Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanvekili Dr Ömer Fatih Sayan, Ankara Üniversitesi tarafından düzenlenen “Mobil dünyada çocukların ve gençlerin güvenliği” sempozyumunun açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Sayan, konuşmasında şunları söyledi,
- İnternette geçirdiğin süreleri kontrol etmelisin. Hayat sadece İnternetten ibaret değildir. Arkadaşlarınla beraber gerçek hayatta da eğlenebilirsin.
- Tanımadığınız kişilerle sohbet etmeyin. Sosyal paylaşım sitelerinde kesinlikle tanımadığınız kişilerle arkadaş olmayın. Yeni arkadaşlar edinmek eğlenceli olabilir ancak unutmayın ki bazıları kendileri hakkında yalan söyleyebilir.
- İnternet ortamında tanıştığın bir yabancıyla gerçek hayatta buluşmamalısın. Gerçekten tanışmak istediğin biri olursa yanında mutlaka aile bireylerinden bir yetişkin olmalı ve buluşmak için kalabalık yerleri tercih etmelisin.
- Size yapılmasını istemediğinizi başkalarına da yapmayınız. Kimseye hakaret, argo, küfürlü hitap etmemelisiniz. Yüzüne söylemek nasıl saygısız bir hareketse internet üzerinden yapmak da öyledir.
- En az çocuğunuzu koruyacak kadar İnternet kullanmayı öğrenin.
- İnternet kullanımında yasaklayıcı değil, zaman açısından sınırlayıcı olun.
- İnternetin derslerini aksatmasına izin vermeyin.
- İnternette tanımadıkları kişilerden gelen arkadaşlık tekliflerine hayır demeyi, Hoşlanmadıkları bir durumu sizinle paylaşmaları gerektiğini, İnternetin gerçek hayattan çok farklı olduğunu, Hayatın sadece İnternetten ibaret olmadığını lütfen çocuklarımıza öğretelim.
- Şurası da çok önemli özelikle akıllı telefonlar ile interneti kullanma konusunda kuralları belirleyin ve bunlara önce siz uyun. Belirlediğiniz İnternet kullanım zamanına siz de riayet edin.
“Dünyada olduğu gibi ülkemizde de cep telefonu abone sayısının artması ve internet kullanımının yaygınlaşması birçok yeni sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle akıllı telefonların hayatımızda yer edinmesi ile birlikte evde, otobüste, pastahanede ve okulda insanlarımız ve özellikle gençlerimiz kafalarını akıllı telefonlarından kaldıramaz hale geldi.
Ailede, işyerinde ve okulda başta olmak üzere sosyal hayatta “face to face” yani yüz yüze iletişim yerine sanal iletişim hakim olmaya başladı.
İnternet, sunmuş olduğu bir çok imkan ve fırsatlar yanında ciddi risk ve tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle, bilinçsiz ve hatalı internet kullanımı çocuk ve gençler için önemli tehditler oluşturmaktadır.
Bu kapsamda, çocukların ve gençlerin internetin zararlı ve yasadışı içeriklerinden ve faaliyetlerinden korunarak bu mecranın onlar için güvenlikli hale getirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Ben burada gençlere bazı küçük ama önemli tavsiyelerde bulunmak istiyorum.
Bildiğiniz gibi sosyal paylaşım siteleri günlük hayatımızın vazgeçilmez parçaları haline geldi. Özellikle gençlerimizi sosyal paylaşım sitelerinde birçok tuzakların beklediğini ve birçok insanımızın bu tuzaklara düştüğünü görüyoruz. Sosyal ağlar arkadaşlarımızla bizlere sürekli temas halinde olabileceğimiz, beğendiklerimizi paylaşabileceğimiz bir ortam sunuyor. Fakat sosyal ağlar kişisel bilgilerinizi, paylaşımlarınızı, arkadaşlarınızı herkesin görebileceği ortamlardır. Sosyal ağlarda kişisel bilgileri,telefon numarası veya ev ve okul adreslerinin paylaşılmaması konusunda uyarılarda bulunmak istiyorum.
