web analytics
Perşembe, Haziran 25, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa Günlük Haberler

Hakan Sarıkaya : Kamu’da Alım Yapılırken, İyi Marka Alayım Deniliyor ama Arkasında Ne ve Kim Var? Ne Kadar Destek Var? Bakılmıyor

Labris Technology İş Geliştirme Yöneticisi Hakan Sarıkaya : "Yurtdışında Türk malı güvenlik ürünü olarak şansımız yüksek. Çünkü gittiğimiz ülkeler genellikle, güvenlik ürünü olan ülkelerle sorun ya da rekabet yaşıyorlar. ABD'nin zaten güvenlik ürünü yok. Amerika'lı olarak bilinenler ABD'yi vitrin kullanan başka ülkeler mesela İsrail. Dolayısıyla İsrail, Rusya, Fransa ya da İngiltere'ye nazaran ülkemizle herhangi bir rekabet yaşamıyorlar, geçmişte büyük bir sorunları yok, gelecek ile ilgili herhangi bir sorun yaşayacaklarını düşünmüyorlar ve rahatlar tabiri caiz ise. " Mavi Marmara olayı para ödeyerek aldığımız kendi cihazlarımızın bizi blokladığını gösterdi. Bu nedenle yerli ürünlerimiz olmalı.

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
11 Mayıs 2015
-Günlük Haberler
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Günümüz bilişim dünyasında en önemli kavramlardan bir tanesi “Siber Güvenlik”. Bu konunun önemi ihmal edilemez durumda. Ülkemizde, güvenlik teknolojisini kendisi yaratan ve 22 ülkeye de teknoloji ihracatı yapan bir firma var. Labris Networks ile bu ürünleri ve teknolojiyi konuştuk. Her bir bölümünde ilginç bilgiler ve yorumlar bulacaksınız. Özellikle çok uluslu güvenlik ürünleri ve CIO’ların yaklaşımlarındaki bazı eksiklikler konusunda. Mavi Marmara gibi küçük bir örnekle de, ülkemiz altyapısının nasıl kapatılıp, açılabildiğini hatırlayacaksınız.

turk-internet.com : Kendinizi ve Labris’i kısaca tanıtır mısınız?

Hakan Sarıkaya : Tabii! ben Hakan Sarıkaya. Labris Networks’te iş geliştirme yöneticiliği yapıyorum. Şirketimiz 2002 yılında kuruldu ve % 100 Türk sermayeli. Şu an geldiğimiz noktada 22 ülkeye ihracat yapan global bir şirket haline geldik. Polonya’dan Viyetnam’a kadar, Çek Cumhuriyeti’nden Malezya’ya kadar çeşitli ülkeler[1].

Sektörümüz bizi amiral gemimiz olan “next-generation UTM ürünlerimiz” ile tanırlar ama aslında teknolojiyi takip etmiyor, tam tersine biz kendi teknolojimizi yaratıyoruz. Bunun bir başka göstergesi olarak, Labris Teknoloji, DDoS konusunda bir ürün üretmiş durumda ve bu sayede ülkemiz, dünyadaki 3 üretici ülkeden biri haline gelmiştir. HAARP DDoS Mitigator markası ile markalaştırdığımız bir ürünümüz var.

turk-internet.com : İlginç de bir adı var!

Hakan Sarıkaya : Evet! Markalarımızın üzerinde genelde çok düşünürüz ve bilerek bu şekilde seçtik. Gelinen noktada bu ürünümüz ülkemizin aynı zamanda X-large güvenlik savaş aracı durumunda. Labris’i de ülkemizin ilk siber güvenlik üreticisi pozisyonuna sokmuş bir üründür. Çok güzel bir göstergedir ki artık siber güvenlik noktasında kimseyi takip etmiyoruz; tam tersi teknolojiyi yapıyoruz ve rakiplerden önce duyurmuş olmamız sebebiyle de, teknolojiyi yaptığımızın göstergesi bir ürünümüzdür.

turk-internet.com : Siber saldırılar son zamanlarda nasıl gelişiyor?

