Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Görevlisi Pınar Doğan, telekomünikasyon sektöründeki teknolojik değişimin hızının, bu değişimlerin piyasa yapısını değiştirdiği ölçüde düzenleme politikalarına yansıması gerektiğine işaret ederek, düzenleme otoriteleri bu hıza uyum gösteremediği zaman düzenlemeler anlamını ve etkinliğini itireceğini vurguluyor.
turk-internet.com: Dünya ekonomilerinde yabancı sermaye çeken önemli bir sektör. Türkiye’de telekom sektörünün önündeki engeller ve uygulamalar nelerdir?
PINAR DOĞAN: Yabancı veya yerli sermayenin herhangi bir sektöre yönelmesi için en önemli koşul o sektöre dair “belirlilik”tir. Düzenlemeye tabi olan ve telekomünikasyon gibi teknolojinin büyük hızla geliştiği endüstrilerde düzenlemelerin sektörün dinamizmine ayak uyduracak bir hızda ve potansiyel yatırımcıların sektöre dair öngörülerini netleştirecek şekilde yapılması gerekir.
Sektördeki teknolojik değişimin hızı, bu değişimlerin piyasa yapısını değiştirdiği ölçüde düzenleme politikalarına yansımalıdır. Düzenleme otoriteleri bu hıza uyum gösteremediği zaman düzenlemeler anlamını ve etkililiğini yitirir.
Türkiye’de sektöre özgü düzenleme tarihinin çok kısa olması düzenlemelerin proaktif bir yapıda geliştirilmesi için büyük bir engel oluşturuyor. Zaman kısıtı, düzenleme ajandasının yoğunluğu ile birlikte reaktif bir yapıyı zorunlu kılıyor. Ancak orta vadede bunun değişeceğine inanıyorum ki, bu da yatırım itkilerini olumlu etkileyecektir.
Öte yandan, düzenlemelerin zamansal ve içeriksel etkinliği sektörün yabancı sermaye için cazip hale gelmesi için gerekli, ancak yeterli değil. Üretim koşullarının yanı sıra, tüketim tarafının da -–yani talep parametrelerinin– genel ekonomik koşullarla şekillenmesi nedeniyle, ülkedeki siyasi ve iktisadi belirsizlik yatırım itkilerini olumsuz etkileyecektir. Elbette, bu sadece telekom sektörü için değil, potansiyel olarak yabancı yatırımlara konu olan tüm sektörler için de geçerli.
turk-internet.com: Telekom’un serbestleştirilmesi 2003 yıl sonuna kadar bitirilmesi planlanıyor. Bu konuda Telekomünikasyon Kurumu’nun işlevini değerlendirir misiniz?
PINAR DOĞAN: Bu, Telekomünikasyon Kurulu’nun önünde gerekli düzenlemeleri tamamlamak için sekiz ay kadar bir süresi var demektir. Serbestleşme sürecinde düzenleme otoritesinin yani Telekomünikasyon Kurulu’nun rolü çok önemli. Çünkü serbestleşme için, gerekli yasal koşulların sağlanması, söz gelimi Türk Telekom’un tekel hakkının kaldırılması, sektörün efektif olarak serbestleştirilmiş olacağı anlamına gelmiyor. 2003 sonunda piyasaya yasal giriş engelinin kalkmasıyla birlikte piyasaya bir an önce girişin sağlanabilmesi için gerekli rekabet şartlarını hazırlayacak düzenlemelerin zamanında yapılması gerekir.
Dolayısıyla, bu düzenlemelerin niteliği kadar zamanlaması da büyük önem taşıyor. Piyasaya potansiyel girişimcilerin işletme planlarını yapabilmeleri için, serbestleşme sürecinde sektörün alacağı biçim ile ilgili bir öngörü sahibi olması gerekir. Bu da ancak teknik ve iktisadi düzenlemelerin tamamlanmasıyla olur.
