AKP’nin bir torba yasaya koyup, TBMM’den alelacele geçirdiği internet maddeleri konusunda oynadığı tiyatroda yeni bir perde başladı. Bu aşamada, bilişim sivil toplum örgütlerine (STK) yönelik propoganda çalışmaları görüyoruz. Bu yolla ya “internet yasasını TBMM’ye geri gönderme” sinyali veren Cumhurbaşkanına yönelik bir ikna propogandası yapılıyor, ya da tersine bizzat Cumhurbaşkanı tarafından “birşeyler yapın da onaylayayım” türü bir talebe cevaben araç yaratılmaya çalışılıyor.
Cumhurbaşkanı Gül Onaylayacak mı, Onaylamayacak mı?
Bize göre Cumhurbaşkanı bu yasayı onaylayacak.
Neden bunu söylüyoruz; çünkü önce Cumhurbaşkanından “1-2 sıkıntılı nokta var onun üzerinde çalışıyoruz” açıklaması geldi. Sonra bu 1-2 sıkıntılı noktaya “yönetmelik” halinde getirilmesi planlanan eklektik değişikliklerin Bakanın ağzından açıklandığını gördük.
Değişikliklerin eklektik olması bir yana O kanunun maddeleri böyle 1-2 makyajla düzelemeyecek kadar sansür ve takip getiriyor. Öyle ki; Birleşmiş Milletler bile bugün bu konuda bir açıklama yaptı[1].
Önümüzdeki günlerde bu konuda AB’den gelecek tepkilerin de artacağı bilgisi aldık (halen AB’nin telekomdan sorumlu komisyon üyesi Nellie Kroes ile yeni internet kanunu başlıklı bir söyleşi gerçekleştiriyoruz).
Hem Avrupa Birliği’nin, hem Birleşmiş Milletlerin, hem de yurtiçi tepkilerin böylesine yüksek olduğu bir dönemde, BTK üzerinden, STK’larla elele bir mesaj verilmeye çalışılacak gibi duruyor. Çünkü hem STK’lara kanunun ne kadar güzel olduğuna dair bir açıklamalı mesaj gönderildi. Hem de bir takım STK’lar yeni Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile bir görüşmeye davet edildi (genellikle kendi konularında BTK’dan onay almak zorunda olan firmaların oluşturduğu STK’lar).
Bunun Anlamı Ne?
Burada 2 farklı durum düşünülebilir. Birincisi Cumhurbaşkanının “1-2 sıkıntılı konu var. Onlar üzerinde çalışıyoruz” cümlelerinden niyeti AKP tarafından okundu ve hazırlık yapılıyor. İkna edilmek için.
Ama biz gazetecilikte edindiğimiz tecrübeye bakarak diyoruz ki; aslında Cumhurbaşkanı’nın dönüp şunu söylemiş olması kuvvetle muhtemel; “Ben onaylamak istiyorum ama bak Birleşmiş Milletler’den bile açıklama var. Yurtiçi ve yurtdışındaki protesto ve açıklamalara karşı elime bir araç verin. Ben de “bak STKlar bunu normal görüyor, o zaman onaylayabilirim” deyip, onaylayabileyim”.
Dolayısıyla ilk gün yazdığımız noktadayız[2]. Bize göre; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu konuda bugüne kadar hep görmüş olduğumuz o “AKP-embedded” tavrını bozmayacak. Yasayı uygun bir süre, mesela gelecek hafta STK’lar-Bakan Elvan görüşmesi sonrası yapılacak bir açıklama ile onaylayacak.
Böylece yurtdışından gelen tepkilere de “ama STKlar uygun gördü” türü bir cevap verilmiş olacak.
Bu arada Bilişim STK’larından son kullanıcıyı ilgilendiren bir grup Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den randevu talep etti ama herhangi bir geri dönüş alamadılar. Bu da Cumhurbaşkanı’nın onaylayacağı düşüncemizin bir başka kriteri.