Diğer yandan, internet güvenliği sorunu, internetin çok boyutlu/aktörlü ve dinamik kendine özgü yapısı nedeniyle karmaşık, çözümü birçok değişkene bağlı ve zor bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.
Bu nedenle, bu sorunun çözümünde ilgili tüm tarafların; özel sektör, kamu, STK ve üniversitelerin yer alması ve yönetişim ilkelerine göre hareket edilmesi en doğru yöntem olarak görülmektedir. Bu yöntemin, internet güvenliği konusunda yapılacak düzenleme ve uygulamaların ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim özgürlüğünü zedelemeden yürütülmesine de imkan sağlayacağı muhakkaktır.
Dünyada çocukların çevrimiçi ortamda korunmasına ilişkin yapılan çalışmalar birçok süreci kapsamaktadır. Bu konuda başta uluslararası kuruluşların ve ülkelerin internet düzenlemelerinde çocukların korunması çok özel ve önemli bir yer tutmaktadır. Bununla ilgili de, uluslararası arenada yapılmış düzenlemeler, yaptırımlar ve başta bilinçlendirme faaliyetleri olmak üzere birçok gönüllü girişim mevcuttur.
Örneğin, Avrupa Birliği’nin 2005 yılında çizmeye başladığı çerçeve ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak özellikle çocukların çevrimiçi ortamda korunmasına yönelik mobil ağlarda güvenliğin sağlanmasına ilişkin adımlar bunların en önemlilerindendir.
6 Şubat 2007’de düzenlenen Güvenli İnternet Günü’nde mobil operatörler ve içerik sağlayıcılar ile gönüllü olarak ‘Çocukların ve Gençlerin Güvenli Mobil Kullanımına İlişkin Avrupa Çerçeve Anlaşması’nı imzalamışlardır.
Avrupa’da bu ve benzeri kampanya ve anlaşmalar neticesinde çocukların internette daha güvenli olabilmeleri için aralarında Microsoft, Samsung, Apple, Facebook ve Vodafone gibi önemli bilişim ve iletişim şirketleri bulunduğu geniş katılımlı koalisyon, Avrupa Komisyonu önderliğinde toplanarak hazırlanan ‘Çocuklar İçin Daha İyi Bir İnternet Girişimi’ eylem planında 1 Aralık 2011 tarihinde mutabık kalmışlardır
Plan çerçevesinde 5 stratejik eylem planı belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla; basit ve güçlü ihbar araçlarının geliştirilmesi, yaşa uygun gizlilik ayarlarının sağlanması, daha geniş kullanımlı içerik kategorizasyonu yapılması, ebeveyn kontrolünde daha geniş ve kullanışlı yazılımların geliştirilmesi ve çocuk istismarı içeriklerinin daha etkili bir şekilde kaldırılmasına yönelik stratejiler ve uygulama alanlarıdır. Ve bu plan çerçevesinde de uygulamalar başlatılmıştır.
Söz konusu uygulamalar, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bariz bir şekilde kendisini gösteren internet erişiminin giderek daha çok mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirilmeye başladığına ilişkin eğilim göz önünde bulundurulduğunda, önemini daha da artırmaktadır.
Çocukların çevrimiçi ortamda korunmasına ilişkin Türkiye’de yapılan çalışmalar ağırlıkta bilinçlendirme faaliyetleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu konuda, Kurumumuz bünyesinde faaliyet gösteren Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), “İnternetin Bilinçli, Güvenli ve Etkin Kullanımı” konularında çalışmalar gerçekleştirmektedir.
İnternette çocukların cinsel istismarı içerikleriyle mücadele konusunda da hem kendi kurmuş olduğu Bilgi İhbar Merkezi aracılığı ile ihbarları alıp değerlendirmekte hem de Uluslararası İnternet İhbar Merkezleri Birliği INHOPE ile bu konuda işbirliği yapmaktadır.
Bunun yanı sıra kamu kurum ve kuruluşları ile de işbirliği çalışmaları ve işbirliği protokolleri geliştirilmektedir. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen FATİH projesinin en önemli basamaklarından biri olan “Bilinçli, Güvenli, Yönetilebilir ve Ölçülebilir BT ve İnternet Kullanımı” bileşeni kapsamında MEB ile Kurumumuz arasında bir protokol imzalanmıştır.
