Telekomünikasyon sektörünün serbestleşmesinin en önemli araçlarından birisi “düzenleyici kurum”lardır. Her ülkede kurulan bu kurumların fonksiyonu sektörün tekelleşmesinin engellemek, daha doğrusu öncesinde devlet tekeli olan firmanın sektöre yeni giren firmaların önünü kesmesini engellemektir.
Bu nedenle “düzenleyici kurum”lar “özerk” olarak kurulurlar. Amaçları, hükümet ya da telekom devi tarafından etkilenmeden karar vermek ve sektörün serbestleşmesini sağlayarak, haberleşme alanını “tüketicinin lehine” çevirmektir.
Ülkemizdeki düzenleyici kurum olan BTK bu sene 15ci yılını kutladı. Biz de bu münasebetle, duruma baktık. BTK acaba bu 15 yılda neleri başardı, ya da başaramadı. Bu konudaki yazı dizimize görüştüğümüz diğer sektör uzmanlarının BTK konusundaki düşüncelerini ve cevaplarını sırasıyla yayınlamaya devam ediyoruz.
Bugünkü bölümde, BTK’nın kuruluşunda sistemi planlayanlardan birisi olduğu için BTK konusunda konuşmaya en çok hakkı olanlardan birisi olarak kurucu başkanı Fatih Yurdal ile görüştük. Bakın neler dedi :
turk-internet.com : BTK nasıl kuruldu?
Fatih Yurdal : Bu konu yıllardır Ulaştırma Bakanlığı’nın gündeminde idi. 90 lı yıllarda, Telsiz Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanı iken benim de yer aldığım, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Başkanlığında 3 kişiden oluşan bir ekip bu konuda 4 aylık bir çalışma yaparak; o güne kadar dünyada kurulmuş bulunan 13 ülke Telekomünikasyon Kurumlarını inceleyerek bir rapor hazırlayıp Bakanlık makamına sunarak Türkiye’de bağımsız Telekomünikasyon Regülasyon Kurumu’nun ivedi olarak kurulması gerektiğini vurguladı. Ancak, sözü edilen bu bağımsız kurum maalesef 2000 yılına gelene kadar kurulamadı. O dönemde kurulsa idi dünyada 14. olacaktı. (2000 yılında kurulduğunda ancak 102. olabildi).
Bakanlıkça bir süre üzerinde çalışılmayan konu 1999 yılında, 57. Hükümetin kurulması ile tekrar gündeme geldi. 1999 yılında Türk Telekom Genel Müdürü olarak atandıktan sonra benim de fiilen katıldığım, başında Ulaştırma Bakanımız Enis Öksüz’ün bulunduğu bir çalışma grubu marifetiyle 4502 sayılı kanun teklifini hazırladık. Telekomünikasyon Kurumu’nun (TK) kurulmasını öngören bu teklif TBMM’de kısa sürede kabul edilerek kanunlaştı. Böylece, 2000 yılı nisan ayında TK resmen kurulmuş oldu.
Öncelikle, benim başkanlığımda 5 kurul üyesinden oluşan ’Üst Kurul’ Bakanlar Kurulu tarafından atandı ve TK’nın alt birimlerinin belirlenmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasından sonra 4502 sayılı kanunda öngörüldüğü şekilde Telsiz Genel Müdürlüğü lağvedilerek bütün personeli TK’ya aktarıldı. Böylece Kurum 2000 yılı başlarında resmen faaliyetine başladı.
turk-internet.com : BTK’nın misyonu neydi? Sadece mevzuat mıdır?
Fatih Yurdal : Hayır, tabii ki değildir. Bağımsız otoritenin belli başlı 3 fonksiyonu vardır: Kuralların konması; konan kuralların uygulanması; uygulamada ortaya çıkacak anlaşmazlıkların giderilmesi. Bunlar regülasyon ile ilgili fonksiyonlar olup iki ana amaca hizmet ederler:
- Telekomünikasyon pazarında rol alan bütün oyuncuların oyundaki rollerinin ve oyunun kurallarının belirlenmesi, herkesin rolünü oyunun kuralına göre oynamasının sağlanması;
- Pazarı adil ve tarafsız bir şekilde yöneterek ve pazar bileşenlerini her türlü tehlikeden koruyarak yabancı sermayenin ülkeye gelmesine ve ülke ekonomisine katkıda bulunmasına imkan sağlamak.
