web analytics
Perşembe, Haziran 25, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result

Bir Reklamcının Gaz Sancıları !!

Eskiden, film işiyle bir noktadan bağlantısı olanlar, “Ben sinemacıyım” diyerek kız tavlarlardı (Eskiden, oyuncular ve asistan kızlar dışında, sinemacılık erkek mesleğiydi).

Abdürrahim Sönmez-Abdürrahim Sönmez
2 Ekim 2002
-Genel
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Genelde asistanına aşık olan, orta yaş bunalımlı yönetmenlerle sık sık karşılaşırdınız. Artık, insanlar, “Ben reklamcıyım” diyerek hava atıyorlar. Son yıllarda reklamcı olmak o kadar popüler hale getirildi ki, bir zamanların bunalımlı yönetmen filmlerinin yerini herhalde bunalımlı reklamcı filmleri alacak. Artık, ulusal yayınlarda, reklamcılık mesleği veya magaziniyle ilgili programlar yapılıyor. Efendim, şu reklamcımızın Amerikalı eşi ile arası açılmış; ama bu yalanlanmış, falan filan. Eskiden, sinema oyuncularının, daha sonraları TV sunucularının özel yaşamlarıyla ilgilenilirken, şimdilerde reklamcıların yaptıkları ilgi çekiyor. Peki, bunun nedeni ne? Reklamcılık parlayan meslek mi, yoksa insanlara hayallerini gerçekleştirmeyi vaat eden bir Polyannacılık oyunu mu?

Bazen TV kanallarında rastlıyorum; bazı reklam çalışanları, röportaj veriyorlar. Tipler, sokakta rastlayacağınız türden değil. Bu, hem üst düzey yönetici takımı için, hem de daha alt kademeler için geçerli. Konuşmaları da değişik. Tuhaf bir vurguları var, sanki kendi lehçelerini oluşturmuşlar. Kelimeleri yayarak konuşuyorlar. Hayatın anlamını çözmüş ve bir üst boyuta atlamışçasına rahatlar, aynı zamanda rahatsızlar. Çünkü bu rahat tavırlar, karşısındaki insana huzur vermiyor, aksine huzursuz ediyor. Acaba onun bu rahatlığına ben neden ulaşamadım, diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Ülkenin durumu ortada. Tüm piyasalar gibi reklam piyasası da küçülme yaşadı. Hem de ne küçülme. Basın sektöründeki işten çıkarmalar, reklam sektöründe de yaşandı; ama pek fazla duyulmadı.

Bütün bunlar olurken, bazı firmalar çok büyük kampanyalar yapmaya devam ediyor. Bu, reklam sektörü açısından iyi bir şey de, benim yadırgadığım bir yanı var. Mesela finans sektöründen bir şirketin reklam çekimi için, yurt dışından iyi paralar ödenerek bir oyuncu getiriliyor. Bu paraların ödenmesi, yaratıcı bir çalışma yapmak adına. Çıkan ürüne baktığınızda, biraz Matrix, biraz da Yamakasi adlı filmlerden esinlenerek yapılmış bir türev. Acaba yaratıcı çalışma için yüksek meblağlar veya yurtdışı kaynaklar mı gerekiyor? Ya da tersinden söyleyeyim; çok para harcadığımızda, bu iyi reklam mı oluyor? Bu reklamdan sonra o kuruluşun üye sayısında artış mı sağlanıyor?

Burada söylemeye çalıştığım şey şu; ülke bu durumda iken, yurtiçi kaynaklarla yaratıcı çözümler üretmemiz daha doğru değil mi? Neden hâlâ savurganlığa devam etmekte ısrarlıyız? Mesleğimiz reklamcılık olduğunda, savurganlık bize tanınan doğal bir hak mı oluyor? Böyle düşünülüyorsa, gerçekten yazık. Mesela turizm anlayışımızda da aynı şeyi görüyorum. Seksenli yıllara kadar yurtdışını görmek, yaşamımızda bir öncelik taşımamasına karşın, şu anda birçok kişi yurtdışı turlarını tercih ediyor. “Vallahi, daha ucuza geliyor” diye de bir geyik var. Bir Paris’e, Madrid’e veya Bahama Adaları’na gitmek, nasıl daha ucuz oluyor, gerçekten anlayamıyorum. Türkiye, turistik açıdan zengin bir ülke. Kayak yapabiliyor, denize girebiliyor, isterseniz dağa tırmanıyorsunuz. Yurtdışından insanlar buraya tatil yapmaya geliyor; ama biz tatilimizi yurtdışında geçirmeyi daha makul görüyor, yurtdışına çıkmamış birilerini görünce neredeyse ayıplıyoruz.

Anlamamız gereken şey, biz üç beş milyar döviz için IMF kapılarında sürünüyoruz. Artık, kimse Türkiye’ye borç vermek istemiyor. Dövizimiz bu kadar değerliyken, biz hâlâ neden yurtdışına tatile gidiyoruz? Sadece Türkiye’de gösterilecek bir reklam filmi için, neden yurdışından ciddi paralar ödeyerek oyuncu veya yönetmen getiriyoruz?

Son yıllarda dünya global bir köy oldu, sınırlar kalktı söylemine karşılık pratikte paramız başka ülkelerde geçmiyor; biz hâlâ döviz bulmaya çalışıyor, başka bir ülkeye gidebilmek için vize kuyruklarına giriyoruz. Global köy kavramı, Türkler için pek geçerli değil. Bu durumda, biraz kendi yağımızla kavrulsak daha iyi olacak gibi. Reklamcılığı, Türk reklam yönetmeni, Türk yazar, Türk oyuncu kullanarak da yapabiliriz. Hiç olmazsa şimdilik, krizi atlattıktan sonra isterseniz hovardalığa devam edersiniz; ama bugünlerden de ders çıkarmak lazım. Olmayan parayı harcamamak lazım, sonra arkamızdan gelenler bizim borçlarımızı ödemek zorunda kalıyorlar.

Etiketler: Pazarlama İletişimiYazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Abdürrahim Sönmez

Abdürrahim Sönmez

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.