Kurumumuz TİB aracılığıyla, toplumda bilişim şuurunun oluşturulması ve İnternetin güvenli, etkin ve bilinçli kullanımını sağlamak amacıyla hazırlanan, özellikle aileler, eğitimciler, çocuklar için zengin içeriklerle desteklenen, “Güvenliweb” adında bir bilinçlendirme sitesi ile hizmet vermektedir.
Güvenli Web portalı, Avrupa ülkeleri ile Amerika, Kanada ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerin Güvenli İnternet portalları arasında en çok ziyaret edilen 4. web portalı olmuştur. Yine, TİB, çocukların hem eğlenip hem de güvenli İnternet kullanımı konusunda eğitici bilgiler edinebilecekleri “Güvenliçocuk” adındaki web sitesini 2010 yılı Güvenli İnternet Gününde hizmete sunmuştur.
Bilinçlendirme çalışmaları kapsamında, kitapçık, broşür, afiş ve benzeri bilgilendirme materyalleri, gerek okullar gerekse de çeşitli Kurum ve Kuruluşlardan gelen talepler doğrultusunda ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Bu kapsamda, bugüne kadar 6 milyonun üzerinde bilinçlendirme dokümanı ücretsiz olarak dağıtılmış bulunmaktadır.
Ayrıca, çocuk ve gençlerimizin internet güvenliğini sağlamak amacıyla, 2011 yılında Kurumumuzca, hepinizin bildiğini düşündüğüm, Güvenli İnternet Hizmeti başlatılmıştır. Bu gün, 2 milyona yaklaşan İnternet abonesi (8 milyon İnternet kullanıcısı) ücretsiz olarak sunulan bu hizmeti kullanmaktadır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi sanal alemin zararlarından korumak bakımından güvenli internet hizmetinin güçlendirilerek yaygınlaştırılması ve daha çok abone tarafından kullanılır hale gelmesi büyük önem taşımaktadır.
Önleyici tedbirler almakla birlikte, İnternetin bilinçli, güvenli ve etkin kullanımı konusunda en uzun ancak en kalıcı önlem bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarıdır. Araştırmalar bu çalışmalara duyulan ihtiyacı net olarak ortaya koymaktadır. Bu konuda özellikle çocuklarından daha düşük seviyede dijital okur-yazar ve dijital vatandaş olan ailelerin bilinçlendirilmesine öncelik verilmelidir.
Bunun için ailelerin başta çocuk ve gençlerinin internet davranışlarıyla ilgili yaşadıkları sorunları aktarabileceği ve çözüm arayabileceği bir “Güvenli İnternet Merkezi”ne ihtiyaç vardır. İlgili kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliğinde ülkemizde acilen böyle bir merkezin tesis edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, dijital vatandaşlık bilincinin toplumda oluşturulması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Bu çerçevede, “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatı gözden geçirilmeli ve çocukların ve gençlerin medyanın olası zararlı etkilerinden korunması ve bilinçli İnternet kullanımı konularını da kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu içeriği ile, “Medya Okuryazarlığı” dersinin ilkokul, ortaokul ve lisede zorunlu ders olarak okutulması gerekmektedir. Ayrıca, ortaokul ve lise düzeyinde seçmeli olarak “Bilinçli, Güvenli ve Etkin İnternet Kullanımı” dersi sunulmalıdır.
Keza, medyanın, genel olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımına, özel olarak ise, İnternete ilişkin olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde sunması ve söz konusu bilinçlendirme faaliyetlerine etkin bir şekilde katılımı sağlanmalıdır.
Ayrıca, yerel pozitif içerik oluşturulması konusunda politikalara ihtiyaç vardır. Yerel pozitif içeriklerin geliştirilmesi, konu ile ilgili tüm aktörlerin ellerindeki doğru ve faydalı bilgi kaynaklarını dijitalleştirerek internet kullanıcılarının hizmetine sunması, çocuklarımız ve gençlerimizin doğru bilgiye doğru kaynaktan ulaşabilmesi adına büyük önem arz etmektedir.
