’ten Ne Haber?
NSA skandalındaki dinleme haberleri son 6 ayın haberleri. Turk-internet.com da bu haberleri adım adım takip etti ve okuyucularına sundu.
Önemli bir gelişme Alman Başbakanı Merkel’in ABD tarafından dinlendiğinin ortaya çıkmasıydı. Buna karşın Obama özür bile dilemedi ve “dinleriz, bu bizim görevimiz” anlamına gelecek cümleler kullandı[5].
Hem bu NSA gelişmeleri, hem de büyük karları sadece Google, Facebook gibi OTT firmalarının yapmasının ve karşılığında da vergi vermiyor olmalarının yarattığı sancılar nedeniyle, önümüzdeki dönem ulusal networkler gelebilir tartışması var. Bunun bir nedeni de, ABD’nin, herşeyde olduğu gibi, internet konusunda da yönetimi elinden bırakmaya yanaşmıyor olması.
Ha bir de mesh network olayı var. Son dinlemeler, sansür filan derken gelişen, karmaşık ama kapatılamaz internet. Çünkü bir süper bilgisayar yerine yazılıma dayanıyor. Önümüzdeki günlerde mesh networkleri daha çok konuşacağız.
Kişisel Bilgilerin Korunması – Bedavaysa, Ürün Sizsiniz
Tabi bu tartışmaların uzantısı; Kişisel verilerin korunması.
Asıl sorun bu. İnternet üzerinde gizlilik diye bir şey kalmadı. Birileri dinlemiyor olsa bile, maillerimiz Gmail’e emanet, muhasebe bilgilerimiz hosting firmasında bulunuyor. Resimlerimiz Instagram’da, Facebook’da, arkadaşlıklarımız sosyal medyada, düşüncelerimiz Twitter üzerinde yer alıyor.
Bugünün trendi “para ödemiyorsanız, ürün sizsiniz” şeklinde. Yani para ödemeden kullandığınız servise verdiğiniz bilgilerin, o firmanın reklam almak istediği çeşitli firmalara vermesini kabul etmiş oluyorsunuz.
Yılın sonunda Devlet Denetleme Kurumu bu konuda bir rapor yayınladı ve bilgilerimizin kamu tarafından kontrolsuzce bazı kişi ya da firmalara verilebildiğini gösterdi. Bunun vehametini kim farkında?
Tabi hala bir kişisel verilerin gizliliği kanunu mevcut değil. Yılan hikayesine dönmüş durumda, mecliste bekliyor.
Gezi Olayları – Sosyal Medya Savaşları
Kişisel veriler demişken; gezi olayları ile birlikte işlerini kaybeden firma ve kişiler gördük. Bu kişilerin ifade özgürlüğü, yani bir nevi kişisel verileri, sosyal medya üzerinde yer aldı ve aleyhlerine kullanıldı.
Gezi olayları, ülkemiz açısından 2013’ün en önemli gelişmesiydi. Ama turk-internet.com’u ilgilendiren yönü, internet üzerindeki etkileriydi. Gezi olayları sonrasında sosyal medya engellenmedi ama propogandaya yönelik gruplar kuruldu. Bu grupları internet üzerinde zaman zaman görüyoruz. Sosyal medyada bir nevi savaş sürüyor.
Diğer yandan yılın son günlerinde önümüze getirilen internet kanunu da biraz soru işareti. TBMM’den derhal geçirileceği duyumlarını alıyoruz. Seçimler yaklaşırken, dünyanın gözü önünde sosyal medyalar kapatılamayacağına göre, başka bir usül lazım. Anlaşılan bu kanun biraz da bunu getiriyor.
Diğer yandan bir başka yazımızda belirttiğimiz üzere 3 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 1 metre bile yasal izin verilmedi. Bu da İnternetin kısıtlanması anlamına gelebilir.
Bir sonraki bölümde Big Data, Bulut, CIO, İş Zekası vs konularındaki gelişmeleri özetleyeceğiz.



Kaynak : 