Bu söyleşinin
- İlk bölümünü Seçkin Gürler : Siber Güvenlik Açısından Yurtdışından Gelen Yabancı Ürünler için Masumiyet Testi Yapmak Faydalı Olacaktır – I
- İkinci bölümünü Seçkin Gürler : dDOS Saldırılar Artık Layer 3 ve 4 Değil, Layer 7 Haline Geldi, ISP Engelleyecek Sanmayın – II
- Üçüncü bölümünü Seçkin Gürler : Siber Tatbikat’a Yerli Üretici Çağrılmalı ki Ürününü Daha İyi Yapabilsin – III
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
dDos saldırıları, buna karşın Türkiye’deki yapılanmayı ve siber tatbikatları konuştuğumuz söyleşimize kaldığımız yerden devam edelim.
turk-internet.com: Peki, bir de eğitime bakalım. İki türlü eğitim var: Biri, üniversitelerde bilgisayar mühendisliği okuyanlara verilen eğitim; bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? İkincisi de, bugünlerde hele her tarafta siber güvenlik eğitimleri görmeye başladık. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seçkin Gürler : 10 yıllık bir firmayız. Şu ana kadar dışarıda siber güvenlik alanında yetişmiş, “bak bu arkadaş iyi noktaya gelmiş biz şunu şöyle bir pozisyonda değerlendirelim” diyeceğimiz vaka çok azdır. Biz mecburen stajdan alıyoruz arkadaşımızı, 3. sınıfta. Stajda kendini gösterenleri part-time alıyoruz, yarı zamanlı alıyoruz. Yarı zamanlının da yarısı kadarı tam zamanlıya geçiyor. Onlar 2 yıl kendilerini yetiştirdikten sonra bize faydalı olmaya başlıyorlar arkasından. Üretimde de böyle, destekte de böyle, bu anlamda bilgi birikimi ne yazık ki üniversitelerde verilemiyor. Çok temel kalıyor ve…
turk-internet.com: Hatta daha kötüsü, falanca akademi ile eğitim veriliyor, marka bazlı.
Seçkin Gürler : Evet. Aynen. O da aslında Türkiye olarak tedbir almamız gereken bir şey. Ben bununla ilk Türkî Cumhuriyetlere gittiğimde karşılaşmıştım. Yani, düzeyi düşük olan, henüz yönetimi ele alamamış devletlerde 3. sınıfta, 4. sınıfta belli markaların sertifikasyonu veriliyor. Adam sanki üniversite diploması değil de sanki o markanın sertifikasını almak için üniversiteye gidiyor ve mezun oluyor.
Benzer şeyleri şimdi ülkemizde de yaşamaya başlayınca, hani “biz biraz daha dirayetli bir ülkeyiz, biraz daha ne yaptığımızı bilen bir ülkeydik” diyesim geliyor ve benzeri bir şeyi bizde de var.
Ortaya Labris’te Siber Güvenlik Sertifikasyonu koyduk ve ODTÜ’de, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki lokasyonunda, Gaziemir’de Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda ayrı sınıflarımız var; siber güvenlik sınıfları var burada ve burada eğitimlerimizi, sertifikasyonlarımızı markadan bağımsız olarak, uluslararası kimsenin dayattığı belli formatlara bağlı kalmadan gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Şunu duymak sevindirici: Mesela bu sertifikasyonları veren kişiler, daha önce farklı markaların sertifikasyonlarını da veren kişiler, bizim bu tür çabalarımızdan sonra şunu söylediler: “Siber güvenlik gerçekten o değilmiş, buymuş. Biz gece gündüz bunlarla uğraşıyoruz. Yani o dokümanlarda, o kitaplarda yazan şeyler o ürünün kullanım kılavuzu imiş meğerse”.
Yani, alt yapısında ne döndüğünü, neler olduğunu, nelere esas bakılması gerektiğini öğreniyorlar. Siber güvenliğin esas temelleri farklı bir şeyler.
Oysa o marka eğitimlerinde bize dayatılan biraz da belli teknolojilerin kullanılması ve herkes onu kullanmayı bilsin ve onu kullanmaya devam etsin. Bu, alışık olduğumuz bir sistematik emperyalizmin getirdiği birşey. Direnecek isek de, bunun gereğini yaparak direnmemiz gerekir. Eğitim de öyle bir şey, bizim yetiştirmemiz gerekiyor.
[1] Seçkin Gürler : Siber Tatbikat’a Yerli Üretici Çağrılmalı ki Ürününü Daha İyi Yapabilsin – III



Kaynak : 