Hakan Sarıkaya : Siber güvenlikte sürekli konsept değişiyor, amaçlar değişiyor, saldırı çeşitleri değişiyor ve yöntemleri değişiyor ve son 2-3 yılda da çok net bir şeyi görüyoruz ki, bir defa saldırıların paket boyutları çok büyük seviyelere gelmiş durumda. Ve biz bununla ilgili bir araştırmayı web sitemizde 2014 siber güvenlik Labris Siber Güvenlik Raporu adı altında ve 2015 Yılı Öngörüleri adı altında yayınladık[2].

Orada 2015 yılı için, saldırı paketlerinin çok büyüyeceğini, çok artacağını öngördük. Hatta tahmini bir eşik değer de verdik. Gelinen noktada saldırıların artık biraz daha değiştiğini de ortaya koymaya çalıştık[2].

turk-internet.com : Ne gibi değişiyor?

Hakan Sarıkaya : Bir defa, kimlik değiştiriyorlar. Çok değil, 2012 yılına gittiğimizde saldırıların katmanları yani Layer 3 katmanını hedeflediğini görüyoruz 2012 yılında ve bu oranın da yüzde 90’lara yakın olduğunu görüyor idik. Ama geldiğimiz noktada, 2015 yılı itibariyle artık saldırıların Layer 3 katmanından daha arkalara, daha uygulamaya yönelik olan N3 katmanına doğru kaydığını gördük. O zaman yani 2012’lerde bu oran yüzde 10’larda iken, bugün, şu an yüzde 45’lere kadar geldiğini görüyoruz.

Bu, şu demek oluyor: Yani önlem alıyoruz sandığımız her 2 saldırıdan birinde, muhtemelen ISS (İnternet Servis Sağlayıcı) hizmetinin yetersiz kalacağını gösteriyor. 2 saldırıdan bir tanesi yetersiz kalıyorsa ne olacak? Bizim DDoS konusunda na-tamam çözümlerden ziyade, gerçekten kazandıran çözümleri topolojimize genelleştiriyor olmamız lâzım.

turk-internet.com : Bu daha önce bahsettiğiniz “ISS Illusion” oluyor değil mi? Nedir o?

Hakan Sarıkaya : Evet! ISS ilüzyonu dediğimiz konu, şöyle bir konu: genelde eğer bir ISS’den erişim hizmeti alıyor iseniz, ihtiyacınız olan tüm hizmetleri de bu merkezden almaya eğilimlisiniz gibi bir yaklaşım söz konusu. Yani, bütün hizmetlerimi ben tek bir ISS’den alabilirim gibi bir yaklaşım söz konusu olabilir. Bu genel olarak ülkemizde çok uygulanan bir çözüm yöntemi. Yurt dışında da uygulanan bir çözüm yöntemi.

Ama ISS’lerden alınan bazı çözümler detayları ile tartışılmıyor ya da çok net ortaya konamayabiliyor. Yani, kazandıran çözüm diyebileceğimiz çözümler ortaya konamayabiliyor. Bu biraz tabii ISS’lerimizin ürün gamındaki çözümlerin duvarı ile sınırlı.

ISS’ler çözümlerinin yelpazesini genişletebiliyor ama çözüm yok ise gerçek çözümleri gizleyebiliyor. ISS’lerin bulunduğu konum buna çok müsait bir durum.

DdoS’ta da böyle bir belirsizlik söz konusu. ISP’den erişim hizmeti alan kurumumuz aslında DDoS hizmetini aldım rahatlığı ile beklemeye geçiyor. Halbuki baktığınızda ISP’den alınan DDoS hizmeti yarım bir hizmet, na-tamam bir hizmet. Bunu tamamlayıcı hizmetlerini almıyoruz maalesef.

