Avrupa Birliği’ne girme sürecinde Büyük Millet Meclisi’nin son anda büyük bir çaba ile yasalaştırdığı 4771 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” 3.8.2002 tarihinde kabul edilmiş,sayın Cumhurbaşkanı’nın onaylarını takiben 9.8.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu yasa ile değişiklik yapılan çeşitli yasalar sıra ile bentler halinde gösterildikten sonra basın hukukunu ilgilendiren düzenlemeler üzerinde ayrıca durulacaktır.
I-Madde 1.A ile; savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere Türk Ceza Kanunu,Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun,Orman Kanunu’nda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.
II-Madde 2.A ile;Türk Ceza Kanunu’nun 159.maddesine bir fıkra eklenmiştir.
III-Madde 2.B ile;Türk Ceza Kanunu’nun 201.maddesinden sonra gelmek üzere 201/a ve 201/b maddeleri eklenmiştir.
IV-Madde 3.A ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 11.maddesi,
Madde 3.B ile 2908 sayılı dernekler Kanunu’nun 12.maddesi yeniden düzenlenmiş,
Madde 3.C ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 15.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları,
Madde 3.D ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 40.maddesinin kenar başlığı ve birinci fıkrası,
Madde 3.E ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 45.maddesi kenar başlığı ile birlikte,
Madde 3.F ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 46.maddesi kenar başlığı ile birlikte,
Madde 3.G ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 62.maddesi,
Madde 3.H ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 73.maddesi değiştirilmiştir.
V-Madde 4.A ile Vakıflar Kanunu’nun birinci maddesinin sonuna iki fıkra eklenmiş,
Madde 4.B ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye Ek Madde 3 eklenmiş,
VI-Madde 5.A ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 3.maddesinin ikinci fıkrası,
Madde 5.B ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 10.maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir.
VII-Madde 6.A ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445.maddesine 445/A maddesi,
Madde 6.B ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 448.maddesine son fıkra eklenmiştir.
VIII-Madde 7.A ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 327.maddesine 327/a maddesi,
Madde 7.B ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 335.maddesine son fıkra eklenmiştir.
IX-Madde 8.A ile 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 4.maddesinin birinci fıkrasına eklemeler yapılmış,
Madde 8.B ile aynı Yasanın 4.maddesinin ikinci fıkrasının (f) ve (v) bentleri değiştirilmiştir.
X-Madde 9.A ile 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 5.maddesinin 3.fıkrasının (6) numaralı bendi,
Madde 9.B ile 21.maddesi,
Madde 9.C ile 22.maddesi,
Madde 9.D ile 24.maddesi,
Madde 9.E ile 25.maddesi,
Madde 9.F ile 30.maddenin üçüncü fıkrası,
Madde 9.G ile 33.maddenin ikinci fıkrası,
Madde 9.H ile 34.maddenin ikinci fıkrası değiştirilmiştir.
XI-Madde 10.A ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 8.maddesinin (d) bendi,
Madde 10.B ile 9.maddesi,
Madde 10.C ile 11.maddenin (C)bendi,
Madde 10.D ile 12.maddesi,
Madde 10.E ile 13.maddesi,
Madde 10.F ile Ek 1.Maddesi,
XII-Madde 11.A ile 2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu’nun adı,
Madde 11.B ile Yasanın 1.maddesi değiştirilmiş,
Madde 11.C ile Yasanın 2.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendine yeni hükümler eklenmiştir.
