Hazırlık aşaması günlerce süren bu uluslararası etkinlikte “Felaket planlaması nasıl yapılır”, “Felaket öncesi alınması gereken önlemler”, “En uygun ve en ucuz yöntemin seçilmesi”, “Felaket sonrası kayıpla iş sürekliliği nasıl sağlanır” gibi sorulara yanıt arandı. Konferansa katılan firmalar bu çerçevedeki ürün ve hizmetleri hakkında görüşlerini sundular.
Özellikle Dünya Ticaret Merkezi’ne 11 Eylül’de yapılan terörist saldırıların ardından dijital sektörde yaşanan bu tip tartışmalar ve yeni versiyonları konferansta tüm ayrıntılarıyla dile getirildi. Türkiye’de de yaşanan deprem ve olabilecek büyük deprem felaketinin yanı sıra son dönemlerde gündeme oturan savaş sendromu, konferansa olan ilgiyi çoğalttı.
Gantek/Veritas, SBS, Datatek, KoçSistem ve Procom gibi firmaların ‘co-sponsorlar’ olarak destek sunduğu toplantıya katılanlar, savaş tehlikesiyle birlikte konunun ısınması üzerine, zamanlamanın isabetli olduğu yönünde görüş bildirdiler. Bilişim dünyasının önemli isimlerinin konuşmacı olarak yer aldığı konferansın açılışını Turk-Internet.com Genel Müdürü Füsun Sarp Nebil ve Storagetek’in Türkiye’den sorumlu yöneticisi Ian Corbett gerçekleştirdi
Felaket durumunda da işin sürmesi
Füsun Sarp Nebil, açılış konuşmasında “iş sürekliliği” kavramının hayatımıza 1990’larda girdiğini söyledi ve daha çok IT dünyasında bunun “felaket planlaması“ olarak yer aldığını anımsattı. 11 Eylül saldırısının ve ülkemizde yaşanan depremden de söz eden Nebil, bu felaketin bakış açılarını değiştirdiğini de açıkladı. Olağanüstü bir felaket durumunda işin kesintisiz sürmesinin “iş sürekliliği” anlamı taşıdığını aktardı ve iş sürekliliğinin önümüzdeki yıllarda sıcak bir konu olacağına yönelik düşüncelerini paylaştı. Dolayısıyla, bu konferansın tam zamanında yapıldığına da vurgu yaptı.
İan Corbett de bilgi saklama ve yedeklemenin önemi, bu konularda kaydedilen son teknolojik gelişmeler hakkında dinleyicilere ayrıntılı bilgiler sundu.
Bilgi ve ofis yedekleri
Eşzamanli iki bölüm halinde düzenlenen konferansta, Iş Devamlılığı Yönetimi ve Stratejisi adıverilen ilk bölümde ilk konuşmayı HP Türkiye Hizmetler Grubu Ülke Direktörü Resan Yüner tarafından gerçekleştirildi. Yüner’in konuşması “Düşünülmeyeni Planlamak – HP Iş Sürekliliği Çözümleri” başlığını taşıyordu. Yüner, yaşanan bir felaket olarak 11 Eylül örneğini gösterdi ve bu saldırıda binlerce insanın ofissiz kaldığını anımsattı. Bilgi ve ofis yedeklerinin önemine değinen Direktör, bir kesinti sırasinda, kesintinin firmaya maliyetinin hesaplanması gerektiğini vurguladı. HP’nin danışmanlık hizmetleri hakkında da bilgi verdi. Sürekliliği sağlamak için kaçınılması gereken tuzaklar hakkında da katılımcıları aydınlatan Yüner, bütün sistemlerin yedeklenebileceğini söyledi. Müşteri memnuniyeti ve iş sürekliliginde bir numara seçilen HP’nin 48 ülkede var olan “Felaket Önleme Merkezi” hakkında da konuştu.
Peki, önlem almamanın maliyeti nedir?
