Örneğin, fast food restoranları çıkardıkları çocuk mönüleriyle hedeflerini tam 12’den vurdular. Gözlemlerime göre, anne ve babalar bile bu restoranlara çocuklarıyla birlikte gittikleri vakit, çocuk mönüsü almak zorunda kalıyorlar. Sırf promosyonuna sahip olabilmek için.
Bilinen başka bir gerçek vardır ki, çocuklarıyla alışverişe çıkan aileler, normalde yaptıkları harcamanın neredeyse iki katı kadar harcama yaparlar… Çocukların yönlendiriciliği, hangi alışveriş merkezine gidileceğinden, hangi ürünün satın alınacağına değin etkili. Mağaza ve marketlerin rafları bile firmalara pazarlanırken, çocukların satın alma üzerindeki etkilerine göre fiyatlandırılıyor.
Bilindik bilinmedik her markanın yanına “kids” veya “çocuk” kelimeleri eklenince yeni bir marka doğuveriyor pazarda. Dolayısıyla bu ürünlerin tanıtımında da çocuk oyuncular yer alıyor.
Çocukların reklamlarda yer almasının bir ekonomik yönü, bir de psikolojik yönü var. Ünlü olmak kendilerinin ve ailelerinin hoşuna gidiyor. Küçük yaşta birtakım yatırımlar yapabiliyorlar. Ama bir zaman sonra medyanın eline düşecek kadar ün kazanınca, bu durum çocukta psikolojik sorunlara neden olabiliyor. Örneğin, Havuç lakaplı şirin çocuk Furkan Kızılay… Birkaç röportajından çıkardığım sonuca göre kameralardan, sorulardan epeyce sıkılmış. Dışarıda koca koca kadınlar onu kovalayıp yanaklarını sıkıyorlarmış. Baksanıza benim yazıma bile konu olduğuna göre, bu çocuk iyiden iyiye medyanın eline düşmüş, kurtarılmayı bekliyor.
Bir de şöyle bir konu var… Ünlü annelerin, çocuklarının daha doğmadan reklamın, pazarlamanın, tanıtımın ve hatta medyanın konusu olarak kullanılmalarına izin vermeleri… Örneğin, gazeteci yazar İclal Aydın bir bebek bekliyor. Bu kız çocuğu, istemedikleri bir zamanda olmuş. Yönetmen eşi ile kendisi henüz buna hazır değilmiş. Çünkü evlilikleri henüz çok yeniymiş. Evlendikten çok kısa bir süre sonra bebek beklediklerini öğrenmişler ve deli gibi demeçler veriyorlar. Aslında verdiriliyorlar. Bütün anne bebek dergilerine kapak olmuşlar. Yok hayır, ayıplamıyorum… İşleri bu…. Ben de bir bebek bekliyorum ama kimse benimle ve bebeğimle ilgilenmiyor. Belki ben İclal Aydın’dan daha yoğun yaşıyorum bu duyguyu ama ben ve bebeğim ünlü değiliz ki! Bu işlerde karşılıklı bir çıkar olması gerekiyor. İşi daha da abartabilirler, bir bebek giyim markası bebeğin ilk bilmem kaç ayında bebeğe giyim sponsoru olabilir… Hatta bebeği x hastanesinde doğsun, x hastanesinin reklamı olsun diye ücretsiz doğum bile yaptırırlar adama…
Evet!!! Ben de bebeğimi daha doğmadan herkese (!) anlatmak istiyorum.
Bu sebeple diyorum ki… Dikkat dikkat! Her türlü sponsorluğa açığım! TV kanalları, gazete ve dergiler… Haydi bekliyorum!



Kaynak : 