Bu illüzyonu Avrupa’da pek görmüyoruz ama ülkemizde çok görüyoruz. Genelde ISS’den ben bu hizmeti alıyorum diye çok kısa bir cümle ile sanki bitiriyoruz gibi. Tam tersine bitirmememiz lâzım, orada kazandıran çözümü çok net konuşuyor olmamız lâzım.

turk-internet.com : Buradaki kabahatli kim? Alıcı mı, yoksa hizmet sağlayıcı mı?

Hakan Sarıkaya : Yani bir kabahat aramak çok doğru olmayabilir. Çünkü biz çözümlerimizi her uygulama esnasında ‘evet artık bu çözüm oldu, bakalım olacak mı, işleyecek mi’yi bir olay esnasına bekliyor pozisyonuna geçiyoruz. Geçmişte de, şu son 1- 1,5 yıllık süreçte de bu çözümlerin çok yeterli olmadığını, hepimiz gazetelerimizden veya takip ettiğimiz web sitelerinden öğrendik. Kurumların sitelerine giremediğimiz zaman öğrendik mesela. ‘ Aslında yeterli değilmiş’i gördü birçok kurumumuz.

Genel olarak ne diyor ISS’miz; “ben bu hizmetin 3 katmanını da veriyorum, başka çözüm almanıza gerek yok. Ben buradayım’ diyor ama olay esnasında aslında öyle olmadığını çoğu firma net olarak gördü, hem de büyük kurumlarımız bile bunu yaşadılar..

Siber güvenliğin tanımında çok küçük bir değişiklik yaptığımızı hatırlatırım. Hep varlıklarımızı kaybetmekten bahsediyorduk. Artık sadece varlıklarımızı kaybetmekten değil, yanısıra itibarımızı da kaybetmekten bahseder olduk.

Dolayısıyla kapsamı biraz daha genişletmek söz konusu. Özellikle kamu kurumlarının – elbette ki datası çok önemli ama itibarı da çok önemli- bu itibarı kaybetmemesi gerekiyor ve baktığımızda bu süreçte pek çok kamu kurumu da itibar kaybı yaşanan saldırılara maruz kaldı.

ISS’ler bu noktada yeterli olamadı çünkü çözüm gamında kazandıran çözümü uygulayabileceği ürünler eksik, na-tamamdı. Ama şimdi üreticisi olduğumuz HAARP marka ürünlerimiz bu kazandıran çözümü tamamlayan ürünler.

turk-internet.com : Nasıl Çalışıyor?

Hakan Sarıkaya : Kazandıran çözümü teknik olarak, kısaca anlatayım.

Bizim çözümlerimiz – şunun altını çizerek söylemek istiyorum- ISS’lerden alınan hizmetin bir alternatifi değil. ISS’den bu çözüm alınmalı bir defa. İkincisi, aradaki kurum ile ISS ile aranızdaki olan hattınızın olay esnasında genişleyebilir olması lâzım. Bildiğim kadarıyla bunu ISS’ler taahhüt ediyorlar.

Fakat dediğim gibi dDOS şeklinde gelen saldırıların büyük bir kısmı –ki bu yıl yüzde 50’sini göreceğimizi düşünüyoruz yani yüzde 50’sinin kaçıracağımızı öngörüyoruz–, Uygulama katmanına gerçekleştirilecek saldırılar olduğu için ve bu katmandaki saldırıları engellemesi için ürüne “guard of the guard” mantığı ile cihazların da önüne bir DDoS cihazının konumlandırılması gerektiğini ve bunun bir firewall ürününün göğüsleyebildiği trafiğin en az 3 katı kadar büyüklüğünde bir DDoS cihazının kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.

Tabii ne kadar büyük olursa bu cihaz o kadar büyük trafiği göğüsleyip mitige edecektir diye düşünüyoruz. Dolayısıyla kazandıran çözüm çok net. Biz bunu Avrupa’da müşterilerimize uyguluyoruz, zengin Arap ülkelerinde uyguluyoruz ve çok da başarılıyız.

turk-internet.com : Türkiye’de nasıl?