XIII- Madde 12.A ile Dernekler Kanunu’nun 39,47 ve 56.maddeleri,
Madde 12.B ile Basın Kanunu’nun 31 ve Ek 3.maddeleri,
Madde 12.C ile Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 11.maddesinin son fıkrası,
Madde 12.D ile 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun Geçici 1.maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Görüldüğü gibi 4771 sayılı bu yasayla, yukarıda isimleri verilen onüç ayrı kanun ile bir kanun hükmünde kararnamenin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmış,bazı yasalara yeni maddeler eklenmiş,dört ayrı yasadaki kimi maddeler yürürlükten kaldırılmıştır.Tek bir yasa ile,içerikleri ve düzenleme alanları birbirlerinden tamamen farklı birden ziyade yasada değişiklik yapılmasının,bu yasalardan etkilenecek insanları,kuruluşları ve özellikle tatbikatçıları güç duruma düşüreceği muhakkaktır.Son zamanlarda sıkça başvurulan bu tür yasalaşma faaliyetinin sağlıklı olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
A-TÜRK CEZA KANUNU’NUN 159.MADDESİNE EKLENEN FIKRA
Anayasal kuruluşları tahkir ve tezyif etme cürmünü düzenleyen bu madde evvelce dört fıkradan ibaret iken,4771 sayılı yasa ile bu maddeye “Birinci fıkrada sayılan organları veya kurumları tahkir ve tezyif kastı bulunmaksızın,sadece eleştirmek maksadıyla yapılan yazılı,sözlü veya görüntülü düşünce açıklamaları cezayı gerektirmez.” fıkrasının eklenmesiyle fıkra adedi beşe çıkarılmıştır.Bilindiği gibi bu maddede 6.2.2002 tarih ve 4744 sayılı Yasayla daha altı ay evvel değişiklik yapılarak birinci fıkradaki (ağır hapis cezası) (hapis cezası)’na çevrilmiş,hapis cezasının üst haddi altı seneden üç seneye indirilmiş,üçüncü fıkradaki hapis cezasının nev’i ve miktarı aynen muhafaza edilmekle birlikte bu fıkradaki para cezası kaldırılmış,bunun doğal bir sonucu olarak ilk fıkradaki cürüm evvelce ağır cezalık mevattan iken artık asliye cezalık mevattan olmuştur..Yasakoyucunun altı ay evvel ele aldığı ve görüşüp tartıştığı bu maddeye şimdi yukarıdaki ilaveyi yapmasının mantıklı bir izahını yapmak zor gözükmektedir.Çünkü zaten bu ilave fıkra olmasa bile hazırlık soruşturmaları sırasında Cumhuriyet Başsavcılıkları,son soruşturma safhasında mahkemeler,anayasal kuruluşlar hakkında ileriye sürülen görüş ve düşüncelerin eleştiri hudutları dahilinde kaldığı kanaatına sahip olduklarında takipsizlik kararı veya beraat kararı vermektedirler.Bir suçun işlendiğinden bahsedilebilmesi için gerekli unsurlardan biri olan manevi unsur suç işleme kastını ifade etmektedir,tahkir ve tezyif etme kastı olmadan bir anayasal kuruluş hakkında bir takım eleştiriler getiren,tenkitlerde bulunan,eleştiri hudutlarını aşmayan bir kişide suç işleme kastının bulunduğundan bahsedilemez ve bu sebeple suçun manevi unsuru oluşmayacağından hazırlık soruşturması sonrasında kamu davası açılamaz,son soruşturma safhasında mahkumiyet kararı verilemez.Bu fıkranın ilavesi tamamen lüzumsuz olup tatbikatçıları yanlış düşüncelere sevkedebilecek mahiyettedir.Çünkü (tahkir ve tezyif) fiilleri sadece TCK.nun 159.maddesinde düzenlenmemiştir,mağdurları farklı olmakla birlikte benzer düzenlemeler TCK.nun 158,266,268,480,482. ve benzeri maddelerinde de vardır.Bu maddelere TCK.nun 159.maddesinde olduğu gibi 4771 sayılı Yasayla ek fıkra eklenmemesi sebebiyle sayılan maddelerde zikredilen mağdurların eleştirilmesi suç mu olacaktır?Tabii ki hayır.Yasakoyucu,bu fıkranın eklenmesini doğru buluyor ve zaruri görüyor idiyse tahkir ve tezyifle alakalı tüm madde metinlerine bu fıkrayı ilave etmeliydi.