Infinit’ten Danışman ve Proje Yöneticisi Alper Nuri Tung’un “Finans Sektöründe İş Sürekliliği Yaklaşımı – Güneş Sigorta Başarı Öyküsü” başlıklı sunumu da dikkat çekiciydi. Tung, riske karşı olan önlemlerle tehlikenin azalacağına vurgu yaptı. Deprem, yangın, uzun süre enerji kesintileri, kurumsal casusluk ve savaş tehditi gibi tehlikelerden söz eden yönetici, bu tehlikelere karşılık kurumların bir ölçüm yapıp, “Benim bu konuda bir önlem almamamın maliyeti nedir? diye sorması gerekir” düşüncesini savundu. Bir afet veya tehlikenin ardından, kurumun en kısa zamanda eski haline dönebilecek şekilde donatılması gerektiğine inanan Tung, İkiz Kuleler örneğini verdi ve saldırının ardından 190 şirketin kendisiyle ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadığını anımsattı.
Güneş Sigorta Örnegi
Kurumların Beklenmedik Durum Planlaması ve Kriz Yönetimi konusunda İnfinit’in de minimum maliyetli plana ve organizasyonel hazırlığa sahip olduğunu belirtti ve “2 aşamalı bir proje”den söz etti. Bu kapsamda geliştirilen ve sektörel uygulamalar arasında “Başarı Hikayesi” olarak değerlendirilen Güneş Sigorta Projesini sundu. Güneş Sigorta’da kritik iş süreçlerin detaylı risk analizi yapılmış ve dökümante edilmiş. Kullanılan bilgi teknolojileri altyapısı detaylı olarak incelenmiş ve teknolojik riskler belirlenmiş. Hizmet lokasyonlarının coğrafi ve fiziksel konumu, kullanılan teknolojik altyapı ve insan kaynaklarına ilişkin riskleri tanımlanmış. Kritik iş süreçleri için Kabul Edilebilir Minimum Fonksiyonalite tanımlanmış. Kritik iş süreçlerinin Bilgi Işlem altyapısına ihtiyaç duyulmaksızın sürdürülebilmesini sağlayacak manuel yöntemler belirlenmiş ve dökümante edilmiş. Kriz Yönetimine yönelik organizasyon kurulmuş. Alternatif teknolojik çözümler projelendirilmiş.
“Proje ekibi”nden de söz eden Alper Nuri Tung, “Bu ekipte yer alan kişileri bekar ve spor yapmış erkeklerden seçiyoruz’ dedi. Aynı anlayışın Japonya’daki ekiplerde de mevcut oldugunu belirtti. Bir tehlikede o kişinin ilk olarak eşini ve çocuklarını düşündügünü anlatan Tung, Japonya’nin da ekipleri bu anlayışla oluşturduğunu anımsattı. Sonuç olarak, (tek başına yapılacak bir proje olmadığı için) iş sürekliliğinin, firmayla birlikte yaşatılması gerektiğinin altını çizdi.
“Hiçbir şey planlamayanın yarını olmaz”
Öğle yemeğinin ardından kürsüye Gantek/Veritas’tan Noel Winter geldi. “Modern Veri Merkezleri İçin İş Sürekliliği Çözümleri” başlıklı sunumunda, olabilecek felaketleri ayrıntısıyla sıraladı. Winter’e göre Küresel olarak olarak ekonomide yavaşlama da, IT sektörü için bir tehlike. Bu yavaşlamanın etkisiyle IT bütçelerini donduran bazı firmalardan da söz etti ve bir noktanın da altını özellikle çizdi: “Bir felaket planlamasında tehditlerin her birini iyi algılamalayız. Önce maliyeti hesaplamak lazım. Bunlar önemsiz paralar değil. Çünkü söz konusu tehikelerin oluşturduğu durumlar haftalar ya da aylar sürebiliyor. Siz yoksanız müşteri hizmeti gidip rakiplerinizden alır.” Yapılan bir araştırmadan da bilgiler sunan Winter, bunun çok büyük değer kaybı olduğunu, bu oranın kimi zaman yüzde 26’lara çıktığını belirtti.
“Backup”lardan da söz eden Winter, “Sağlam bir network bağlantısı varsa ‘replacition’ uygularsınız” dedi. Herhangi bir felakette bir kaç saniye içinde harekete geçen bu sistemlerin gelen kayıpları önleme açısından çok önemli olduğunu vurguladı. “Hiçbir şey planlamayanın yarını olmaz” sözleriyle konuşmasını noktalayan Winter,” Felaket planlamasının maliyeti nedir, diye sormayın. Eğer bunu yapmazsam bana maliyeti ne olur, diye sorun” önerisini getirdi. Teknik Danışman ve “Finansbank SAN Merkezi Yedekleme Projesi” sunumuyla kürsüye gelen Ceki Gabay, Finansbank’ın “backup” projesini anlattı. 100 farklı sunucuya hizmet verecek bir altyapıya kavuşmaya karar vermelerinin ardından, Veritas ve Gantek’le çalışmaya karar verdiklerini söyleyen Gabay, “Backup sisteminin ayakta olmaması herhangi bir kurumun para kaybetmesine neden olabilir” dedi.
