VoIP konusu gittikçe karışıyor. Çünkü Türk Telekom tarafından “VoIP yaptığı suçlamasıyla” hakkında mahkeme açılan 40-50 kadar dava var. Davalardan sadece 1 tanesi ve o da 2001 yılında sonuca erdi. Bu davadaki 7 aralık 2001 tarihli karara göre, “TT ile ilgili firmanın arasındaki sözleşme, firmanın 0822’li hat üzerinden ses ve fax trafiği taşıdığı yani anlaşmadaki hattı başka amaçlı kullandığı için, sözleşmenin iptal edilebileceği” şeklinde. Yani “VoIP Kanun Dışıdır” şeklinde bir karar yok. İlgili firma kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmeye hazırlanıyor.
Bugün Türk Mahkelerine düşmüş 40-50 kadar VoIP davası olduğu sanılıyor. Bu davalardan bir kısmı da, aslında ISS ya da Telekomünikasyon işleri ile alakası olmayan, başka işler yapan şirketler. Zaten ülkemizdeki santral donanımı satıcıları, reel firmalara bugün santral verirken, yarına hazırlık olması için içine VoIP aksamı da veriyorlar. Yani hemen her firma potansiyel olarak suçlanabilir durumda.
Diğer yanda sektörün içinde yeni bir örgütlenme söz konusu “VoIP’e Özgürlük” adı verilen oluşuma ait haberleri yakın tarihte gazete ve TV’larda görüyor olacaksınız. Bu platformun ilginç kampanyalar ve bir hukuk atağı başlatacağını duyduk.
Sektörün hukukçuları şöyle diyor;
- “Türk Telekom A.Ş tarafından fiilen uygulanan hukuksuz yasağın dayanağı olarak, “ses tekeli hakkı” gösterilmektedir. Ancak anılan teknoloji ile ses tekeli hakkının hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Çünkü internet üzerinden iletilen ses, 4502 sayılı yasada KATMA DEĞERLİ TELEKOMÜNİKASYON HİZMETİ olarak tanımlanmış ve bu hizmetin alınacak “ruhsat” veya “genel izin” kapsamında verilebileceği açıkça ifade edilmiştir.
Ülkemizin saygın üniversitelerinden alınan bilimsel raporların tamamında, internet üzerinden ses iletimi hizmetinin Türk Telekom A.Ş ye tanınan ses tekeli kapsamında olmadığı, bu hizmetin yasadaki Katma Değerli Telekomünikasyon Hizmet tanımıyla tamamen örtüştüğü açık ve net olarak vurgulanmıştır.
İşin trajikomik yanı, yasakçı zihniyetin en üst düzey yöneticilerinin dahi bu gerçeği kabul etmesidir. (Türkiye Bilişim Şurası Sonuç Raporu, Başbakanlık Müsteşarlığı Yayını 2002 )
Her şey bir yana, 4502 sayılı yasanın 1. maddesinin gerekçesinde dahi, katma değerli telekomünikasyon hizmetleri ile Türk Telekom A.Ş.’ye tanınan ses tekeli hakkının farklı kavramlar olduğu ısrarla vurgulanmıştır.
(TBMM.gov.tr/Dönem21)
Hukukçular Telekomünikasyon Kurumu’na da
- 4502 sayılı yasanın gerekçesinden en az bizim kadar haberdarsınız. Bu konuda hazırlayıp bakanlığa sunduğunuz rapor, bunun en güçlü delilidir. VoIP nin bir an için bile ses tekelini ihlal ettiğini düşünseydiniz, bu hizmetin sunumuyla ilgili düzenleme çalışmalarını yapmazdınız. Gerçekleri söylemekten korkmayınız. Doğruların arkasında dimdik durmak için gerekli olan cesaretin, bilginin ve özgüvenin sizde fazlasıyla mevcut olduğundan asla şüphe etmiyoruz.
şeklinde sesleniyorlar. Bunun bir sonraki adımında, Telekomünikasyon Kurumu üyelerinin kişisel sorumluluklarının incelendiği ve bu konuda da bir takım hazırlıkların yapıldığı kulağımıza gelenler arasında.