Lütfi Elvan’ın Hürriyet Gazetesine Açıklamaları
Hürriyet’te yayınlanan bir habere göre; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, düzenlemeye tepki gösteren Avrupa Birliği’nin kaygılarını gidermek için kritik bir adım attı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfü Elvan’ın Hürriyet’e verdiği bilgiye göre, en kritik itiraz noktası olan “internet trafiğinin iki yıl saklanması” konusunda uygulama yönetmeliğinde, “Servis sağlayıcıların sakladığı internet trafiğine ilişkin kayıtlar, Mahkeme kararı olmadan TİB’e verilemez” şartı getirilecek.
Ancak bu şartın getirileceği bilgisine karşı soralım; Neden kanun değiştirilmiyor da, bir yönetmelikle bu iş yapılıyor? O zaman bu bir kandırmaca.
Diğer yandan “Internet Erişim Sağlayıcılar Birliği” hala orada kanunda duruyor. Bu birlik hala bütün trafiği alacak. Yani devlet hala bütün bilgileri elinde tutacak. Ama arka planda, mahkemelere birileri başvurursa, ISS’ler de mahkeme talebiyle bu bilgileri verecek. Burada iyileştirme nerdedir?
Hürriyet gazetesi haberinde deniliyor ki; “Kamuoyunun da tepkisini çeken yasa maddelerindeki sıkıntının yönetmelikle aşılmaya çalışıldığı öğrenildi. Bakanlık, veto riskini ortadan kaldırmak ve AB’nin kaygılarını da gidermek amacıyla yasa henüz onaylanıp yürürlüğe girmeden yönetmelik taslağını tamamladı.”
Peki soralım; kanunda sıkıntılı yer varsa, neden kanun değiştirilmiyor da, “yönetmelik” marifetiyle bir şeyler yapılıyor. Bu kanun çıktıktan 5 sene sonra ortaya çıkan bir durum olsaaaa.. anlarız ama daha kanun çıkmamış. Bunu geri çekin ve düzeltin lütfen. Böyle kandırmacalar yapmayın lütfen.
Bakan Elvan Açıklıyor Ama..
Bu arada Bakan Elvan’ın, Hürriyet’e söylediklerine de bakalım:
LÜTFİ ELVAN AÇIKLAMASI : TRAFİK DENETİMİNE KISITLAMA
“En çok itiraz edilen konu, internet trafiğinin iki yıl saklanmasıydı. Hazırladığımız yönetmelik taslağında bu konuyu mahkeme kararı şartına bağladık. Buna göre, internet servis sağlayıcıları iki yıl saklayacakları bu verileri sadece ‘mahkeme kararı’ olması halinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) verecekler. Mahkeme kararı olmazsa, bu bilgiler TİB ile paylaşılmayacak. Ayrıca, söz konusu trafik sadece, ‘IP numarası’, ‘süre’ ve ‘tarih’ gibi yüzeysel bilgileri kapsayacak. Avrupa’ya baktığınızda daha fazla veri tutanlar var.
Bakan Elvan’a şunu belirtelim; bizim sorunumuz bu trafiğin ISS’lerde saklanması ve gerektiğinde mahkelemer tarafında talep edilmesi değil. Bu şu anda yürüyen mekanizma zaten..
Ama bu yürüyen mekanizmayı sormuyoruz, mahkeme vatandaşın talebiyle o bilgileri alabilirken, diğer yandan kanuna göre, Trafik bilgileri, hala İnternet Erişim Sağlayıcılar Birliğine otomatik akmaya devam edecek. Burada değişiklik nerede??
