Yazının önceki 3 bölümünü; Hukuk Açısından Dialer Programı – I – Hukuk Açısından Dialer Programı – II – Hukuk Açısından Dialer Programı – III ve Hukuk Açısından Dialer Programı – IV başlıkları altında okuyabilirsiniz.
B – Hile Yönünden :
Kanımca dialer programlarına ilişkin problemlerin borçlar hukuku açısından çözümü Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hile hükümleriyle halledilmek gerekir. Borçlar Kanunu’nun 28. maddesine göre:
“Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz.
Üçüncü bir şahsın hilesine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder. Şu kadar ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazımgelirse, o akit lazım olmaz.”
Dialer programları ile bir internet kullanıcısının konunun başında belirttiğimiz şekilde uluslararası veya paralı hatlara bağlanmasının bir hile olduğu açıktır. Çoğu internet kullanıcısı için bu hile anlaşılamayacak düzeydedir. Dialer programları gerçekten de tam bir hile aracı olarak kullanılmak üzere yapılandırılmışlardır. Üstelik programın kendisine ek olarak web sitelerinde kullanıcılara çeşitli vaadlerde bulunulmakta, biraz şüpheci kullanıcılar için ise onların şüphelerini azaltabilecek sözler sarfedilmektedir. Örneğin;
- “Sitemize olan yoğun ilgi sebebiyle serverlarımızda oluşan tıkanıklığa sizin için bir çözüm bulduk. Sadece 35 kb’lık anahtar programı indirin ve internetten sınırsızca müzik indirmenin keyfini yaşayın. Üstelik kredi kartı yok, şifre yok, sizler için bedava hazırladık.”
Bu beyanlar ve programın teknik özelliği gereği kullanıcıların aldatıldıkları tartışma götürmez biçimde ortaya çıkmaktadır. Peki kullanıcılar gelen kabarık telefon faturaları sebebi ile telefon kuruluşuna karşı bu hileden dolayı bir başvuruda bulunabilecekler midir?
Bu hususu da maddenin ikinci fıkrası düzenlemiştir. Yukarıdaki şemadan da görüleceği gibi alt yapı sağlayan ve aynı zamanda kullanıcıya telefon hattı tahsis eden kuruluş web sitesi sahibi ile kullanıcı arasındaki ilişkide üçüncü şahıs durumundadır. Bu sebeple web sitesi sahibinin hilesine maruz kalan kullanıcının telefon kuruluşuyla yaptığı sözleşme geçerli olacaktır. Fakat kullanıcı telefon kuruluşunun hileyi bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse abonelik sözleşmesiyle bağlı olmayacak ve ödediği miktarı sebebpsiz zenginleşme hükümlerine gore telefon kuruluşundan talep edebilecektir. Eğer bunu ispatlayamazsa telefon kurululşuna karşı olan edimini yerine getirip web sitesi sahibine ve sistemi işleten rücu edecektir.
4.SONUÇ :
Bu yazıda ele almış olduğumuz konu son günlerde iyice artış gösteren ve adeta bilgisayarın insanları sömürme makinesi haline getirildiği bir konudur. Konu tüketicinin korunması açısından da etik açıdan da ele alınabilirdi. Ama bu hacimdeki bir yazıda konu sadece ceza hukuku ve borçlar hukuku açılarından ele alınmıştır.
Bu duruma en kısa zamanda dur denilmeli ve sorumlular hakkında yasal işlemlere geçilmelidir. Elimizde bunu yapabilecek yasal dayanaklarımız da yukarıda gösterdiğimiz gibi mevcuttur. Kullanıcılar olarak bizlerin de bu kişilerin ağına düşmemesi, akla ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen vaatler sunanlar karşısında bir kere daha düşünüp öyle karar vermemiz gerekir.



Kaynak : 