B-5680 SAYILI BASIN KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
a-5.maddenin 3.fıkrasının (6) numaralı bendinde yapılan değişiklik
Bilindiği gibi 5680 sayılı Basın Kanunu’nun Ek 1.Maddesinde 26.3.2002 tarihli 4748 sayılı yasayla yapılan yeni düzenleme ile evvelce dört fıkradan ibaret olan bu maddenin son fıkrasına dokunulmamış,üçüncü fıkra ilga edilmiş,ilk iki fıkrada ise değişiklikler yapılarak dağıtımın önlenmesi veya toplatma tedbirlerinin uygulanabileceği suç türleri ilk fıkra içerisine alınmıştır.Mevkute sorumlu müdürünün, bu göreve başlayabilmesi ve sürdürebilmesi için gerekli şartları düzenleyen 5.maddenin (6) numaralı bendinde sayılan suçlardan dolayı hüküm giymemiş olması gerekmektedir.(6) numaralı bent, 4748 sayılı Yasadan önce “…bu kanunun ek birinci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar…” şeklinde bir düzenleme içermekteyken yukarıda izah edildiği üzere Ek 1.maddede yapılan değişiklikle suç türleri ilk fıkra içerisine alındığından, 4771 sayılı Yasayla yapılan bu değişiklik yerindedir.Çünkü 4748 sayılı Yasayla Ek 1.Maddede yapılan değişiklik sonrasında bu maddenin ikinci fıkrası bazı şartların tahakkuku halinde basım aletlerinin müsaderesi ile ilgili konuyu düzenler hale gelmiştir ve dolayısı ile bugün herhangi bir suç türü ihtiva etmemektedir.Aslında bu değişikliğin 4748 sayılı Yasanın kabul edildiği 26.3.2002 tarihinde yapılması gerekirdi,bu durum yasa çalışmalarındaki özensizliği,maddelerde değişiklik yapılırken yasanın bütünlüğünün gözden kaçırılmasının tipik bir örneğini teşkil etmektedir.
b-5680 sayılı Basın Kanunu’nun 21,22,24,25,30/3,33/2,34/2.madde ve fıkralarında yapılan değişiklikler
4771 sayılı Yasanın 9.maddesinin B,C,D,E,F,G,H bentleri ile bu maddelerde yapılan değişikliklerle;21.maddenin 1.fıkrasındaki iki aydan altı aya kadar,aynı maddenin ikinci fıkrasındaki dört aydan bir yıla kadar,22.maddedeki üç aydan altı aya kadar,24.maddedeki üç aydan bir yıla kadar,25.maddedeki bir aya kadar,30.maddenin üçüncü fıkrasındaki bir aydan altı aya kadar,33.maddenin ikinci fıkrasındaki üç aya kadar,34.maddenin ikinci fıkrasındaki bir aydan altı aya kadar hapis cezaları kaldırılmış,buna mukabil yine bu yıl içerisinde 15.5.2002 tarihinde kabul edilip 21.5.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4756 sayılı Yasanın 25.maddesi ile; 21.maddenin birinci fıkrasındaki on milyar liradan otuz milyar liraya kadar,aynı maddenin ikinci fıkrasındaki yirmi milyar liradan altmış milyar liraya kadar,22.maddedeki yirmi milyar liradan yüz milyar liraya kadar,24.maddedeki otuz milyar liradan yüz milyar liraya kadar,25.maddedeki on beş milyar liradan aşağı olmamak üzere,30.maddenin üçüncü fıkrasındaki yirmi milyar liradan yüz milyar liraya kadar,33.maddenin ikinci fıkrasındaki on milyar liradan otuz milyar liraya kadar,34.maddenin ikinci fıkrasındaki bir milyar liradan on milyar liraya kadar olmak üzere yükseltilen ağır para cezaları yerinde bırakılmıştır.
Yasakoyucunun, tek bir maddede 21,22,24,25,30/3,33/2,34/2.maddeleri zikrederek bu maddelerde yazılı olan hapis cezalarının kaldırıldığını söylemek yerine,her maddeyi yeni baştan düzenlemeyi tercih ettiği görülmektedir.Halbuki idam cezalarının kaldırılması ile ilgili tasarrufu sırasında bu yöntemi benimsemiş ve idam cezalarını içeren yasaların isimlerini saymakla yetinmişti.Sayın Cumhurbaşkanı, diğer bazı maddelerin yanı sıra bu ağır para cezalarını getiren 4756 sayılı Yasanın 25.maddesinin de iptali için Anayasa Mahkemesine 21.5.2002 tarihinde başvurmuş olup yüksek mahkeme henüz bu konuda kararını vermemiştir.Bunun sonucu beklenmeden çıkarılan 4771 sayılı yasada madde metinleri yeni baştan tek tek yazılarak para cezalarının aynen muhafaza edilmesi dikkat çekicidir.Belki,bununla,Anayasa Mahkemesi’nin,sayın Cumhurbaşkanı’nın iptal başvurusunu haklı kabul edip 4756 sayılı Yasanın 25.maddesini iptal etse bile,4771 sayılı Yasanın 9.maddesinin B,C,D,E,F,G,H bentlerindeki para cezaları eski hükümlerin tekrarı mahiyetinde olmakla birlikte,yeni bir yasama faaliyeti sonucu ortaya çıktığından bu iptal kararından etkilenmemesi hedeflenmiştir.Nitekim sayın Cumhurbaşkanı iptal talebinde ısrarlı olduklarını 4771 sayılı Yasanın 9.maddesinin yukarıda sayılan bentleri için yeni bir iptal başvurusu yaparak göstermiş bulunmaktadır.