İki salonda birden sunum
Konferans çerçevesinde Lütfü Kırdar’ın Haliç Salonu’nda da devam eden sunumlarda felaket planlamasıyla ilgili değinilmedik konu kalmadı. Saat 14.25’te Marmara Salonu’nda Turkcell’den Necdet Taboğlu konuşurken, Haliç Salonu’nda da Koçsistem’den Barış Öztok “Felaket yönetimi ve iş sürekliliği ” sunumunu anlatıyordu.
Öztok, herhangi bir felaket önleminin alınmamasının bedelinin piyasadan silinme riskini de taşıdığını söyledi. Üretilen bilginin katlanarak çoğaldığını, dolayısıyla çok iyi depolanma sistemlerinin varlığının da önem kazandığının altını çizen Barış Öztok, diğer noktalara da temas etti; “İnsan kaynakları ve iş yaptığımız firmalar çok önemli dolayısıyla ortaya çok büyük resim çıkıyor” dedi. “Mali portre nedir?”, “Nereden başlamalı?”, ” sorulara da yanıt veren, Öztok, farklı çözümlerden de söz etti. “Hot Sote” diye anılan ve anında yedekleri almayı başaran sistemi anlattı ve bu programın olağanüstü durumlarda hemen devreye girdiğini açıkladı. Öztaş da “kritik çalışanlar”dan söz etti. Koçnet’in olağanüstü durumlarda çalışacak hizmet donanımları hakkında bilgi verdi.
IT sektörü ve Lojistik
Marmara Salonu’nda konuşan Atilla Yildiztekin’in konuşması ise lojistik hizmetler üzerineydi. “Felaket planlaması”ndan, “krizi yönetmek” gibi pozitif bir tanım olarak da söz etmenin mümkün olacağını söyleyen Genel Müdür, son yıllarda en fazla gelişen sektörler arasinda lojistiğin de sayıldığını belirtti. Lojistiğin temeli olan taşımanın çok önemli oldugunu anlatan Yıldıztekin, değişime kapalı olmanın ve alt yapı eksikliğinin krizi yaratan sektörler arasında yer aldığını vurguladı. Krizi yaratan etkenleri çok geniş bir yelpaze içinde sıraladı ve terörden, ulusal savaşlara kadar bir çok unsurun altını çizdi. Krizin işletmelerde tepki, gerilim, güvensizlik, endişe ve yalnızlık ürettiğini dikkat çekti.
Lojistiğin 18 milyar dolarlık bir pazar olduğuna da vurgu yapan Yıldıztekin, IT sektörünün henüz lojistiği tanımadığını söyledi. Ve risksiz bir işletmenin mümkün olamayacağını söyleyerek “Kurumlar kar ettiği sürece yaşıyor ama kar risk ile de doğru orantılı” dedi.