Hakan Sarıkaya : Ülkemizde de uygulamaya çalışıyoruz ama önce ISS ilüzyonundan kurtulmamız lâzım, o bir gerçek. Ama şu an itibariyle bütün ISS’lerimiz bu çözümü artık gizlemiyorlar, kurtulduk diyebiliriz belki de. Ama doğru çözüm ile, doğru ürün ile yine iyileştirmeye çalışıyoruz.

Baktığınızda yine her zamanki handikapımız olan yabancı ürün konusu var. Yani siber güvenlikte eğer bir savaş yaşanıyor ise, “ biz bu savaşın araçların yabancılardan alp kullanabiliriz” mantığı ile hareket ediliyor. Oysa orada bizim sloganımız da çok netti; yani “ siber savaşlar yerli ve milli ürünler olman kazanılmış sayılamaz” diyoruz.

turk-internet.com : Ben onu biraz daha açmanızı isteyeceğim. Neden yerli ürün siber savaşta veya daha doğrusu siber güvenlikte neden yerli araç, yerli yazılım, yerli donanım seçmeliyiz?

Hakan Sarıkaya : Çok küçük bir örnek ile anlatmaya çalışacağım. Uçaklarımız ile ilgili herkesin çok iyi bildiği bir örnek var. Uçaklarımızın, tatbikatlarda da olsa bir dost-düşman tanımı yapamadığımız bir dönemi geçirdik, geride kaldı. Hatta bu uğurda belli kayıplarımız bile oldu ciddi anlamda; mühendis kayıplarımız bile oldu biliyorsunuz.

Baktığınızda bir şeyler bizim diye kullanıyoruz ama aslında yüzde 100’üyle tamamen yönetemediğimiz gerçeği hala ortada duruyor.

Bu yüzden içimizde bir ukde kalmaması adına bazı çözümleri – ki, ülkemiz bu anlamda çok ciddi atılımlar yaptı- birçok konuda milli üretimler yapmaya başlandı- siber güvenlik de artık bir beşinci kuvvet kolu olarak önümüze çıkıyor ve bu konuda da mutlaka milli üretimler yapmamızın gerekliliği artık kaçınılmaz, şart.

turk-internet.com : Peki, şöyle bir şey sorsam: şimdi hep tabii siber savaş vs konuşuyoruz ama ticari bir firma neden önem vermeli siber güvenliğe? Yani, şirket sırları ya da ticari sırları çalınıyor olabilir mi? Ve önem veriyorlar mı sizce?

Hakan Sarıkaya : Bir defa herkesin bilgisi çok kıymetli. Bu bir gerçek; çünkü bu verilerimizi bizden almak için diğer ülkeler büyük büyük projeler hatta sadece projeler demek yeterli olmaz, sosyal projeler gerçekleştiriyor.

Neden? Çünkü bilginin artık – uzun zamandır bu durum böyle, yeni değil- kıymetli olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Baktığınızda bilgiyi ellerinde tutan ülkelerin, süper güç olma noktasında iyi yer edinmiş ülkeler olduğu görülüyor.

Hatta bir anlamda istihbaratı güçlü olan ülkeler aynı zamanda güçlü ülkeler ve baktığınızda da siber güçlü ülkeler. Dolayısıyla da bilgiyi bu anlamda elimizde tutuyor olmak önemli. Tabii hepimizin, yani özel sektörden tutun kamuya kadar ve hatta bireyler olarak bizlere kadar hepimizin bilgisi gerçekten çok kıymetli. Bu kıymete binaen herkesin siber noktada, siber güvenlik konusunda da önlemleri alması lazım, mutlaka alması lazım.

turk-internet.com : Bir de bu yabancı ülkelerin ürünlerinde Backdoor durumu var galiba.. Mavi Marmara olayında da siber alanda yaşananlar vardı..

Hakan Sarıkaya : Amerika vitrininden bazı ürünler var. Ama ABD’nin pek ARGE yaptığı söylenemez. Yukarıda da söylediğim gibi diğer bazı ülkeler Amerika’yı vitrin olarak kullanır. Çıkan ürünlerin ancak bazı şartlar altında geçtiğini duyuyoruz, okuyoruz, görüyoruz hatta bununla ilgili ithamlara cevap verilmediği, bazı markaların cevap vermediğini bile görüyoruz veya bazı markaların kabul edilebilir şekilde cevap verdiğini de görüyoruz.