Bilindiği gibi bağımsız regülasyon otoriteleri dünyada mecazi anlamda ”bekçi köpeği” (İngilizce deyimiyle ”watch dog”) olarak adlandırılırlar. Yabancı sermaye bir ülkeye ancak ve ancak menfaatlerinin korunacağına ve bir haksızlığa uğramayacağına inandığında gelir. Dünyadaki genel kanı, bu korumanın Devet kurumları tarafından değil, ancak bağımsız kurumlar tarafından sağlanabileceği yönündedir.
turk-internet.com : Geçen 15 yıl içinde sizce BTK sizce bu misyonu gerçekleştirebildi mi? İyi ya da kötü yaptıkları nelerdi?
Fatih Yurdal : Maalesef tam manasıyla mümkün olmadı. Bunun en başlıca sebebi Kurum’un bağımsız hareket etmesine izin verilmeyişidir. Siyasiler, bir çok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de ellerindeki otoriteyi başkalarına, yani böyle kurumlara kaptırmaktan hiç hoşlanmadılar. Benim başkanlığım dönemindeki en büyük mücadelemiz de bu idi ve Kurum’un bağımsızlığına halel getirmemek için elimizden gelen herşeyi yaptık. Maalesef siyasi otoriteye dünyanın bu gerçeğini anlatmak pek mümkün olmadı. Benim yasal görev süremin bitmesine 2,5 yıl kala Kurum’un başından ayrılarak yurt dışına gitmemin en önemli sebeplerinden birisi de budur.
Bunun dışında, özellikle teknik düzenlemeler açısından Kurum üzerine düşen görevlerin bir çoğunu yerine getirmiştir. Ancak, maalesef yukarıda izah ettiğim nedenlerden dolayı yabancı sermayenin Türkiye pazarına girmesi mümkün olmamış, ülke ekonomisi bu imkandan mahrum kalmıştır.
turk-internet.com : BTK’nın misyonunu oluşturmada size göre engeller nelerdir?
Fatih Yurdal : Zannedersem 3. soruya verdiğim cevap bu konuyu açıklıyor. En önemli engel bağımsızlığın sekteye uğratılması ve Kurum’un elinin kolunun bağlanmasıdır.
turk-internet.com : BTK’nın kurul üyelerini atamada eleştiriler var. Bazıları madem bu kadar siyasi olacaktı bari partiler RTÜK de olduğu gibi atama yapsalardı diyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fatih Yurdal : Bana göre Kurul üyelerinin atanmasında esas olan nicelikten çok nitelikdir. Yani o şekilde veya bu şekilde siyasi atama yapılması doğru değil. Bu konunun Türkiye’nin ve Türk insanının genel yapısından ve genel davranış tarzından soyutlanması mümkün değil. İktidara gelen partiler ve insanlar, maalesef, Devlet kadrolarını daima kendi görüşünden insanlarla doldurdular, doldurmaya da devam edecekler. Bu Türkiye’nin ”nakus talihi”nin bir parçasıdır. Ama en büyük parçasıdır. Bu nedenle;
- Kurul üyelerinin iktidarın Bakanlar Kurulu tarafından atanması ile Parlamento tarafından atanması arasında, herkes kendi adamını atadığı için, büyük bir fark görmüyorum.
- Önemli olan, her iki durumda da BTK’nın en önemli görevi olan ”telekomünikasyon regülasyonu” konusunda ”nitelik sahibi” insanların atanmasıdır.
- RTÜK örneği güzel bir örnek değildir. Çünkü, atamalarda asıl unsur siyasi görüş olmuş, üyeliğe atananların niteliklerinden çok nicelikleri öne çıkmış, Kurul üyelerinin bu kadar zıt kutuplardan geliyor olmaları nedeniyle kurul toplantılarında Kurumla ilgili konuların görüşülmesinden çok siyasi erk kavgaları yer almış, Kurum’un işlerliği gerektiği şekilde sağlanamamıştır.
