İnternetin babası olarak bilinen Google Kıdemli Başkan Yardımcısı Vint Cerf, NSA ve mahremiyet konulu önemli açıklamalar yaptı. İnternetin ilk tohumlarının atıldığı yıllarda yani 1970’lerde güvenli bir iletişim omurgası yaratmak ve interneti kurarken şifreleme gücünden yararlanmak istediklerini söyleyen Cerf, NSA’in buna daha o tarihlerde karşı çıktığını ve kendilerini engellediğini söylüyor. Cerf, geri dönüp internetin kuruluşu esnasında yeniden çalışma şansı olsaydı, kriptografi ve doğrulama mekanizmalarını çok daha güçlü kılacağını söylüyor.
Edward Snowden’in ortaya çıkardığı NSA skandalı büyük bir sansasyon yarattı. Snowden tarafından sağlanan belgeler neticsinde, gerek NSA’in gerekse GCHQ gibi müttefik istihbarat ajanslarının RSA şifreleme teknolojilerindeki açıklardan yararlandıkları ve internet iletişimine en üst düzeyde sızma gerçekleştirdikleri ortaya çıktı. Ancak şimdi Vint Cerf’ün yaptığı açıklamalar, NSA’in bunu çok önceden planladığını ve internet sistemine güçlü şifreleme teknolojilerini özellikle eklettirmediğini gösteriyor.
Cerf, Google Hangouts aracılığıyla verdiği demeçte 1970’li yıllarda internet üzerinde çalışırken NSA ile birebir çalışma imkanı bulduğunu ve güvenli bir internet versiyonu üzerinde çalışmalar yaptıklarını söylüyor. Ancak Cerf yapılan tüm çalışmaların “gizlilik” niteliği taşıdığı ve internet teknolojileri üzerinde çalışan diğer meslektaşlarıyla bilgi alışverişinde bulunup bu güvenli modülleri asla gösteremediğini ifade ediyor. Yani NSA, internetin kurulma evresinde bile işbaşındaymış ve sistemin nasıl daha güvenli hale getirilebileceği ve bu güvenliğin nasıl aşılabileceğini yerinde incelemiş.
NSA’in o dönemde internet projesini gizlilik içinde yürütmesi ve bu teknolojinin güvenlik modüllerini kendisine saklanması kısmen de olsa anlaşılabilir bir durum zira internetin geliştirildiği yıllar soğuk savaş dönemiydi ve internet de kitlesel bir iletişim aracı olarak değil askeri bir proje olarak geliştirilmekteydi. Ancak NSA’in edindiği tecrübeler, şimdi fark ediliyor ki, kurumun bugün son derece geniş kapsamlı teknik takip ve izleme faaliyetleri yürütmesinin önünü açmış.




Kaynak : 