Derviş ayrıca, THY örneğinden hareketle bir devlet şirketinin de başarılı olabileceğini söylüyor.
Gelin satır aralarında yer alan şifreleri geçmişe dönerek birlikte çözelim.
Bilenler bilir, bilmeyenler gazete arşivlerini tarayarak geçmişe hafızaları tazelemek için yelken açabilir. Sayın Derviş’in, Sn.Enis Öksüz’le kavgası sadece TT’nin Yönetim Kurulu üyeleri için olmadı, kavga bir çok cephede yapıldı. Bunlar içerisinde özelleştirme de vardı. Sn.Öksüz belirli kesimlerle birlikte TT’nin yüzde 45’inin yerli kesimde kalmasını Derviş’e rağmen kotardı. Buna karşılık TT’nin yüzde 100’ünün satılması olayını da Sn.Derviş kotardı (Bakınız aşağıdaki 4673 sayılı kanun).
Sn.Derviş ya eskiyi unutmuş, ya da e sonunda siyasi gözlüğü takmış. Bize gelen haberler ikincisinin geçerli olduğu yönünde. Ankara kulislerinde, Sn. Derviş’in Siyasete girerken bazı konularda dikkatinin çekildiği, TT ve THY özelleştirmelerine karşı çıkması için söz alındığı dedikoduları var.
Neşe Düzel mükemmel bir yorum/soru sormuş, “Özelleştirme bir fiyat ya da eder sorunu değildir ki. Özelleştirme acil yapılması gereken bir dönüşüm. Yolsuzlukların önlenmesi, kamu maliyesinin soyulması ancak devletin ticaret ve sanayiden elini çekmesiyle olur. Telekom’a iyi fiyat alacağım diye beklerseniz, Telekom’daki muhtemel yolsuzluklardan, siyasi rüşvetlerden kaybınız çok daha yüksek olmaz mı?”
Bu soruya doğrudan cevap vermek yerine etrafında dolanıp Sn.Derviş “Telekom özelleştirilsin demedim” diyor. Cevabı ben şöyle gördüm “Evet, biz mevcut çarkların aynı şekilde dönmesinden yanayız, yani o saydığınız muhtemel yolsuzluklar, soygunlar, kötü yönetim ve siyasi rüşvetler umurumuzda değil, yaşasın devletçi ideoloji !”
Bir diğer soru: Telekom’un özelleşmesine o dönemde de taraftar değil miydiniz? Cevap: “Değildim. Şu anda da değilim.” Geçmişte yaşananlar cevabın ilk bölümünün doğru olmadığını teyid ediyor. Siz değil misiniz Sn. Derviş, TT’nin özelleştirilmesine dair IMF’e birçok niyet mektubunda söz veren, insan taraftar olmadığı şeyi, en muktedir anında imzalar mı? Yüzde 100’ünün satışını kotarmak için Washington DC’lerde lobi yapan siz değil misiniz? Eğer fikir değiştirdinizse lütfen çıkın deyin ki “evet o zaman ben öyle yaptım ama bugün hata yaptığımı anladım, seçmelerden özür diliyorum, ben devletçi bir adamım”. Bu daha tutarlı bir yaklaşım olmaz mı?
Ve geliyoruz en can alıcı soruya:
Neşe Düzel: Devleti küçültmenin ‘özelleştirme’nin dışında bir yolu yok. Siz devletin ekonomideki gücünü nasıl azaltmayı düşünüyorsunuz?
Sn. Derviş gene çalının etrafında dolanıp bombayı patlatıyor: ”Ben bir sosyal demokrat olarak ‘Şirketler herhangi bir fiyatla özelleştirilsin. Verelim, kurtulalım’ anlayışı içinde değilim. Bakınız, THY güçlü bir devlet kurumu olarak iyi çalışıyor ve kâr ediyor. Bu da mümkün..”
Bunun yorumu da “TT devlette kalsın, güçlü bir devlet kurumu olarak çalışsın, zaten Hazineye dünya kadar kar payı ödüyor, tekel hakkını da uzatalım, bu ilalebet devam etsin.”
Ne diyelim galiba siyasete giren, duruma ayak uyduruyor..
——————
MADDE 3. — 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Türk Telekomun, yetkili kurullarında alınacak kararlarda, devamı süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil, ekonomi ve güvenlik ile ilgili olarak millî yararların korunması amacıyla Devlete söz ve onay hakkı verecek bir adet imtiyazlı hisse dışındaki tüm hisseleri satılabilir.
Yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranı % 45’i geçemez ve bunlar doğrudan ya da dolaylı olarak şirketin çoğunluk hisselerine sahip olamazlar. Yabancı gerçek ve tüzel kişilere Türk Telekomun yönetim ve denetiminde oy çoğunluğu sağlanamaz.
Tüm satış işlemlerinde bu şart ve karşılıklılık ilkesi göz önünde bulundurulur.



Kaynak : 