Bu makalenin ilk bölümünde, yurtdışından dönen trafiğin ülke vatandaşlarını, şirketlerini ve kurumlarını tehlikeye koyduğunu anlattık. Bu bölümü buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
Bu yazı bir “ikaz” yazısıdır. Telekomünikasyon Stratejisinde yapılan yanlışları ikaz etmektedir. Çünkü mevcut strateji (ya da stratejisizlik) ile tek bir firmayı korumak hedeflenirken, Türkiye, içerikçisi, hosting firmaları ve tüketicileri ile kaybediyor. Hem para, hem de güven.
Tabi bu yazıyı okuyup, “Türkiye için bir şey yapabilir miyim?” diyecek devlet ya da hükümet adamları olabilir. Şimdi bu konuda düşünelim. Ne yapacaklardır?
Bu Yazı Üzerine Yetkililerin Nasıl Önlem Almasını Beklenir?
Son 15 yıl, Ulaştırma Bakanlığı ve BTK yetkililerine, bu ve benzeri hataları ikaz etmekle geçti. Telekom sektörünün gazetecisi olarak, bu tür hatalar sürekli bize gelir. Biz de, gazetecilik görevi olarak bunları ikaz ederiz. Ama önlem alınır mı?
Evet anlattığımızda önlem alınır ama nedense tersinden alınır. Biz “A” darken, “Z” demişiz gibi önlemler alınır. Ajandalar farklı herhalde.
Örneğin, 5-6 yıl önce Türkiye’de bir “Trafik Değişim Noktası” olmadığı için, “hosting” firmalarının fiyatlarının pahalı olduğunu 2 yıl süreyle anlatmıştık. Anlattığımız konu şuydu; Türk Telekom’un 2 kere para almak için (hem upload, hem download için) bu tür bir trafik noktasına girmekten kaçındığını ama bunun sonucu ülkenin içerik ve para kaybettiğini ikaz etmiştik. Bu da çok trajikomik bir sonuca yol açıyordu. Şöyle madde madde özetleyelim;
- Türk Telekom altyapının % 85-90’una sahip ve bu hatları kullanmak isteyen diğer yerli telekom firmalarına satarken uyguladığı fiyatlar pahalı. Alt şirket TTNET ise müşterilerin % 85’ine sahip.
- Müşteri TTnet’te olduğu için içerikleri barındıran hosting firmalarının, müşterilere ulaşmak için Türk Telekom’dan hat alması lazım.
- Aldıkları hat fiyatları pahalı olduğu için Türk hosting fiyatları pahalı. Hem hosting firmaları gelişemiyor, hem içerikçiler. Üstelik Türk Telekom’a yarayıp yaramadığı da tartışılır.
- Hosting fiyatları pahalı olduğu için pek çok içerikçi, içeriklerini yurtdışında tutuyor. Mesela Hollanda’daki Lease Web, pahalı fiyatlar nedeniyle Türkiye’den kaçan pek çok Türk sitesini host eder.
- Bu içeriklere ulaşmak isteyen çok fazla Türk müşteri olduğu için, Hollanda’ya doğru hatlar dolu olabiliyor.
- Türk Telekom oraya giden trafiği rahatlatmak için 4-5 yıl önce firmadan 60 GB hat almış durumda.
- Yani Türk Telekom kendi yarattığı fiyatlar sonucunda zenginleşen Hollanda’lı firmaya, kendi kaçırdığı içeriklere Türk kullanıcılar ulaşsın diye bir de üste para ödüyor.
- Bu arada BTK ne yapıyor derseniz; cevabı şu 2010 yazısında bile görebilirsiniz : Telkoder : Düzenleyici Kurum Var, Mevzuat Var, Ancak Düzenlemeler Uygulanmıyor
Biz bunu 6 sene önce Ulaştırma Bakanlığı yetkililerine anlattık. Sonuç ne oldu? Türk Telekom’u trafik değişim noktasına girmesini zorlayacakları ve bu şekilde hosting fiyatlarını ucuzlatacakları yerde, Türk Telekom’a bir kampanya açtırdılar. Türk Telekom yurtdışında, Türkiye’ye gelecek içerik için geldiği hosting firmasının 2 yıllık ödemesini yapma kampanyası açtı.