Size işin biraz da dedikodu tarafını anlatalım. İşte bu şekilde karmaşık bir dönem yaşıyorken, sektör perşembe günü hayli eğlenceli bir gün geçirdi. Çünkü sektörün içindeki bir kaç şirketi temsil eden bir avukat Telekomünikasyon Kurumunu ziyarete gitti. Giderken de hukuksal anlamda hazırlıklı gitmişti. Çünkü bir müddetten beri Kurulun VoIP konusunda bir şirketi ilgilendiren kararı bekleniyordu. Kararı bekleyen de sadece bu şirket değil tüm sektördü. Çünkü emsal teşkil edebilecek.
1 gün evvel yapılan panel ve kokteyl sırasında sektör, Kurul Üyelerine bu kararı sordu. Cevap olarak da “Hukuk” ve “daha önce verilmiş karar” bazlı söylevler dinlediler ve bunun ne anlama geldiğini çözdüler. Bu safhada, başka başvurular yapmadan, Kurulla yine de çözmeye yönelik bir adım daha attılar ve bir hukukçu yolu ile Kurul Üyelerine konuyu bir kez daha aynı olmadığını, VoIP konusunda bir karar söz konusu olmadığını hatırlatma kararı verdiler.
Avukat, Ankara’da ilginç bir manzara ile karşılaştı. Telekomünikasyon Kurumu Kurul Üyeleri öncelikle kararın dışarıya sızdırılması konusunda birbirine düşmüştü. 🙂 Diğer yandan Başkan Ömer Arasıl, nedense avukatla görüşmekten kaçınıyordu. 2 üye ise avukatın uzattığı ve her iki durumu karşılaştıran dosyayı almaktan bile kaçınıyordu. Acaba neden? Hem Başkan hem diğer 2 üye, avukatın hazırladığı dosyayı zararlı neşriyat mı sayıyor? Fikirlerini zararlı neşriyattan etkilenmekten korumaya mı çalışıyorlar?
Kurulun elindeki bu kararın aslında kasım ayının ilk günlerinden bu yana verilmesi gerekiyordu. Ancak Kurul, bağımsız regülatör kişiliğine bir türlü bürünemiyor ve sadece Zambia ya da Mozambik gibi ülkelerde kalmış olan VoIP yasağını kaldırmayı göze alamıyor.
Diğer yandan geçtiğimiz günlerde bizzat Ömer Arasıl, çeşitli kişilere ve bu arada turk-internet.com’a da Ocak ayında VoIP’in serbest bırakılacağını müjdelemişti. Bu durum sektörde, eski iktidar döneminde atandığı için hareket olanağı kısıtlı olan Ömer Arasıl’ın değişen iktidarla birlikte daha özgür hareket edebilme imkanına kavuştuğu ve en sonunda regülasyon görevini gerektiği gibi oluşturma fonksiyonunu yerine getirebilecek bir Başkan haline geldiği şeklinde yorumlandı. Ancak Ömer Arasıl, maalesef çarşamba günü yapılan panelde VoIP konusundaki çalışmalar için takvimi Kasım 2003 olarak açıkladı. Yani konuyu buzluğa koyduklarını söyleyiverdi. Üstelik AKP iktidarının ve Bakan Binali Yıldırım’ın VoIP konusunda yaklaşımları olumlu olduğu bilindiği bir dönemde. İşte şimdi sektör bu yeni durumu konuşuyor. Ne oldu da eski iktidarın görüşleri halen savunuluyor. Sektör bunu merak ediyor. Tam sektörel desteği almaya başladığı düşünülen Arasıl bu desteği yeniden kaybetmek üzere.
Şimdi gelelim hikayemizin komik tarafına. Kurul üyeleri neden birbirine düştüler? Sektör Kurul’un elindeki dosya hakkında vereceği kararı günlerdir bekliyor ve kararın en son bu hafta içinde çıkacağı sanılıyordu. İşte, 25 Aralık günü Ankara’da Telekomünikasyon Kurumu’nun düzenlediği panele giden sektör sakinleri de (aslında sektör sinirlileri demek daha uygun olur sanırım) bu konuyu sordular. Tüm panel ve kokteyl sırasında VoIP ve dolayısıyla bu konu gündemdeydi. Kurul üyeleri herkese kararın verilmediğini söylediler.
