ASELSAN’da 2006-2013 yılları arasında 5 mühendisin şüpheli ölümleriyle ilgili soruşturmaların yeniden açıldığı bildirildi. Cumhuriyet Savcısı Hamza Yokuş’un 15 temmuz sonrasında tekrar açarak yürüttüğü, mühendis Hüseyin Başbilen dosyasında ‘FETÖ’ izini rastladığı ve bu nedenle Ankara Başsavcılığının 2006 ile 2013 yılları arasında şüpheli bir şekilde hayatını kaybettikleri halde intihar denilerek dosyaları kapatılan 5 mühendis ile ilgili soruşturmayı yeniden başlattığı kaydedildi.
Başbilen’in ailesi, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, Ankara Başsavcılığı’na başvurarak dosyanın yeniden açılmasını ve FETÖ şüphesinin araştırılmasını talep etti. Bu gelişmenin ardından 2011’den itibaren Başbilen soruşturmasını yürüten eski savcı Murat Demir ifadesinde “Başbilen’in intihar etmiş olamayacağına dair raporu dosyaya koydurdum. Yine Adli tıptan rapor talep edip bu raporun dosyaya girmesini sağladım. Dosyayla ilgili aktif şekilde çalışırken tayinim çıktı. Dosya elimden alındı. Bu dosyada bazı şüpheli durumların ortaya çıkmasının engellenmesi için tayinimin çıkartıldığını düşünüyorum. Tayinimde yine FETÖ mensuplarının rolü olduğunu düşünüyorum” açıklaması yaptı.
2006 – 2013 arasında meydana gelen şüpheli ölümler şu şekildeydi;
- 4 Ağustos 2006’da ASELSAN’da görevli mühendis Hüseyin Başbilen boğazı ve bilekleri kesilmiş halde ölü bulundu.
- 17 Ocak 2007’de ASELSAN’da görevli mühendis Halim Ünal, kafasından tek kurşunla vurulmuş olarak bulundu.
- 26 Ocak 2007’de ASELSAN mühendisi Evrim Yançeken, oturduğu binanın altıncı katından düşerek hayatını kaybetti.
- 9 Ekim 2007’de ASELSAN’da yazılım mühendisi olarak görev yapan Burhanettin Volkan, askerliğini yaptığı sırada nöbet tutarken silahıyla intihar ettiği söylendi.
- 26 Ocak 2013’te ise ASELSAN’da mikroelektronik güdüm ve elektro-optik grubu projelerinde çalışan Hakan Öksüz trafik kazasında yaşamını yitirdi.
Hüseyin Başbilen Hem Boynunun, Hem Bileğini Nasıl Kesti?
Aselsan’daki şüpheli ilk ölüm olayında mühendis Hüseyin Başbilen, 4 Ağustos 2006’da boğazı ve bileği kesilmiş olarak aracının içinde ölü bulunmuştu. Milli tank projesinin yöneticisi durumundaki Aselsan mühendisi Hüseyin Başbilen’in boğaz ve bileğini keserek intihar ettiği izlenimi verilen bu olay, ilk günden itibaren cinayet şüphesi yaratmıştı. Ancak zamanın mercileri tarafından, kayıtlara intihar olarak geçmiş ve soruşturma kapatılmıştı.
2014’de ortaya çıkan olay yeri fotoğrafları, yıllar sonra ‘karartma’ ihtimalini gündeme getirdi. Fotoğraflardaki ayrıntılara göre boğazı ve bileği kesilerek hayatını kaybeden Başbilen’nin kanı aracın sağ ön konsolunun altına doğru 90 derecelik açıyla akmıştı. Boğazını kendisi kestiği kaydedilmesine karşın aracın tavan, koltuk ve kapı yanlarında kan izine rastlanmamıştı. Hüseyin Başbilen’in kafasının yan koltuğun altına doğru sokulmuş olması, olay yeri tespit tutanağına ‘şoför koltuğundan yolcu koltuğuna geçmek istedi’ şeklinde girmişti. Ancak boğazını ve bileğini keserek intihar eden birinin ölmeden önce neden bu hareketi yaptığına bugün bile anlam verilemiyor. Adli tıp raporunda ise Başbilen’in önce boğazını 20 cm kestiği, sonra da bileğini kestiği tespitine yer verilmişti.
Başbilen’in boğazının aracın ön tarafındaki ikinci bir kişi tarafından kesildiği ihtimalini güçlendiren fotoğraflardaki ayrıntılar, 2006’da olay yeri tespit tutanağına işlenmemüşti. Aracın sağ ön konsolun altında bulunan çantanın üst kısmında kan izi olmamasına rağmen, alt kısmında kan izine rastlanmaması da bir başka tuhaf ayrıntıydı. Bu durum çantanın kan aktıktan sonra biri tarafından oraya konduğu düşüncesi oluşturdu. Çantada bulunan flash bellek daha sonra Jandarma’da kaybolmuştu.
ASELSAN’da Kanas silahları, F-16 ve Milli Tank gibi çok önemli projeler üzerinde çalışan Başbilen’in ölümü için önce intihar denildi. Başbilen’in cinayete kurban gittiği iddialarından sonra soruşturma yeniden açıldı. Ancak açılan soruşturma kısa süre sonra takipsizlik kararıyla kapatılmıştı.
11 yıl sonra yeniden başlatılan soruşturmada, Başbilen’in evden çıktıktan sonraki yol güzergahından görüntü elde edilemediği ve benzin aldığı istasyonundaki kameraların geriye dönük sadece 1 ay kayıt bulunabilmesi nedenleriyle fiziki delillere ulaşılamadığı kaydediliyor. Savcılık farklı bir yol olarak, dosyanın daha önce nasıl kapatıldığını incelemeye başlayarak, Başbilen’in ölümüyle ilgili soruşturma aşamasında görev alan olay yeri inceleme ekibi, kolluk kuvvetleri, adli tıpçılar, bilirkişiler ve hakim ve savcılar üzerine yoğunlaştı. Gizli yürütülen soruşturmada yaklaşık 200 kişilik liste üzerinde yapılan incelemede bazı şüphelilerin FETÖ üyesi olduğu anlaşıldı. Bazılarının da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra hakkında işlem yapıldığı da belirlendi. İsimleri açıklanmayan şüphelilerle ilgili soruşturmanın sürdürüleceği öğrenildi.



Kaynak : 