LÜTFİ ELVAN AÇIKLAMASI : “NOT FOUND” İÇİN DÜĞMEYE BASILDI
‘Yayın durdurma yetkisinin TİB Başkanı’na verilmesi’ konusunda da mahkeme kapısı açık olacak. Özel yaşamın gizliliği ve kişi haklarının ihlali, hakaret gibi durumlarda engelleme birçok ülkede uygulanıyor. İngiltere’de İnternet İzleme Kurumu kara liste oluşturuyor ve bu listedeki eylemler halinde mahkeme kararı olmadan harekete geçebiliyor. Orada, twitter, facebook, google gibi şirketlerin şubeleri bulunduğundan yöneticileriyle beraber hareket edip devlet müdahalesi olmadan önlem alabiliyorlar. Ne hakarettir, ne özel hayatın gizliliğinin ihlalidir karar verip liste yapıyorlar. Google’da 100 bin kelime yasaklı. Aradığınızda yasaklı olduğuna dair bir bilgi ile değil ‘Not found-bulunamadı’ ifadesiyle karşılaşıyorsunuz ve insanların yasaklamadan haberi bile olmuyor. Facebook ve Google’ın Türkiye’deki büroları sadece reklam işiyle uğraşıyor. Bizim de söz konusu internet sitelerinin şubelerini getirip, benzer bir mekanizma kurmamız gerekiyor. BTK Başkanı’na talimat verdim ve Büyükelçimizle görüştüm. Söz konusu şirketlerle temas kurup bu süreci başlatmak istiyoruz. Gelsinler, yatırım yapsınlar.
Buna bir bakalım; Diğer bir haberimizde ABD’de videoları ortaya çıkan 2 siyasinin (birisi Kongre üyesi, diğeri eski New York belediye başkanı) videosunun çıkması sonrasında neler olduğuna bakacağız. Burada temel konu şudur; bu tür konular dünyada “Kişisel Verilerin Korunması” kanunu ile çözülüyor. İnternete Sansür ile değil. Google tarafından yasaklanan kelimeler de sadece “çocuk pornosu” konusundadır.
Bu konudaki haberi burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Google ya da Facebook gibi firmalar bu ülkede yatırım yapmıyorlar. Gidip sunucularını Romanya, Bulgaristan gibi ülkelere yani internetin sansürlenmediği AB ülkelerine kuruyorlar. Ülkemize ise ısrarla gelmiyorlar. Bugün neden gelmediklerini anlamaya başladık. Bu firmaların ülkemize yatırım yapmasını istiyorsak, internetin özgür olması gerekli.
LÜTFİ ELVAN AÇIKLAMASI : ÇİN’E İRAN’A BENZETİLMESİ HAKSIZLIK
Sorun yaratan içeriğin çoğu yurt dışı kaynaklı. Mahkeme kararına rağmen uygulamakta zorlanıyorsunuz. İçerik çıkarma kararlarını uygulayabilmek için bütün sitelere tek tek başvurmanız gerekiyor. Sitenin tamamen kapatılması ise sorun oluyor. Şimdi sadece sorunlu içeriğin bulunduğu URL’nin engellenmesi söz konusu olacak. Sadece mağduriyetleri önlemek istiyoruz. Hiçbir gelişmiş ülke kişilik haklarının ihlal edilmesine, hakarete izin vermez. Düzenleme Çin ya da İran gibi değil. Bu benzetmeyi yapmak çok çok haksızlık.
Ah sayın bakanımız, içeriğin tamamı yurtdışında ise, burada ayıp kime ait? Ülkemizde içeriğin geliştirilmesi ve firmaların desteklenmesi için hükümetiniz bugüne kadar acaba ne yaptı? Ne destek yapıldı? Bunu defalarca ifade ettik.
Şimdi bir de Gelişmiş ülkelerde hakarete nasıl davranıldığını aşağıdaki videodan izleyelim; Bakalım URL mi yaskalıyorlar, yoksa tam tersine mi?
Bu videoda göreceksiniz ki, ünlüler kendilerine Twitter’dan gelen hakaret cümlelerini okuyup, gülüp geçiyorlar. Bu video az geldiyse de diğer sanatçılar hakkındaki kötü tweetleri, burayı tıklayarak görebilirsiniz.
Ayrıca siyasetçilere ait hakaret tweetlerinden 1 bölümü ise aşağıdaki videoda görebilirsiniz.
Bu videodan da anlaşılan, Amerika’lıların siyasetçileri bizim siyasetçiler kadar kıymetli değiller. Onların özel hayatları ya da onurları kıymetsiz.