Gelen site oldu mu? Pek olmadı…. Çünkü 2 yıldan sonrası belirsiz. Türk Telekom’a güvenip de gelinir mi? 2 yıl sonra bu 2 yılı kapatacak ölçüde fiyat uygulanmayacağınun garantisi var mı?
Yani bu anlattığımız olay karşılığında ne oldu? Türkiye kaybediyor. Kim farkında?? Biz farkındayız.
- Türk içerikleri fiyatlar nedeniyle yurtdışına kaçarken, yurtiçindeki hosting sektörü gelişemiyor.
- Türk içeriklerine erişmek için yurtdışına giden müşterilerin güvenliği soru işareti.
Şimdi bu yazı üzerine de, iddiaya gireriz ki… Ulaştırma Bakanlığı ve BTK yetkilileri yine söylediğimizi Z’den anlayıp “ne işe yaradığı tartışmalı” bir çözüm oluşturacaklar…
Trafik Değişim Noktası Neden Hala Yok?
Ama iyi bir çözüm aranıyorsa, önümüzde bir seçenek var.
Tam 17 yıldır bir sorumuz var; “Türkiye’de neden bir trafik değişim noktası yok?” Mesela şu linke tıklayarak, tam 10 yıl önce yazdığımız yazıya bakın; “LINX 10 Yaşına Bastı.. Ya Türkiye’de Neler Oldu?“.
Türkiye, Balkanlar ve Avrupa, Kafkaslar ve de OrtaDoğu arasında doğal bir kavşak ve neden bir internet kavşağı da olmasın? Stratejisizliğimizin en önemli delillerinden birisi olan bu yokluk, Türk Telekom dışı firmalar tarafından defalarca oluşturulmaya çalışıldı. Ama her seferinde oluşturulan altyapı anlamsız hale geldi. Çünkü trafiğin % 85-90’ını taşıyan Türk Telekom dahil olmadığı sürece bu inisiyatif anlamlı hale gelemiyor. Buna karşılık Türk Telekom bu tür bir kavşağa girdiğinde, diğer firmalardan alacağı gelir yok olacağı için buna girmekten kaçınıyor.
Oysa, bu tür bir trafik değişim noktası, Avrupa’dan Uzak Doğu, Çin ve Hindistan’a gidişte, tersten gelen denizaltı kablolarının yerini tutabilir.
LINX yani Londra Trafik Exchange Point örneğinde görüleceği üzere, bu kavşak noktaları zaman içinde ülkeye para kazandıran bir yapı haline de geliyor. Mesela LINX, 5 yerel firma ile 1995’de kurulduğu halde, bugün 400 kadar telekom firmasının para ödeyerek ABD’ye gittiği bir kavşak halinde.
Yani Türk Telekom para kaybetmesin diye, kavşak kurulamıyor. Yabancı firmalardan kazanılabilecek paralar kazanılamıyor.
Üstelik bu tür bir kavşak noktasının dinleme alanında ülkemizi avantajlı hale getirmesi de mümkünken. Ama belki de artık fırsat kaçmıştır.
Ya da belki kaçmamıştır. Eğer Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ya da BTK, “Türkiye’ye yararlı bir çözüm geliştirmek” istiyorsa, artık Türk Telekom’un bu yapıya girmesini zorlamalıdır. Ama 17 yıllık tecrübeye bakarak söyleyelim; bunu yapacaklarını hiç sanmıyoruz.
Bir sonraki bölümde “tek şebeke stratejisi”ni ve buraya nerden geldiğimizi okuyacaksınız. Bu bölüme buraya tıklayarak erişebilirsiniz



Kaynak : 