Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜYAP Kongre Merkezinde düzenlenen “Win Eurasia Automation Endüstriyel Otomasyon Fuarı”nın açılışına katıldı. Burada konuşan Işık;
“Her geçen gün gelişen bir robot teknolojisine şahit oluyoruz. Önümüzdeki en önemli gelişme ise, hiç şüphesiz yeni robot teknolojilerinin yapay zeka kaynaklı olmasından kaynaklanıyor. Yeni sanayi devriminin özelliği nesnelerin interneti yoluyla tüm cihazlar arasındaki aşırı bağlantı ve aşırı otomasyon olacak”
dedi. Reel sektörün yeni nesil teknolojilere olan yoğun ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Işık, konuşmasına şöyle devam etti:
“Her yeni teknoloji, insanların hem üretim hem de tüketim alışkanlıklarında değişikliklere neden oluyor. Ancak bazı teknolojilerin getirdiği yenilikler, çok köklü değişikliklere, özellikle üretim alanında adeta paradigma değişimlerine neden olabiliyor. İnsanlığın sanayileşme tecrübesini incelediğimizde, geride kalan 3 radikal kırılma dönemi görüyoruz. Birinci sanayi devrimi, su ve buhar gücünün mekanik enerjiye dönüştürülmesiyle yaşanmıştı. İkinci sanayi devrimi, elektrik enerjisiyle çalışan seri üretim bantlarının kurulmasıyla başladı. Üçüncü devrim, bilgi teknolojileri ve kısmen de otomasyon sistemlerinin sanayi üretiminde kullanılmasıyla yaşandı. Yeni sanayi devriminin özelliği ise nesnelerin interneti yoluyla tüm cihazlar arasındaki aşırı bağlantı ve aşırı otomasyon olacak.”
Önümüzdeki süreçte, sanayi üretiminde düşük beceri gerektiren tüm rutin işlemlerin, otomasyon yoluyla yapılacağına işaret eden Işık, hatta karar alma gerektiren orta beceri seviyesindeki birçok işlemin dahi yapay zekalar tarafından yapıldığının görüleceğini aktardı.
Bakan Işık, fabrikaların, artık mekanizmalar olarak değil, adeta canlı organizmalar gibi davranış sergilediği bir dönem yaşanacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası Robotik Federasyonu araştırmalarına göre, 2015 yılında toplam 80 bin robot sanayi üretiminde kullanılıyordu. 2018 yılında bu rakamın çok hızlı bir artışla 2,3 milyon olması, bunun da yarıdan fazlasının Asya ülkelerinde kullanılması bekleniyor. 2020’de ise robot sayısının 3 milyona ulaşacağı öngörülüyor.
Otomasyon sadece sanayi üretimini değil, diğer sektörleri de muhakkak etkileyecek. Otomatik raporlama ve sanal asistan sitemleriyle, birçok büro işini yürütmek mümkün olabilecek. Finansta portfolyoları yapay zekalar yönetecek, sigortada basit hasar tespitlerini robotlar yapabilecek. Geçmişi incelediğimizde, insanlığın çok uzun zamandan bu yana robotlara ilgi duyduklarını görüyoruz.”
“Yerli üretimi artırmak için çok değerli çalışmalar yürütüyoruz”
Geçmişteki çalışmaların, mekanik ilminin ilkelerine, şamandıra sistemlerine, suyun kaldırma ve itme kuvvetine dayandığını anımsatan Işık,
“Günümüzde ise elektronik ve yazılım sistemlerinden beslenen ve her geçen gün gelişen bir robot teknolojisine şahit oluyoruz. Önümüzdeki en önemli gelişme ise, hiç şüphesiz yeni robot teknolojilerinin yapay zeka kaynaklı olmasından kaynaklanıyor.
Yani robotlar artık, belli eylemleri sistemli bir şekilde tekrar eden varlıklar değil, adeta düşünen, farklı durumlara nasıl tepkiler vereceğini keşfeden, problem çözen eşyalar olacak”
dedi ve otomasyon teknolojileri gibi çok yüksek katma değerli alanlarda üretim ve teknoloji geliştirme becerisini artırmayı önemsediklerini dile getirdi.
Akıllı üretim sistemleri alanında yetkinliğin artmasının, başta imalat sanayi olmak üzere bütün sektörlere çok olumlu katkı sağlayacağına dikkati çeken Işık, şunları söyledi:
“Bu sistemleri kullanan bütün sektörler, daha verimli ve kaliteli işlemler yürütecektir. İşletmelerin, fabrikaların, kamu kurumlarının optimum düzeyde çalışması, ülkemizin yüksek gelir seviyesine ulaşmasını sağlayacaktır. Bu teknolojileri öyle veya böyle kullanmak zorundayız ve kullanacağız. İşte bu noktada karşımıza iki seçenek çıkıyor.
Ya bu teknolojileri dünyadan satın alacak ve öyle kullanacağız veya bu teknolojileri kendimiz geliştireceğiz, ihtiyaçlarımızı yerli imkanlarla karşılayacağız ve hatta bu ürünlerin ihracatından da gelir elde edeceğiz. Her alanda olduğu gibi, bu kilit teknoloji alanlarında da hem Ar-Ge çalışmalarını desteklemek hem de yerli üretimi artırmak için çok değerli çalışmalar yürütüyoruz.”
Katılımcılara bu kapsamda yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren, son gerçekleştirilen Ar-Ge Reformu’nu anımsatan Işık, hazırladıkları Sınai Mülkiyet Kanun tasarısını da önümüzdeki hafta TBMM’ye sevk edeceklerini bildirdi.
Işık, konuşmasında Üretim Reform Paketi ve TÜBİTAK’ın yeniden yapılandırılmasıyla ilgili çalışmaların da yoğun şekilde devam ettiğini aktaran Işık, Ar-Ge projelerinin fikir aşamasından ticarileşme aşamasına kadar her sürecine yönelik ciddi destekler sağladıklarını anlattı.



Kaynak : 