Artık biraz daha aşikar hale geldi bu durum. Yani backdoor dediğimiz durumlar. Hatta bunun bir kataloğunun olduğu bile artık çok aşikar konuşuluyor ve kimse de inkar etmiyor, özellikle Snowden olayından sonra kimse inkâr edemiyor.

Fakat siber savaş noktasında… rakiplerimizin diyelim veya sorun yaşadığımız ülkelerin –aynı satrançtaki gibi– birinci, ikinci ve üçüncü hamlelerini çok net görmemiz lazım, okumamız lazım ülke olarak. Özellikle bizim ülke olarak çok net okumamız lazım; Ortadoğu olayları malum. Türk akıllı olmalı çünkü. Akıllı olmalıyız.

Orada çok net bir şey dikkatimizi çekmişti hepimizin. Mavi Marmara ve bununla ilgili kelimelere erişemez hale geldik kendi haber sitelerimizde… Evet. Yani çok net orada, parasını ödediğimiz cihazlardan blok yedik.

Hatta ISS’lerimiz çok net söyledi, cihazların sustuklarını çok net söyleyebiliyorlar artık. Biraz da zaman geçtikten sonra söyleyebiliyorlar. O zamanki bu konudaki yetkili arkadaşlarımız, teknik arkadaşlarımız artık her yerde söylüyor bunu. Cihazlarımız gerçekten sustu..

O zaman için de önemli bir olaydı ama daha ciddi bir olay da aslında. Bizim ülke olarak herlesin ikinci adımlarını görüyor olmamız lazım şu an satrançtaki gibi.

turk-internet.com : Yani felaket planlaması ve kriz yönetimi yapmamız lazım.

Hakan Sarıkaya : Kesinlikle. Aynen. Yani burada bir kriz ve olay yönetimi yapmamız gerekiyor. Ve bir niyet de okumamız gerekiyor belki de ve gelinen noktada işte siber ürünler, milli siber ürünler, yerli siber ürünler neden olmalı?

İşte bu noktalara ikinci adımda ‘ eyvah keşke burada ürünümüz olsaydı’ dememek için bugünden, hatta geç bile kaldığımızı belki söyleyebilirim- ki bizim bu noktada üzerimize düşeni yaptığımızı düşünüyoruz, fazlasını da yapabileceğimizi de öngörüyoruz imkânlar dahilinde-. Mutlaka biraz daha akıllı ve histerik davranmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Ülkemizde bu bilinç de oturdu. Özellikle işte Siber Güvenlik Komutanlığı’nın kuruluyor olması güzel bir adımdı ve oraya verilen, atfedilen görevler çok doğru görevler ama tabii ki ülke içinde üretim eksikliğinin mutlaka ve mutlaka giderilmesi lazım.

turk-internet.com : Yurtdışında şirketinizin şansı nasıl oluyor?

Hakan Sarıkaya : Yurtdışında Türk ürünlerine müthiş bir güven var. Altını çizerek “güven” demek istiyorum.

Çünkü alternatifi olan markaların menşelerine baktıkları zaman, diğer ülkeler mutlaka o ülkeler ile rekabet halindeler ama ülkemizde herhangi bir rekabet yaşamıyorlar, geçmişte büyük bir sorunları yok, gelecek ile ilgili herhangi bir sorun yaşayacaklarını düşünmüyorlar ve rahatlar tabiri caiz ise. Yani bir güvenlik ürünü alacaklar ise güvenli bir güvenlik ürünü almayı tercih ediyorlar ve bu anlamda Türk ürünlerine güveniyorlar.

Ve ürün de kendini ispat edebilmişse –ki, biz bu konuda kendimize çok güveniyoruz yani geçen yıllar bize çok şey kattı ve rekabet bize çok şey kattı, iyi bir noktaya geldiğimizi düşünüyoruz ve şu an özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde ürünlerimiz çok beğeniliyor.