LÜTFİ ELVAN AÇIKLAMASI : TİB’İN YETKİSİ GELİŞMELERE GÖRE DEĞİŞEBİLİR
TİB Başkanı’na yetki verilmesi şu açıdan önemli. Özel hayatın gizliliği konusunda zaman mevhumu çok kritik. Bazen sakıncalı içerik anında yayılıyor ve anında müdahaleyi gerektiriyor. Emin olun uygulama, kamuoyunda söylendiği gibi çıkmayacak. Ayrıca 2007’de çıkan yasanın bazı maddeleri işlemez hale geldiği için değişiyor. Şimdi yapılan bu düzenleme de gelecekte gelişmelere göre değişebilir.
Özel hayatın gizliliğini korumak istiyorsa, AKP “fişleme” yapılmasını sürdürmek için önce askerler, sonra çeşitli hükümetler tarafından 33 yıldan veri bir türlü çıkarılamayan “Kişisel Verilerin Korunması” kanununu çıkarsınlar. Bunun yolu interneti sansürleme değildir. Bir defa daha söylüyoruz.
Biz “emin olun” diyen bakanlarımızın söylediklerine güvenmek istiyoruz ama görüntü de başka bir şeyler var.
LÜTFİ ELVAN AÇIKLAMASI : GEZİ ve 17 ARALIK İLE İLGİSİ YOK
İnternete çok fazla yatırım yapıyoruz. Çok iyi durumdayız. Ancak iyice yaygınlaşmasını, en ücra yerlere internet ulaşmasını istiyoruz. Ayrıca rahat bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. O nedenle 2012’de derneklerle bir araya geldik. İnternet Geliştirme Kurulu toplantılar yaptı. Nisan 2013’te bu düzenlemeyi hazırladık. Benim başkanı olduğum Plan Bütçe Komisyonu’na geldi. Ne yazık ki TBMM takvimi uymadığı için kaldı. Yani düzenlemenin söylenildiği gibi Gezi olaylarıyla ya da 17 Aralık ile ilgisi yok. Demokratikleşmeye katkı sağlayacak ileri bir düzenleme yapıyoruz.”
Sayın bakanın bu ifadesine ise “pes” diyeceğim. İnternete hangi yatırım? 3 yıldır İstanbul’da 1 metre yasal fiber kazısı yapılmadığı ve Türk Telekom tekeline bırakıldığımız için bugün dünyada internet hızında 68ci, mobil internet hızında 78ci sıradayız. Dünya ortalama hızı 13 MB iken bizim hızımız 3 MB. Hangi iyi internet?
Diğer yandan, Madem 17 aralık ile ilgisi yok, acaba neden bu yasa maddeleri
- Alelacele bir torba yasaya tıkıldı?
- Neden çeşitli grupların yıllar içinde üzerinde çalıştığı çeşitli taslaklardan çok farklı?
- Hatta bizzat bakanlığı bir kurulu olan İnternet Geliştirme Kurulu’nun sunduğu taslaktan niye bu kadar farklı?
- Neden TBMM’de tartışılmadı. Acele geçirildi?
- ve neden bugün hatası varsa Yönetmelik ile yapılmaya çalışılıyor da, kanun geri çekilip hatalı tarafı düzeltilmeye çalışılmıyor?
Şimdi, bu kadar tepkiye karşı, STK’lar kullanılarak bu yasa geçirilirse ve Cumhurbaşkanı da bir oyun yapıyorsa.. Diyeceğim şu; Nasıl zamanında Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi tarihi değiştirmişse, bu da Türkiye’nin tarihini değiştirecek bir noktadır. Hangi yönde siz karar verin.
[1] Birleşmiş Milletlerden (BM) de, Türkiye’ye İnternet Sansür Yasası Uyarısı Geldi
[2] İnternet Maddelerini İçeren Torba Yasa, TBMM’den Cumhurbaşkanına Gönderildi
[] Hürriyet : Gül’ü ikna yönetmeliği



Kaynak : 