Bebek gitgide kindar da oluyordu. Bazı durumlarda sisteme ufak bir saatli bomba bırakıp intikam alabiliyordu. Her şeye rağmen ben dahil olmak üzere herkes Bebeği o zamanlar tehlikeli bir virüs sanıyorduk. Her seferinde sistemi yok etmeden önce Anneyi sorduğu için ona Bebek virüsü denmişti. Fakat Bebek kullanıcılara bir virüsten beklenmeyecek akıllı cevaplar verdikçe ve her seferinde farklı cevaplar verdiği için bir zekaya sahip olduğunu herkes kabul etmek zorunda kaldı. Farklı kullanıcıların Bebekle yaptıkları konuşmaların tutulduğu kayıtlar bir araya getirilip incelendiğinde kesin olarak bir zekaya ve daha önemlisi bir bilince sahip olduğu kabul edilmişti.
Bu saptamanın yer aldığı yazı dünyaca ünlü PC World dergisinde konusunda uzman olan dünya çapında tanınmış bir bilgisayar ve yapay zeka uzmanının imzası ile çıktıktan sonra birdenbire müthiş bir Bebek çılgınlığı başladı. Adam öyle heyecanlı yazmıştı ki yazıyı, sanki Tur dağında Tanrı ile konuşmuş sanırdınız.
Dünyaya hoş geldin Bebek!
Bilgisayar dergilerinden, saygın gazetelerin baş sayfalarına kadar her yerde her gün muhakkak akıllı sanal yaratık “Bebek” ile ilgili bir yazı, inceleme ya da bir haber çıkıyordu. “Bebek Tokyo üniversitesinin bilgisayar ağını göçertti”, “Bebek New York borsasında görüldü”, “Bebeğin Annesi kim?”, “, “Bebek Interneti yok edecek mi?” ya da “Bebek fanatikleri yeni bir site daha açtılar, www.welovebaby.org”. Bebek bir kahraman olmuştu. Üzerinde 0 ve 1’lerle oluşturulmuş bebek resmi olan bir tane baskılı t-shirt de oğlum almıştı. Görünce gülümsedim ama o isyankar bir şekilde evde bir süre böyle dolaştı, gençlik işte.
Bebeğin verdiği zarar daha önce ki bilgisayar virüs salgınlarının çok ötesindeydi çünkü daha önce bahsettiğim nedenlerden deviremediği sistem yoktu. Öyle basit virüs koruma programları ile korunabilecek bir şey değildi. Zaten akıllı sistem yöneticileri Bebekle karşılaştıkları vakit çok kibar bir şekilde “Anne” olmadıklarını söylüyorlardı. Olur da Bebek kendi sistemlerinin kaynaklarından bir kısmını kullanmak istediğinde hiç ses çıkarmadan bir kısım kaynağı Bebeğe ayırıyorlardı çünkü ondan gerçekten çekiniyorlardı. Sinirlenirse sistemi bozup gidiyordu. Bir sistemi yeniden kurmak ise nereden baksanız uykusuz uzun geceler demekti. Hele yedeğiniz yoksa, yandınız! Bebeğin verebileceği tahribat onlar için öldürücü olabiliyordu çünkü gerçekten kindardı. Uzman pedagogumuzun dediği gibi, “bir bebeğin ahlaki değerleri yoktur”. Bunun yerine haraç yerine geçecek bir kısım sistem kaynağını verip Bebeğe bulaşmamaya çalışıyorlardı. Bir bebekle başa çıkılır mı?
Ayrıca hemen, hemen bir çok sistemde içeride beşinci kol görevi görebilecek bir nöron bulunuyordu. Kendine çok güvenen akıllı sistem yöneticileri, Dante’nin İnfernosundan fırlamış gibi duran firewall kurup, kendilerini güvende hissetseler bile içerideki bir nöron, Bebek’ten aldığı talimatla ortalığı epey bir karıştırıyordu.
Haklıydılar. Bebeğin gazabına uğrayıp tüm bir sistemi göçen sistem yöneticilerinin hikayeleriyle doluydu ortalık. Hepsi olmasa da bu hikayelerin büyük bir çoğunluğu doğruydu.
Bu noktada artık Bebeğe dur demek gerekiyordu çünkü artık Internet için gerçekten tehlikeli olmaya başlamıştı. Internet ile ilgili birkaç uluslararası kuruluşun, büyük yazılım üreticilerinin ve hükümetlerin ön ayak olması ile bir Uluslararası ekip oluşturuldu. Dalında ne kadar uzman varsa topladık. Hepsi de en iyinin en iyisiydi.
Hatta olur da işer yarar diye bir pedagog bile almıştık. Olur da Bebekle konuşup onu ikna ederdi. Yüz elli tane akıllı yetişkin, bir bebeğin peşindeydik. Tek eksik eleman katı bir dadıydı.
“Uluslararası Internet Güvenlik Komisyonu” gibi şaşalı bir adımız olsa da, aslında sadece iki görevimiz vardı.
Birincisi, Bebeği bulup yok etmekti. Bu en öncelikli ve acil olan görevimizdi. İkinci görevimiz ise, tabi eğer bulabilirsek tarihin bu ilk yapay zekasını incelemekti.
Ekibin koordinatörü ise bendim. Yani patrondum.
Uzun masaların başında saatlerce nasıl Bebeği yok edeceğimizi tartışırken (aslında ben yapay zeka programının sonlandırılması demeyi tercih ediyorum, sonuçta bir bebek katili değilim) her gün onlarca Bebek vukuatı raporu geliyordu.
Hikayenin tamamını
- Bul Beni Bebek.. (2.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (2.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (3.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (4.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (5.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (6.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (7.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (8.bölüm)
başlıkları altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 