Ancak, kararın verilmediğini söylerken, aslında başka bir şeyi daha “toplu ve orkestra” halinde ilettiler. VoIP konusunun hukuk tarafından bağlanılmış olduğunu iddia ettiler. Yargıtay’da daha önce karara varılmış davayı emsal gösterdiler. Oysa yukarıda da ilettiğimiz üzere bu kararda VoIP konusunda bir karar yok. 2 firma arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesine dair bir bir hüküm var. Bu konu ile oradaki konu aynı olmadığı halde, Kurul üyeleri o davayı emsal gösteriyor ve hukuk bahanesi arkasına sığınıyorlardı. Yani aslında Kurul üyeleri vardıkları kararı gayet dolaylı bir yönden bildiriyorlardı.
Bunu bana sektörün 2 temsilcisi ve bizzat turk-internet.com adına katılan Füsun Hanım da anlattı. Ben size Füsun Hanım’ın anlattıklarını tekrarlayacağım. Dinleyince çok güldüm. Füsun Hanım, panel öncesi verilen yemekte oturduğu masadaki 2 kurul üyesine de sırasıyla “Kurumun elindeki VoIP konulu kararın ne olduğunu, verilip verilmediğini” soruyor. Soruyu sorduğu ilk üye, kararın verilip verilmediğini cevaplamak yerine, konunun hukuk tarafından nasıl da bağlanmış olduğunu uzun uzadıya anlatıyor. Füsun Hanım bu şekilde uzun uzun anlatılan hukuk tiradından şüpheye düşüyor. Bu sefer diğer taraftaki üyeye aynı suali soruyor. Diğer üyenin cevabı çok daha ilginç. Üye Füsun Hanım’a “karar aldık” ya da “karar almadık” yerine, “siz kararı nereden öğrendiniz” diye soruyor. Dikkat edin cevap yok. Onun yerine sorgu hakimliği yapıyor bu üye. Kararın öğrenilip, öğrenilmediğini anlamaya çalışıyor ama aslında kararın alındığı mesajını veriyor. Füsun Hanım tabi ki bunu soruyor; “Ne yani, karar çıktı mı?” Üye “çıkmadı” diyor ve sanki bu cevabı veren kendisi değilmişcesine bir daha aynı suali soruyor “siz nereden öğrendiniz kararın çıktığını”. Füsun Hanım iyice şüpheleniyor. Bundan sonrasında bu üye de hukuk tiradına başlıyor ve hukukun nasıl ellerini bağladığını anlatıyor. Füsun Hanım artık kararın olması gereken değil, yine yasakçı bir şekilde çıkmış olacağını düşünerek, soruyu 3.ve son kez bu sefer yüksek sesle, tüm salonun duyacağı şekilde Ömer Arasıl’a soruyor. Cevap ilginç.. Ömer Bey de soruya cevap vermek yerine, “Hukuk’un bu konuda verilmiş bir kararı olduğunu” belirten bir konuşma yapıyor.
Sonuç mu?? Füsun Hanım bana döndü ve dedi ki.. Anlaşılan bir karar verilmiş. Kararın ne olduğunu da anlamamak mümkün değil.
İşte Avukat Bey’in bugünkü ziyaretinin nedeni buydu. Çünkü tüm sektör yetkilileri de aynı dolaylı cevabı aldıkları anda kararın ne olduğunu kokteyl ve panel sırasında anladılar. Ama işin komiği Kurul daha nerede açık verdiğini farkedemeden birbirine düştü. Bugün içerde sen söyledin ben söyledim kavgası yaptılar. Kurul üyelerinden bir kaçı bu konuyu Avukat’a da iletti. Hatta avukata nasıl böyle hazırlıklı gelmiş olabileceğini sordular.
Tabi arka planda sektör gülmekten kırılıyor. Gerçi gülmelerinde bir ironi de var. Neden mi? Acaba diyorlar Kurul üyeleri hep böyle ne yaptıklarının farkında olmadan mı davranıyorlar.



Kaynak : 