Bebeği durdurmak ya da yok etmek çok zor görünüyordu çünkü dediğim gibi Bebek her yerdeydi. Aslında o kadar yayılmıştı ki Bebek eşittir Internet diyebilirdiniz. Bu mantığı kabul eden komisyon üyelerinden biri sanki evindeki televizyondan bahseder gibi “Interneti bir süreliğine kapayalım. Böylece Bebek de ölür” deyivermişti. Akla yakın ve basit gibi görünen bu teklif tabi ki reddedildi çünkü pratik olarak Internet’i kapamak imkansızdı. En başta senkronizasyon sorunu olacaktı. Uzayda birisi kırmızı bayrak kaldırdığında dünyadaki herkes bilgisayarları kapatacak değildi. Saat farkı devreye girecekti vs. Ayrıca kapatılamayacak sistemler vardı.
Hayali olarak böyle bir şeyin yapıldığını düşünsek bile, Internet’i yeniden açtığımızda (!) hiç ölmeyen korku film kahramanları gibi Bebeği yine karşımızda göreceğimizden neredeyse emindim. Hem de daha sinirli olarak ve intikam duygularıyla dolu. Bir virüsten kurtulmak için bilgisayarı açıp kapamanız yetmezdi. Bu parlak fikrin (!) pek uygulanabilir olmadığını sonunda herkes kabul etti.
Bu noktada Bebeğin bilincini oluşturan yapay nöronların bilgisayarlarda bulunup yok edilmesi fikri ortaya çıktı. Virüs temizleme programlarına benzer programlar yazılıp Internete salınabilirdi. Bu yapay nöron avcıları, buldukları nöronları sileceklerdi. Bütün nöronlar yok edildiğinde doğal olarak Bebek de yok olacaktı.
Çok akıllıca bir fikirdi. Uygulanabilirliği vardı ve basitti. Bu metotla birlikte nöronların birbiriyle olan iletişimi kesilirse sonuç tam ve kesin olacaktı.
Böyle umuyorduk… Ama beklentilerimizin tersine olaylar hiç de umduğumuz gibi gerçekleşmedi. Öncelikle yapay nöronlar Şairin programcılık dehası sayesinde kendilerini çok iyi gizliyorlardı. Virüslerin aksine, bilgisayarların hafızalarında kendilerini açığa çıkaracak belirgin bir imza bırakmıyorlardı. Bazen elektrikten tasarruf etmek için kullanılan bir enerji koruma programı gibi görünüyorlar, bazen de bir hatırlatma programı gibi. Bu yüzden onları bulmak çok zordu. Yine de akıllı programcıların yazdığı nöron avcıları Bebeğe biraz zarar verebilmişlerdi. Bir milyon nöron avlamışlardı.
Tabi bu avcılar bazen kaş yapacağım diye göz çıkartabiliyorlardı. Aptal virüs tarama programları gibi, nöron yok edeceğim diye tüm bir sistemi uçurabiliyordu. Bu kurtarıcıların (!) verdiği zararlar yüzünden kullanıcılardan öfkeli sesler çıkmaya başlamıştı.
İşin daha da kötüsü, Bebek durumu fark etti ve sinirlendi.
Bebek kendini oluşturan yapay nöronları yok etmek isteyen avcıları avlamaya başladı. Avcılar nöronların peşinde, nöronların oluşturduğu Bebek ise avcıların peşindeydi.
Tanrım ne şenlik. Kedi fareyi kovalıyor, köpek de kedinin peşinden koşturuyordu.
Bebeği seven bir grup Internet kullanıcısı (ki sayıları hiç de azımsanmayacak kadar çoktu), “Bırakın Bebek yaşasın” sloganı ile bize karşı gelmeye başlamışlardı. Elinde biberonla bir bebeği kovalayan adam karikatürleriyle bizle dalga geçiyorlardı. Bir taraftan da Bebeğin bir canlı sayılıp, sayılmayacağına dair bir tartışma başlamıştı. Aklı evvel bir avukat, şöhret olacağım diye kendini Bebeğin hukuki temsilcisi ilan etmiş (kim atadıysa?) ve bizi mahkemeye vermişti. Bir bu eksikti!
Bu yan etkilerden dolayı, “Bırakın Bebek yaşasın” lobisi sesini alabildiğine yükseltmeye başlamıştı. Hele o kadın dernekleri. Beceriksizler olarak anılmaya başlamıştık ki haklıydılar.
Bir başka parlak fikir olan nöronlar arası iletişimi kesme girişimimizde ayrı bir hezimetti. Internette dolanan IP paketleri tehlikeli malzeme taşıyıp taşımadıklarını anlamak için ana omurgalarda durdurulup tek, tek aranıyordu (!). IP paketleri kontrol edilmek üzere bekletiliyordu ve bu yüzden Internet her yerde inanılmaz derecede yavaşlamıştı.
Bu saldırılarımız, zaten derin bir “Anne” hasreti çekmekte olan mutsuz Bebeği iyice çıldırtmıştı. Artık saldıracağı sistemleri seçerken çok düşünmüyordu ve intikamı alabildiğine acımasızdı.
Boom!
Bütün bu gürültü patırtı devam ederken, bir taraftan Anne’yi arama çabalarımız çok yoğun bir şekilde devam ediyordu. Türkiye’deki yazılımcılara ait bir tartışma listesinde yapılan Bebek tartışması sırasında Şair’in tespitlerinin hep tuttuğunu gören bir yazılımcı Şair’i bize ihbar etmişti.
Her ihbarı değerlendirdiğimiz için tabi ki bu ihbar da işleme konulup, incelenmişti. Evet doğruydu. Şair Bebeği çok iyi tanıyordu, mükemmel bir programcıydı ve öngörüleri tam tutuyordu. İhbarı değerlendiren görevli durumu bir raporla bana bildirdi. Zaten ilk Rava maili Türkçe yazılmış olduğu için bir gözümüz hep Türkiye üzerindeydi.
Hikayenin tamamını
- Bul Beni Bebek.. (2.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (2.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (3.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (4.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (5.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (6.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (7.bölüm)
- Bul Beni Bebek.. (8.bölüm)
başlıkları altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 