- Sonuç olarak; bu olgular gözönüne alındığında, atamaların Bakanlar Kurulu tarafından, gerçekten konusunun uzmanı olan insanlar arasından atanması daha uygun görünmekte.
turk-internet.com : BTK’nın bütçesine de yönelik eleştiriler var. Kendisi dışındaki 7 üst kurulun toplam bütçelerinin 2 katından fazla bir bütçe oluşmasına neden oluyor. Belki devlet için iyi ama sektör için iyi gözükmüyor. Zaten ağır bir vergi yükü var. Bu da sektörün üstüne biniyor ve yatırımları daraltıyor. Sonucta da gördüğünüz gibi son 3-4 yıldır sektör dolar bazında büyümek bir yana küçülüyor. Ayrıca Avrupa Birliği son ilerleme raporunda bu konu eleştiriliyor. binde 3,5 değil.. toplam bütçesi / sektorun cirosu bakınca çok yüksek.. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fatih Yurdal : Kurum’un hatırı sayılır bir bütçesinin olması kötü bir şey değil. Ancak, bu bütçenin sektör üzerinde gerekmeyen ve kaldırılması zor bir yük oluşturulan kaynaklardan elde edilmemesi gerekir. BTK’nın gelir kalemlerinin büyük bir bölümü bu gibi kalemlerden oluşmaktadır. Bu husus başlangıçtan beri böyledir. Bazı kalemler Telsiz Genel Müdürlüğü’nden (2813 sayılı Kanun gereği) miras kalmış, aynı kalemler 4502 sayılı Kanun’a da aktarılmıştır.
Kurum’u oluşturduğumuz günlerde bu konu da (Kurum gelirlerinin sektör üzerindeki dengesiz yükü) gündemimize geldi ve (en azından) son kullanıcı üzerindeki yükü asgariye indirebilmek için TGM zamanından gelen ”telsiz kullanım ücretinin” kaldırılmasına karar verdik. Ancak, Devletin gelirlerini düşüreceğini dikkate alarak (bu gibi konularda Kurum yetkili olmayıp hükümetin onayı gerekmektedir) bu ücretin tedrici olarak birkaç yıl içerisinde tamamen kaldırılmasını hedeflemiştik.
Ancak, öğrendiğim kadarıyla, biz Kurum’dan ayrıldıktan sonraki yıllarda yine eskiye dönülmüş ve hala ciddi bir miktarda ”telsiz kullanım ücreti” cep telefonu kullanıcılarından tahsil edilmektedir. Yılda 20 TL civarında alınan bu ücretin teorik tutarı çok ciddi rakamlara varmaktadır. (Kaba bir hesapla, 60 milyon kullanıcıdan her yıl 1 milyar TL’nin üzerinde bir para toplanmaktadır).
GSM sisteminin kullanımda olduğu başka hiçbir ülkede böyle bir ücret alınmaz. Çünkü ”son kullanıcıdan” ücret alınması ”bireysel ruhsat” anlamına gelir ki; mevzuat (regülasyon) açısından tamamen yanlıştır. Biz Avrupa’da yaptığımız düzenlemelerde (özellikle AB ülkelerinde) GSM operasyonları için operatorlere verilen ”genel ruhsat” uygulaması yapmaktayız ve ”bireysel ruhsatı” kabul etmemekteyiz.
turk-internet.com : Bundan sonrası için BTK konusunda nasıl düşünüyorsunuz?
Fatih Yurdal : Telekomünikasyon sektörü, geçmişte olduğu gibi, bugün de, gelecekte de dünya ekonomisinin en önemli 2-3 sektöründen biridir. Sektörün gelişerek büyümesi ülke ekonomisinin en önemli kaynaklarından birisidir. Bu çerçevede, Kurum’un sektördeki düzenleyici ve denetleyici rolünü hakkıyla yerine getirebilmesi büyük önem arzetmekte. Bana göre bunun önündeki en büyük engel Devlet’in yine kendisidir. Siyasilerin ellerini BTK’dan ve benzeri diğer bağımsız (daha doğrusu bağımsız olması gereken) Kurumlardan çekmemesi olgusu bu kurumların işlevlerini gerektiği gibi yapmalarının önündeki en büyük engel olarak görünüyor.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün hala Avrupa Birliği’ne üyelikte ısrarlı olduğu dikkate alınırsa (şahsen bu ısrarın doğru olduğuna inanmamakla birlikte), bundan sonrasında Kurum’un yapması gereken en önemli işlerden birisinin, AB müktesabatına gerçek anlamda uyumu sağlayacak ”Türkiye müktesabatının” eksik kalan unsurlarını bir an önce oluşturulmasıdır. Bunun için, Avrupa’da CEPT ve ETSI bünyesinde, özellikle de Avrupa Komisyonu tarafından yapılmakta olan çalışmalara, konularının uzmanlarının aktif olarak katılımı sağlanmalıdır.



Kaynak : 