Bilgi Edinme Hakkında Kanun Tasarısı hakkında görüşlerine başvurduğumuz İnternet ve Hukuk Platformu (İvHP) Yürütme Kurulu üyesi Özgür Uçkan, devletteki gizlilik saplantısının, genellikle “ulusal güvenlik” gibi “hassas” gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve aslında “yurttaşlara duyulan güvensizliğin” en temel ifadelerinden birini oluşturduğunu savundu.
“Bilgi Edinme Hakkında Kanun Tasarısı”nın hangi aşamada olduğunu sorduğumuz Adalet Bakanlığı üst düzey yetkilisi, tasarının 67 kurum ve kuruluşa gönderildiğini, bunların görüşlerini Adalet Bakanlığı’na ilettikten sonra değerlendirme yapılacağını, sonrasında da Başbakanlık’a gönderileceğini ifade etti.
Bilgi Edinme Hakkında Kanun Tasarısı’nın amacı, “demokratik idarenin ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak, kamu hizmetlerinden yararlananların bilgi edinme hakkını kullanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” olduğu belirtiliyor. Adalet Bakanlığı internet sitesinde yer alan Kanun Tasarı’larının, kendi ilgi alanına girdiğini düşünen herkesin görüşlerine açık olduğu ifade ediliyor. Kanun Tasarı’larının ilgili kurum ve kuruluşlara görüşlere gönderilirken özen gösterildiği, ancak herkesin görüşlerine de açık olduğu vurgulanıyor.
İnternet ve Hukuk Platformu – I v H P
Söz konusu Kanun Tasarısı hakkında görüşlerine başvurduğumuz İnternet ve Hukuk Platformu (İvHP) Yürütme Kurulu üyesi Özgür Uçkan, kamu bilgilerine erişim özgürlüğünün yurttaşların yönetime demokratik katılımı için esas olduğunu, Kamu bilgilerine erişim hakkının yasayla korunmasının aynı zamanda kamu yönetiminde şeffaflığın da teminat altına alınması anlamına geleceğini belirtti.
Bilgiye erişim özgürlüğünün hukuk devleti ilke ve kuralları çerçevesinde yasal güvence altına alınmamasının, devlet içinde veya dışında oluşan çıkar gruplarının kurduğu yolsuzluk ilişkilerinin süregitmesini de sağladığının unutulmamasını isteyen Uçkan, devletin yurttaşlarıyla kulluk temelinde bir ilişkiyi dayatmasının ve kendini yüceltmesinin bir göstergesi olan gizlilik saplantısının, genellikle “ulusal güvenlik” gibi “hassas” gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve aslında “yurttaşlara duyulan güvensizliğin” en temel ifadelerinden birini oluşturduğunu savundu.
Uçkan, şu anda Meclis gündeminde iki yasa tasarısı olduğunu, bunlardan ilkinin 21. Dönemde Ahmet İyimaya tarafından verilen ve 22. Dönemde Mehmet Ağar tarafından 13 Ocak 2003 tarihinde yenilenen “İdari Usul ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Teklifi”, diğerinin de 10 Şubat 2003 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından görüşe açılan “Bilgi Edinme Hakki Kanunu Tasarısı” olduğunu belirtti.
Uçkan’a göre, hukukçu İlhan Özay başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanan “İdari Usul ve Bilgi Edinme Hakki Kanunu Teklifi”, Adalet Bakanlığı’nın tasarısına göre çok daha ilerde. Adalet Bakanlığı teklifinde, daha pek çok olumsuzluk ve kısıtlamanın yanı sıra, bilgiye erişim hakkının “yurttaşların kendilerini ilgilendirme” koşuluyla sınırlandırılmasının daha bastan bilgiye erişilemezliği sağlamaya yönelik olduğunu belirten Uçkan, kanunun bu haliyle statükonun meşrulaştırılmasından başka bir anlam taşımayacağını vurguladı. Toplumun tüm işlerinin ilkesel olarak yurttaşların tümünü ilgilendirdiğini savunan Uçkan, tasarıda “devlet sırrı” kavramının belirsizliğine referansta bulunarak, hangi bilgilere ulaşılıp hangilerine ulaşılamayacağının kamu yönetim birimlerinin insafına terk edildiğini söyledi.
Uçkan, uluslararası standartlara uygun bir bilgiye erişim özgürlüğü yasasının, Article19 Vakfı’nın “Model Bilgi Özgürlüğü Yasası”nda konumlanan şu temel ilkelere uyması gerektiğini belirtiyor:
- Maksimum açıklık
- Hükümetin bilgileri yayınlama yükümlülüğü
- Açık Yönetimin (ya da “Günışığında Yönetim”in) geliştirilmesi
- Kısıtlama ve istisnaların mümkün olduğunca sınırlandırılması
- Yurttaşların bilgiye erişiminin kolaylaştırılması ve bunun için gerekli süreçlerin yaratılması
- Bilgiye erişim maliyetlerinin düşük tutulması
- Kamu yönetim birimlerinin toplantılarının şeffaf olması ve yayınlanması
- Bilgileri açıklamanın gizlemeye göre öncelik taşıması
- İçerden itirafta bulunanların korunması
Uçkan’a göre, bu tasarının ilgili komisyonlara sunulmadan önce, Adalet Bakanlığı’nın öngördüğünden çok daha geniş, yani sivil toplum, iş dünyası ve yurttaş inisiyatiflerini de kapsayan bir katılım çerçevesinde tartışmaya açılması gerekiyor.



Kaynak : 