“Backup” önem kazandı
Son gün katılımlarını iptal eden BDDK’dan konuşmacılar yerine katılan Anadolu Bankası Eski Genel Müdürü Ersin Dedekoca ise kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Türkiye bankacılık sektörünün en temel problemlerinin artık açığa çıktığını söyleyen Ersin Dedekoca, banka sayısındaki fazlalığa dikkat çekerek, “Bu tip sorunların hepsi çözüldü, şu anki ulusal gelir için sayı yeterli” dedi. 11 Eylül felaketinin ardından da önlemlerin artırıldığına dikkat çekti ve bu çerçevede herkesin “Backup”ının bulunmasına artık önem verildiğini vurguladı. Bankaların dışarıdan bir çok hizmet ve program satın aldığını anlattı ve hizmet alınan firmaların da “bankayı kendi firması gibi hissetmesinin” önemine değindi. Bilançolarında uluslararası normları uygulayan bankaların gelişeceğini söyleyen Ersin Dedekoca, “Bir uluslararası şekile doğru gidiyoruz” dedi. Ülkemizin parasının “dandik para” olmaktan çıkıp, bankada biriktirilen bir para haline gelmesinin de bu gelişmeye etken olacağını vurguladı. Bankaların insan, teknoloji ve müşteri olarak 3 ayağını sayan Ersin Dedekoca, artık bu sektörde IT teşkilatının da değer kazandığını anlattı. Bunun IT sektörü için önemli bir fırsat olacağı “tiyosunu” da verdi. Ve “IT konusunda bazı fırsatları sizler üretip, sizler akıl verin” dedi. Süreç içinde doğru şeyler yapıldığında bankaların 5 katına kadar büyüyebilme potansiyelinin varlığından söz etti. Sektörün IT teşkilatlarını gözden geçirdiğini de anımsattı. “Operasyonel riskler”den de söz açtı. “Belki on yıl sonra banka genel müdürü süs olacak” dedi.
İş sürekliliği paneli
Konferansın son bölümünde ise, sponsor firmalardan konuşmacıların katılımıyla bir panel düzenlendi. Koç Holding Bilgi Grubu Danışmanı Dr. Şeref Oğuz’un yönettiği panelde, iş sürekliliği uzmanları ülkemizdeki durumu gözden geçirildi .
HP (Hewlett-Packard) firmasında Resan Yüner panelde sürekliliğin sadece verilerin depolanması olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Gantek’ten Deniz Gökyılmaz ise Türkiye insanının “Hele bir olsun da görelim” mantığına eleştiride bulundu. “Sürekliliğin IT sektörü dışında da konuşulması gerektiğine inandığını söyledi. Procom Technology Genel Müdürü Arzu Olpak Sidal ise şirketlerin başına gelecek tuzaklardan söz etti. Computer Associates firmasından Hakan Turgut, dünyadaki doğal felaketlerin her geçen gün arttığını anlattı ve “global ısınma” tehlikesini de gündeme getirerek, bir çok firmanın buna göre yatırım yaptığına da dikkat çekti.
Peki, “Felakete karşi tedbir konusu tuzu kuru olanlarin işi mi? Koç Sistem’den Bariş Öztürk bu soruyu şöyle yanıtladı: “Biz kaybedecek şeyi olan firmalara gidiyoruz ama ekosistem içinde yer alan bütün firmaların başina bu gelecek.” Küresel firmalardan yayılacak bilincin önemine de değindi.
Deniz Gökyılmaz, kriz anında nasıl davranılması yönünde şirket çalışanlarının özel eğitilmesinin kritik konular arasında yer aldığını anlattı. Böyle bir felaket anında şirket adına açıklamanın tek elden yapılması gerektiğine vurgu yaptı.
Peki, bu anlamda senaryolar hazırlayan ve bunun tatbikatını yapan firmalar var mı? Dr.Şeref Oğuz’un bu sorusunu Serdar Özçelik “Maalesef tatbikat olarak bunu deneyen çok az firma mevcut” şeklinde yanıtladı. Detayların başka bir merkezde yedekli bulunmasının önemine diğer panelistler gibi Özçelik de değindi. Bunu yapan firmaların fazla olmadığı konusunu dile getirdi.
Münir Kundakçı firma olarak kriz anında kimin hangi durumda, hangi sorumluluğu taşıdığına ilişkin de çalışma yaptıklarını açıkladı.
Panelde, felaket veya savaş durumunda IT firmaları bazında ortak bir önlem alma yaklaşımına ise çok fazla sıcak bakılmadığı ortaya çıktı.
“Data’yı nerede saklamalı?” sorusu da sıcak gündem olarak ele alındı. Hakan Turgut felaket ortamında firmaların her işi kendilerinin yapmalarının savunulmasının doğru olmadığını söyledi ve ülkenin ekonomik durumuna gönderme yaparak “Bu kadar zengin değiliz” sözüyle bu yaklaşımı eleştirdi ve felakat sırasında ortak davranılabilineceğini vurguladı. Resan Yüner ise firmanın bilgilerinin başka bir ortamda depolanırken güvenliğin gündeme geldiğini ve bu konuda bir çok insanın buna sıcak bakmayacağını anlattı.



Kaynak : 