Yukarıda sayılan maddelerdeki hapis cezalarının kaldırılmış olması şüphesiz ki olumlu bir gelişmedir ancak para cezaları miktarlarının fevkalade yüksek oluşu ve bir çok basın mensubunun bunları ödeyemeyecek olması gerçeği ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un “Para cezalarının tarifi,tespiti ve yerine getirilmesi” başlıklı 5.maddesindeki düzenleme karşısında,hapis cezalarının kaldırılmış olması,mali güçlük içerisinde olan basın mensupları açısından pratikte pek bir yarar sağlamayacaktır.Zira bunlar ödeme yapamayacakları için bu madde gereğince üç yılı geçmemek üzere hapsedilme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaklardır.Burada basın mensubu kavramında yer alanlar bakımından bir açıklama getirmek ve madde metinlerinde yer alan cezai sorumluluk tehdidi altında bulunan kişilerin sıfat ve konumlarından bahsetmek uygun olacaktır.21. ve 22.maddelerin muhatabı mevkute sahibi ve sorumlu müdürleri,24.maddenin muhatabı mevkuteyi basan matbaacı,25. ve 34/2.maddenin muhatabı mevkute sahibi,30/3,33/2.maddelerin muhatabı ise mevkute sorumlu müdürleridir.
4756 ve 4771 sayılı Yasalarla değiştirilen 5680 sayılı Yasanın 24.maddesi ile 30 milyar liradan yüz milyar liraya kadar ağır para cezası tehdidi altına alınan matbaacıların durumundan kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.Aynı yasanın 12/1.maddesine göre matbaacılar, bastıkları mevkutenin her nüshasından ikişer tanesini neşri takip eden çalışma gününde bulundukları yerin Cumhuriyet Savcılıklarına ve mülki amirliklerine vermek zorundadırlar.Bu emredici hükme aykırılığın cezası yukarıda zikredilen 24.maddedeki 30 milyar liradan başlayan ağır para cezasıdır.İşlenilen fiille verilmesi kararlaştırılan ceza arasında bir orantı olmadığı açıkça meydanda olduğu gibi,bu düzenleme 5681 sayılı Matbaalar Kanunu’nun 4.maddesinin yine matbaacılara yüklediği benzer diğer bir mükellefiyetin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak para cezası miktarı ile de kabili telif değildir.4.maddeye göre matbaacılar,mevkute dışındaki bastıkları eserlerden ikişer nüshasını,basmanın sona erdiği günün çalışma saati içinde,bulundukları yerin Cumhuriyet Savcılıklarına ve en büyük mülki amirliklerine vermek durumundadırlar.Buna aykırılığın cezası aynı Yasanın 6.maddesinin göndermesiyle TCK.nun 533.maddesinde gösterilmiştir.2002 yılı için bu ceza 37 964 160 lira hafif para cezasıdır.İşlenilen fiiller hemen hemen aynı olduğu halde mevkuteyi teslim etmeyen matbaacıya otuz milyar lira ağır para cezası,bastığı kitabı teslim etmeyen matbaacıya otuzyedi milyon dokuzyüz altmışdört bin yüzaltmış lira hafif para cezası verilmesinin hukuk mantığına,ceza adaletine uygun hiç bir açıklaması yoktur.