Ve hatta arkadaşlarımın yaşadığı çok küçük bir anıyı anlatmak isterim. POC dediğimiz teknik yeterliliklerimizi gösteren, ispat ettiğimiz teknik masadan “menşei neresi?” diye bir soru aldığımızda arkadaşlarımız menşeimizin Türk olduğunu söylediğinde müşteride bir rahatlık hissetmişler. “A, iyi, çok iyi” falan gibi, “ desene siz de bizdensiniz” gibi bir cümle kullanmışlar ve şaşırmış arkadaşlarımız.

Hala daha şaşırdığım bir konudur. Ülkemde bile çok zor duyduğum bir cümledir çünkü. Ne demek istedikleriini sorduğumuzda “Rekabet yaşadığımız bir ülke değilsiniz yani bir İsrail, bir Rusya, bir Fransa, bir İngiltere değilsiniz” denmiş.

turk-internet.com : Amerika?

Hakan Sarıkaya : Amerika’yı saymıyorlar, dikkatinizi çekerim çünkü Amerika’nın bu konularda herhangi bir yatırımı, ARGE çalışmasının olmadığını çok iyi biliyorlar. Diğer güvenlik üretici ülkelerin, Amerika’nın vitrinini – az önce kullandığım tabir de bu yüzdendi- kullandığını çok iyi biliyorlar. Mesela İsrail ürünleri genellikle Amerikan markası altında gelir. Ama Amerika’da güvenlik konusunda bir ARGE yok. O yüzden gördüğümüz, çoğu ülkede Amerikan ürünlerini çok fazla kullanmamaya çalışıyorlar, kullanmıyorlar da.

Ve her ülkenin gerçek menşeini, her ürünün gerçek menşeini çok iyi biliyor Avrupalı. Dolayısıyla Amerika tercih etmiyor. Zaten siber güvenlikte de pek Amerikan ürünü bulamazsınız yani bildiğiniz Amerikan ürünleri aslında başka ülkenin ürünleridir, menşeidir. Mesela Check Point onun bir örneğidir. Şimdi yeni çıkan Polo Alto kurucuları aynı kişidir, onun bir örneğidir. Ne zaman ki Check Point Pazar kaybetmeye başladı, Polo Alto markasını ortaya sürdüler.

Bunu Avrupalı çok iyi biliyor. Ülkemizde pek ilgilenilmiyor, çok az biliniyor gerçekten ama Avrupalı biliyor. Biz gittiğimizde de Türkiye’ye ye bu açıdan bakıyor ve güveniyorlar. Biz de o güveni orada çok iyi değerlendiriyoruz. Ürünümüz gerçekten çok iyi sonuçlar veriyor oralarda. Orada yine ülkemizde olan o çok uluslu ürünler ile rekabet ediyoruz ve oradaki rekabet şartlarımız daha kolay diyebilirim açıkçası. Daha teknik manada bakıldığı için.

turk-internet.com : Kamuda durumunuz nedir? Ülkemizde?

Hakan Sarıkaya : Ülkemizde kamu müşterimizin şöyle bir kanısı var; “ben hangi markayı biliyorsam o ürünü almak istiyorum”. Bu haklı bir istek olabilir, ben buna saygı duyuyorum çünkü aynı kamu bir Labris ürününü beğendiği zaman da “ben Labris ürününü almak istiyorum” diyebiliyor çünkü.

Fakat kamumuz genelde üstlerine karşı bir rapor ve sorumlulukları ile ilgili bilgi verme zorunluluğunda oldukları için her olayda izah edebilecekleri açıklamaları çok net ellerinde bulmak istiyorlar.

turk-internet.com : Daha doğrusu moda olan markaları…

Hakan Sarıkaya : En iyi markayı aldım diyebilmek istiyorlar açıkçası. Ama o markanın arkasında ne var, ne kadar destek var, satan kişi hangi fiyat ile sattı, doğru fiyat mı veya o güvenilir bir ürün mü bunlar tartışılmıyor gerçekten.

