Pekala burda bulunma nedenim bu kavramları açıklamak ve sorulara cevap vermek. Şimdi elimizdekilere bakalım.
Delirmeye giden yol; Kaç Bülten Okundu
Bültenlerinizin ulaştığı yerlerde açılma sayısını HTML olarak gömülmüş bvir imaj kullanarak yaparsınız. Bu imaj bültenin çinde gitmez. Ama mesajın içinde bir yerde bu imaja referans verilir. Bir kişi bülteni açtığı zaman, HTML döküman yüklenir ve sayılır.
Bülten sunulurken, okuyan kişinin email programı imajın bir kopyasını sizin sunucunuzdan talep eder ve mesajın içine yüklemeye çalışır. Bu arada imajın talep edildiği sayıyı bulur veee.. işte açılma sayısı.. buldunuz..
Mesela, 10.000 kişiye bülten gönderdiniz ama maile gömülmüş imaj 5000 defa talep edildi diyelim. Bu durumda bülteninizin açılma oranının, ortalama % 50 olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama hassas bir şekilde söylemek gerekirse, bu açılma sayısı değil, gömülmüş imajın talep sayısıdır.
İzleme Penceresi ve Engeller
Şimdi açılma oranının mekanizmasını basitçe öğrenmiş bir kişi olarak, izleme penceresinin (preview pane) ne olduğunu anlamakta zorluk çekmediğinizi varsayıyorum. Okyucularınız, bülteninizi mail box’larının izleme penceresinden(preview pane) okuyorsa, HTML olarak talep edecektir (mesela Microsoft Outlook 2000 içinde) — vee… — sizin gömdüğünüz imajınızı isteyecek böyle de açılma oranına kayıt yaptırmış olacak.
Okuyucu inbox’ı içinde aşağı doğru inip, mailinizin üstünden okumadan geçerse ne olur? Bu bülteninizin okunduğu (açıldığı) şeklinde kayıt olur mu? Hayır. Bültene, izleme penceresinden bakılmaz ise, açılmış/okunmuş olarak kayıt yapmayacaktır. Diğer yandan, kullanıcı sadece biran için bültene girip, bu süre içinde izleme penceresinden mesajı yüklemeye başlar ve daha sonra sunucunuzdan bir şey talep etmeden çıkarsa, bülteniniz yine okunmuş sayılMAyacaktır.
Bültenin okundu/açıldı olarak sayılması için mesajın tamamının (ve de gömülü açılış kaydı sayıcısının) açılacağı süre kadar beklerse, işte bu durumda bülten okundu/açıldı olarak işaretlenecektir.
Saymak için kullandığınız gömülü imajı mesajın sonuna koyduğunuzu düşünün. Bu durumda, imaj sunucudan gelen son şey olacaktır. Bu durumda bülteninizin açıldı olarak işaretlenmesi için bülteni en az birkaç saniye açık tutmanız gerekecektir. Ben buna “gerçek açılış” derim.
Bu da Diğer Engeller
Text bültenler; Çünkü, text e-mailler HTML ve imajlar taşıyamaz. Bu nedenle de bu tür bültenleri ölçemezsiniz. Bülteninizin açılma sayısını öğrenmek için tek çareniz HTML’dir.
Dial-up/offline okuyucular : Okuyucunuz bülteninizi açtığı sırada online değilse, sayma işlemini yapan imajı da yükleyemeyecek ve dolayısıyla da sizin açılma kayıtlarınız bu kişiyi göstermeyecektir.
Çok parçalı bültenler diğer bir engeldir. Çok parçalı bir bülten (aynı emailde text ve HTML birlikte) gönderiyorsanuz, sadece HTML parçası sayılabilecektir. Bu da sayılara bir miktar belirsizlik yükleyecektir. Şimdi düşünelim; çok parçalı bülteni 10.000 kişiye gönderdiyseniz, bunların çoğunluğunun HTML’i göreceğini, sadece ufak bir azınlığın text bölümü deşifre edebileceğini varsaymış olacaksınız. Şimdi diyelim ki, 5000 açıldı kaydı yaptınız. Ama text okuyucularından kaç kişinin bülteni açtığını bilmiyor olacaksınız. Bu durumda teorik olarak, % 10 da olabilir % 100’de. Açıldı oranınız aslında gerçekleşenin altında bir rapor veriyor. Text okuyucularının sayısının az olduğu sanılıyor. Bu yüzden de açılma oranına önemli bir katkısı olabileceğini sanmam.
Firewall‘lar da olayın esrarengiz yönü. Geçtiğimiz ClickZ – Email Stratejileri Konferansında, konuşmacılardan bazıları, bazı kurumların firewall yazılımlarının, badwidth’i korumak için, HTML emaillerdeki tüm imajları ayırdığını anlattı. Tabi bu durumda, bu tür kurumlardaki okuyucuların, bülteni açmasını takip edemiyor olacaksınız. Diğer yandan, bazı proxy sunucular HTML emaillerdeki tüm imajları –yine bandwidth’i korumak için– şirketin içindeki tüm okuyuculara bir anda sunmak için cache belleğe alıyor. Bu durumda bülteni silmek için açan kişiler için “yanlış açılma kaydı” alınacaktır. Her iki senaryonun da etkisi çok yüksek olmayacaktır, biri rakamları yukarı çekerken, diğeri aşağıya itecektir. Ama biri diğerinin etkisini yokeder diye düşünüyorum.
JavaScript İzleme penceresi, virüslere karşı korumak için JavaScript çalıştırmazlar. Referans verdiğiniz her imaj HTML kullanacaktır. Çoğu email dağıtım sistemi bu konuda çözüm sunar ama banner reklam kodlamasına yani açılış/impression sayılarını almak için dikkat etmek gerekir (genellikle JavaScript).
Don’t Worry, Be Happy (Üzüntüyü bırak, mutlu Olmaya Bak)
Bu kadar değişken ve bilinmezle “açılma oranına” hoşçakal diyebilirsiniz ama bence yapmayın. Evet açılış oranının küçük bir kısmı yanlış ya da tekrar edilmiş olabilir. Evet, yanlış raporlama yapılmış, asıl açılma oranının altında raporlanmış web siteleri var. Ama bunlar sizi korkutmasın. Email reklamları, doğrudan hedef kitleyeulaştığı için en başarılı portallerden birisi.
Unutmayın : Açılma oranından alabileceğiniz en önemli mesaj bu oranın etkileri. Diğer değişkenler (yani firewall’lar, dial-up, vs) bütün mailler için aşağı yukarı aynıdır. Sizin uğraşmanız gereken abone sayınızı arttırmak Haftalık hareketleri, nerede düşme, nerde yükseliş olduğunu takip edin.



Kaynak : 