Anlaşılan hükümetlerin gazeteci satın alarak medyayı yönetim döneminden, kökten yönetim dönemine değişim var. Belki de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın taktikleri Obama’yı da etkiliyor. Çünkü Obama yönetiminin ABD’nin yerel medya/telekom düzenleyicisi olan FCC’yi medya’nın haber odalarına göndermeyi ve haber yapılma süreçlerini incelemeyi planladığı bildirildi.
Bugün FoxNews[1] tarafından açıklanan plan aslında bir araştırma ve ABD’de “basının özgürlüğünü ihlal” olarak değerlendirildi. Araştırma Obama yönetiminin basını baskı altına alma çalışması olarak düşünülüyor[1]. Anlaşılan Türkiye’nin 154cü olduğu Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne ait Basın Özgürlüğü İndex’inde yakında ABD’yi de komşumuz olarak bulacağız. Zaten şimdiden 46cı sıradalar.
Türkiye’deki RTÜK ile BTK’nın ikisinin fonksiyonlarını birleştiren kurum olan FCC üyelerinden Ajit Pai planı, Obama yönetiminin giderek “basına bazı haberleri yapması için baskı yapılmasından korktuğıu” şeklinde yorumladı.
FCC tarafından oluşturulan Kritik Bilgi İhtiyaçları İnisiyatifi (Critical Information Needs -CINs), geçen yıl mayıs ayında ortaya “çoklu pazar araştırması” diye bir çalışma koydu. FCC bu araştırma ile güya, TV ve radyolardan haber seçme proseslerinin, istasyon önceliklerinin (içerik üretim kalitesi ve izleyici kitlesi hedeflemesi), CIN’in 8 konusunda yapılan haber yüzdesi gibi konularda bilgi almak istiyor. CIN bu 8 konuyu, hükümetin haber yapılması mutlaka gerektiğine inandığı konular olarak veriyor.
Çoklu pazar araştırmasının geçen hafta Kolumbiya’da başlatıldığı ama henüz FCC araştırmacılarının hiçbir istasyona gitmediği belirtildi. Cumhuriyetçiler, FCC’yi bu araştırmaya son vermesi için zorluyorlar. Malum hükümet demokrat olduğu için ordan ses çıkmıyor ama geri kalanlar da bu araştırma üzerinden hükümetin haber içeriklerini etkileyeceğini çünkü bu istasyonların lisanslarını FCC’nin verdiğini söylüyorlar.
Big Brother ve hatta Giant Brother
İktidarların Türkiye’de ya da ABD’de ya da başka bir yerde, kendi güçlerini korumak, yaptıkları kötü icraatleri ve hatta daha kötüsü belki yolsuzlukları saklamak istedikleri açık. Bunu ise basını ve interneti kontrol ederek, oralarda istemedikleri haberlerin çıkmasını engelleyerek ya da tersine kendi istedikleri haberleri çıkartarak yaptıkları görülüyor. Bunu işsiz gazetecilerden Mustafa Alp Dağıstanlı anlatmış. Burayı tıklayarak göreceğiniz söyleşide Dağıstanlı önemli bir noktaya parmak basıyor.
Hatta bir adım ileri gidelim, sadece iktidarların değil, firmaların da basını ve interneti kontrol altına almaya çalıştığını görüyoruz. Bu bazen reklam vermek/vermemek yoluyla, bazen içerdeki bir gazeteciyi tavlamak yoluyla olabiliyor.
Bu noktada, iktidarların ya da firmaların herşeyi kontrol altına almak istemeleri değil, halkın ya da paydaşların (mesela gazetecilerin) bu konuya nasıl tepki verdikleri, ne kadar bilinçli oldukları, neler olduğunu ne kadar anlayabildikleri önemli.
Gazeteciliğin de bir nevi kamu görevi olduğu, halkın bilgilenmesini, haberdar olmasını, konuların içyüzünü görmesini sağlamak olduğunu ve bu nedenle de tüm dünyada 4cü kuvvet olarak adlandırıldığını hatırlayalım. 4cü kuvvetle kastedilen ise Yürütme/Yargı/Yasama 3lüsü yani bir ülkenin yönetimindeki 4cü ve en ayrık kıuvvettir. Bu nedenle de çok önemlidir.
Ama yürütmenin diğer kuvvetler kadar ve hatta daha fazla bir şekilde basını kontrol altına aldığı, interneti de almaya çalıştığı görülüyor.
Biz turk-internet.com olarak elimizden geleni yapıyor ve olayları haber haline getiriyor ve gerekiyorsa da yorumluyoruz. Ama bu yetmez. Herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Haber okuyacağınız kanalı seçin. Diğerlerini bırakın (aynen unfollowAbdullahGül de yaptığınız gibi) ve tepkinizi yüksek sesle dile getirin ama en önemlisi sandığa gidin ve sandıkta tepkinizi gösterin.
[1] Gov’t Monitors in Newsrooms? FCC to Look Into Media Decision-Making



Kaynak : 