Gerçekten bu durum böyle. O yüzden “yerli” kelimesini kullanmayı çok sevmiyorum, istemiyorum. İşini iyi yapan markalar, hatta ülke içi markalar demek istemeye çalışıyorum. Çünkü bir ürün yerli diye hiçbir zaman alınmamalı ve satılmamalı mutlaka; öncelikle iyi olmalı, işini iyi yapmalı. Buna çok önem veriyoruz.

Dolayısıyla da kamuda böyle bir kanı varken, yukarıya karşı “en iyi ürünü aldım, daha ne yapabilirim?” gibi çok kolay bir savunma yönteminiz veya raporlama yönteminiz varken, riskleri alıp milli ürüne dönme noktasında belki fifty- fifty diyebileceğim bir oranda şey var, beklentimizin altında bir algı var.

Ama bu algı aşılıyor çünkü ben çok iyi biliyorum ki, özellikle milli ürün talep eden, yerli ürün talep eden, işini iyi yapan yerli ürünleri talep eden kamumuz hiç azımsanmayacak sayıda. Onları da görünce tabii bizim de gücümüze güç katılıyor.

Tabii burada ülke içindeki milli ürün algısının iyileştirilmeye çalışılmasının da payı büyük. Bu, güzel bir olgu.
Hükümetin son zamanlarda ya da devletin böyle bir bilinçlenmesi var… Politikaları var… Mutlaka var.

Özel tarafa geçtiğimizde ise, özel sektör, işini iyi yapan ürünleri tercih eder ve genelde de özel sektörün çözümleri –belki işlerinin parçası olan ürünler ile beraber komple paket haline gelir ve o paketin dışına da çıkmayı çok istemez. O yüzden de global arenada bu çözümün tamamlayıcıları hangi argümanlar ise onları kullanmaya devam eder.

turk-internet.com : Sizin ülke içi / dışı satışlarınız nasıl?

Hakan Sarıkaya : Labris’in cirosuna baktığımızda da yüzde 60’a yakını özel müşteriden, özel sektör müşterilerimizden olduğunu belirtmek istiyorum. Yüzde 40 civarında da kamu müşterisi Labris’in cirosunu oluşturur.

Toplam cironun da yüzde 30’unun üzerinde, 33’lerde şu an yurt dışı pazarından ciro ettiğimizi, 2016 yılı hedefimizde ise, yılsonu hedefimizde ise bu oranın yüzde 50’ye yüzde 50 yani yüzde 50 yurt içinden, yüzde 50 de yurt dışından sağlamak gibi bir hedefimiz olduğunu belirtmek istiyorum.

Tabii ki 2016 yılı sonrası için ise sizler de değişik öngörülerde bulunabilirsiniz! Bu bizim açıkçası global hedefimizdir, doğduğumuz günden beri hedefimizdir. Bu oranı yurt dışına doğru daha çok kaydırmayı istiyoruz çünkü ülkemizi bir pazar olarak görmektense ülkemizi yanımızda, belki back to back diyebileceğim yani sırt sırta çalışmalar yapabileceğimiz bir arena olarak görmek istiyoruz.

Dolayısıyla bir pazar gibi görmek bizim için çok doğru blr düşünce değil ülkemizi. Mümkün olduğu kadar biz yurt dışı pazarımızı oluşturup ülke içerisine bunu kanalize etmek istiyoruz. Hem fiyat avantajları ile, hem destek avantajları ile bunu kanalize etmek istiyoruz. Hedefimiz ve milli görüşümüz budur açıkçası.

[1] Seçkin Gürler : % 100 Türk Sermayeli Labris Networks’ün Güvenlik Ürünleri 20 Ülkede 3500 Kuruluş Tarafından Kullanılıyor

[2] Labris Networks 2014 Siber Güvenlik Raporu ve 2015 Öngörüleri Yayınlandı

Etiketler: Söyleşi - Röportaj

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.