Türkiye’de yürütülen çalışmalara bakıldığında ise bu konuda kamu kurumlarının sivil toplum kuruluşlarına göre daha aktif oldukları göze çarpmaktadır. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarının daha çok sorumluluk almaları gerekmektedir.
Gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönünün mobil dünyaya kayması sadece web uygulamalı internet güvenliği politikalarına değil artık mobil ve tablet platformunu da içine alan ve çocuk ve gençlerin yoğun olarak kullandığı oyun, uygulama ve sosyal medya araçlarının iyi tanınıp doğru teşhisin konmasını da gerektirmektedir. Bu konuda başta üniversitelere ve STK’lara önemli görevler düşmekle birlikte destekli ar-ge projelerinde de bu konulara artık kaynak ayrılması gerekmektedir.
İnternet kaynaklı pozitif ve negatif içerikleri konu alan, İnternetin bilinçli, güvenli ve etkin kullanımı konusunda üniversitelerle, ilgili kurum ve kuruluşlarla, STK’larla işbirliği içerisinde ulusal/uluslararası sempozyumlar düzenlenerek, Ankara Üniversitesi’nin yaptığı gibi, bu konunun bilimsel olarak incelenmesine ve tartışılmasına zemin hazırlanmalı, somut çözüm önerilerinin ortaya çıkması sağlanmalıdır.
Ayrıca, yasadışı ve zararlı içeriklerle mücadele konusunda uluslararası düzeyde, güçlü ve etkin bir işbirliği gerekmektedir. Söz konusu işbirliğinin kalıcı ve kurumsal hale getirilebilmesi için, internetin tüm devletlerin yönetiminde söz sahibi olduğu ve uluslararası meşruiyeti olan bir örgüt tarafından yönetilmesi zarureti vardır. Bu gerekliliğin kısa sürede hayata geçirilmesi mümkün gibi gözükmese de, ilk olarak, büyük içerik sağlayıcılara ve başta sosyal medya platformlarına internet kullanıcılarının kişi hakları, özel hayatın gizliliği, mahremiyet gibi konularında daha duyarlı olmaları ve bu konularda ülkelerle işbirliğine gitmeleri gerekmektedir.
Bu kapsamda, çocuk ve gençler bakımından internet güvenliğinin sağlanması için internet içeriğinin ve uygulamalarının büyük kısmını oluşturan Facebook, Google, Youtube, Twitter gibi büyük İnternet platformları ile işbirliği geliştirmek devletler için temel bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle, yer sağlayıcılığı hizmetleri ve içerik üretiminin büyük ölçüde yurt dışı kaynaklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde bu ihtiyaç daha fazla kendisini göstermektedir. Nitekim, dünyadaki yeni trend devletler ile söz konusu büyük İnternet platformları arasında özel işbirliği anlaşmalarının yapılması yönündedir. AB, ABD, Almanya, İngiltere, Brezilya gibi ülkelerin yasadışı ve zararlı içeriklerin engellenmesi konularında söz konusu firmalar ile özel işbirliği anlaşmaları yaptıkları görülmektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin de benzer bir strateji ile hareket ederek, kullanımları ülkemizde oldukça üst düzeylerde olan bahsi geçen İnternet platformlarıyla özel anlaşmalar yapma yoluna gitmesi ve bu firmaları işbirliğine zorlaması gerekmektedir.
Burada en büyük görev ise anne ve babalara düşmektedir. Ben de bir baba olarak anne ve babalara bazı küçük tavsiyelerde bulunmak istiyorum.
Akıllı telefonlar ve internet bilgiye erişim ve hayatımızı kolaylaştırması bakımından bize büyük kolaylıklar sağlıyor. Ancak çocuklarımızı ve gençlerimizi akıllı telefonların ve internetin zararlı içeriklerinden koruma konusunda bize büyük görevler düşüyor.
Ankara Üniversitesi’ni böyle bir toplantıyı organize ettiği için tekrar kutluyor, beni sabırla dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum”



Kaynak : 