5680 sayılı Basın Kanunu’nun altıncı bölümü “Ceza Hükümleri” başlığını taşımakta olup bu bölümde 20.maddeden başlayıp 34.maddede sona eren 15 madde bulunmaktadır,bunlardan 27.madde 2231 sayılı,31.madde 4771 sayılı yasayla ilga edilmiştir.Bunların dışındaki onüç maddede yer alan cezaların tümü para cezası nev’indendir ve dolayısıyla artık bu maddelere muhalefet hallerinde sorumluları hakkında TCK.nun 119.maddesi hükümlerine göre ön ödeme müessesesi işletilebilecektir.Ceza hükmü içermesi sebebiyle yasada bütünlük sağlaması bakımından bu bölüm içerisinde yer alması gereken Ek Madde 2.nin 3.fıkrasındaki bir aydan üç aya kadar hapis cezasının halen muhafaza edilmesinin nedeni de anlaşılamamaktadır.Yukarıda izah edildiği üzere bütün hapis cezaları kaldırılmışken Ek Madde 2/3.teki hapis cezası da kaldırılabilir ve para cezası olarak tayin edilebilirdi.Zaten TCK.nun 119.maddesindeki düzenlemeye göre Ek Madde 2/3’teki hapis cezasının üst haddi üç ayı geçmediği için bu maddeye muhalefet edenler de ön ödeme hükümlerinden yararlanarak bir ayın karşılığı olan para cezasını süresi içerisinde ödemeleri durumunda haklarında kamu davasının açılmasını önleyebilirler.
c-İlga edilen iki madde
aa-31.madde
4771 sayılı Yasanın 12.B maddesi ile ilga edilen bu madde üç fıkradan müteşekkildi ve üçüncü fıkrası 15.5.2002 tarihli 4756 sayılı Yasanın 25.maddesi ile daha üç ay önce değiştirilmişti.Bu madde;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne,milli egemenliğine,Cumhuriyetin varlığına,milli güvenliğe,kamu düzenine,genel asayişe,kamu yararına,genel ahlaka ve genel sağlığa aykırı olup yabancı memleketlerde çıkan basılmış eserlerin Türkiye’ye sokulması ve dağıtılmasının Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanabileceğine ilişkin olup bu yasaklara aykırı hareketleri üç aydan bir yıla kadar hapis ve elli milyar liradan yüz milyar liraya kadar ağır para cezası ile tecziye etmekte idi.Kaldırılmasının isabetli olduğu muhakkaktır.Yurt içinde basılan eserlerle ilgili yaptırımları adli organlara bırakıp yurt dışında basılan eserlerle ilgili yasaklama,dağıtımlarını önleme ve toplatma gibi tedbirleri siyasi bir kimliğe sahip olan Bakanlar Kuruluna bırakmanın doğru olduğu söylenemez.Yukarıda sayılan unsurları taşıyan basılı eserlerin içeriğini bilerek bu eserlerde yer alan fikirlerin propagandasını yapan kişiler mevcut mevzuat açısından da takip edilebilir ve cezalandırılabilir.Dolayısı ile bu maddenin ilga edilmesi herhangi bir boşluk yaratmaz.Esasen tatbikatı olan bir madde de değildir.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının en az on yıllık geçmişinde bu suçtan dolayı açılmış herhangi bir soruşturma ve dava bulunmadığı kayıtlarla sabittir.Sabah Gazetesi yazarlarından Okay Gönensin’in 10.8.2002 tarihli Sabah Gazetesi’nde yer alan YASAKÇI KAFANIN KOMİKLİĞİ başlıklı yazısında da dile getirdiği gibi,geçmişte bu maddeye dayanılarak bu madde kapsamında görülmesi mümkün olmayan bazı basılı eserlerin yasaklanması gibi garip durumlar ortaya çıkabilmiştir.
bb-Ek Madde.3
4771 sayılı Yasanın 12.B maddesi ile ilga edilen bu madde tek bir cümleden ibaret olup “Basılmış eserlerin müsaderesi hakkında mahkemece verilip kesinleşmiş kararlar,mahkemenin duyurusu ve Cumhuriyet Savcılığının bildirimi ile Resmi Gazetede derhal yayınlanır.” hükmünü ihtiva etmekte idi.Hiç tatbikatı olmayan,mantığı da anlaşılamayan bu maddenin kaldırılması da isabetli olmuştur.



Kaynak : 