Telekomünikasyon Kurulu Arabağlantı ve Erişim ile ilgili düzenleme çalışmalarını sonlandırmak üzere. Söz konusu yönetmeliğin oluşturulması sürecine yönetmelik ile yükümlülük altına girecek işletmeciler ile düzenlemelerden birinci derecede etkilenecek olan tarafların aktif olarak katılımı çok olumlu bir gelişme. Bildiğiniz gibi Kurul, yönetmeliği askıya aldıktan sonra sektördeki ajanları, konuya dair görüşlerini almak üzere bir araya getirdi. Zaman kısıtına rağmen böyle bir uygulamaya gidilmiş olması, yapılacak düzenlemelerin niteliğinde yaratacağı etki sebebiyle son derece olumlu.
Serbestleşmenin tamamlanması ile birlikte Telekomünikasyon Kurulu’nun işlevi devam edecek, ancak giderek bir aracının, bir hakemin işlevine dönüşecektir. Sektöre özgü düzenleme gereğinin ortadan kalkması için tam rekabet koşullarının sağlanması gerekir ki, henüz böyle bir piyasa yapısı telekomünikasyon endüstrisi için görülebilir bir uzaklıkta değil.
turk-internet.com: Telekom’un özelleştirilmesine nasıl bakıyorsunuz? Biliyorsunuz bu konuda halka arz ya da blok satış, veya her ikisinin de uygulanacağı bir model öngörülüyor. Sizin görüşleriniz nelerdir?
PINAR DOĞAN: Bir kamu kuruluşu olarak eski PTT`nin uzantısı Türk Telekom’un tekelliğinden gelen rehavet ile sektörün dinamizmine ayak uyduramadığı inancındayım. Ancak, zorunlu unsur sahibi bu işletme etkin çalışabildiği müddetçe ve haksız rekabete engel olacak gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra, örneğin yerel şebekeye erişimin koşullarının saptanması gibi, bu yerleşik firmanın iyeliğinin kimde olduğu bence iktisadi olarak pek önem taşımıyor. İyi bir gelir elde edebilmek için özelleştirmenin serbestleşmeden önce olması gerektiğini, öte yandan ülkedeki kriz döneminin atlatılmasının beklenmesi gerektiğini tartışanlar var.
Özelleştirmenin zamanlaması ve şekli ne olursa olsun, sektörün gelişimi için gerekli rekabet koşullarının sağlanmasını öncelikli buluyorum. Öte yandan, özelleştirme için en uygun modelin seçimi ayrı bir uzmanlık konusu, bu konuda izlenecek optimal yöntem üzerinde bir yorum yapamayacağım.
turk-internet.com: TK, Rekabet Kurumu ile işbirliğine gitmeden önce İnternet Servis Sağlayıcılar Türk Telekom’u “haksız rekabet” gerekçesiyle Rekabet Kurumu’na şikayet etmişlerdi. TK’nın bir panelinde Rekabet Kurumu için, “Telekomünikasyon Kurumu gibi sektöre özgü düzenleme yapan kurumlara göre daha az bilgi sahibidirler” ifadesinde bulunuyorsunuz. Bu süreç boyunca sektörde TK’ya oluşan güvensizliği nasıl yorumluyorsunuz? Dinamik ve gelişmelerin anında tüm sektöre yansıması nedeniyle telekom sektörünün gelişimini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye bilişim devrimi trenini kaçırıyor mu?
PINAR DOĞAN: Evet, sektöre özgü düzenleme kurullarının sektörün koşulları hakkında daha fazla bilgi sahibi olması beklenir. Farklı sektörler için farklı düzenleme kurullarının varlığı da buna işaret ediyor. Özellikle teknik düzenlemelerin başka türlü etkili olabilmesi çok zor. Ancak piyasada ortaya çıkabilecek rekabet dışı tüm hareketlerin öngörülerek ex-ante düzenlemesi mümkün değildir. Üstelik, Rekabet Kurumları şirket birleşmeleri ve rekabeti engelleyici davranışların incelenmesi konusunda birikim, uzmanlık ve deneyimlerinden ötürü düzenleyici kurullara göre mukayeseli üstünlük sahibidir. Dolayısıyla Rekabet Kurumlarının etkinliği her sektörde olduğu gibi bu sektör için de çok önemli.
Aynı panelde de belirttiğim üzere ülkemizde hem Rekabet Kurumu hem de Telekomünikasyon Kurulu çok genç. Bu aşamada kurullar arasında görev ve yetki paylaşımına dair sektörde bazı tereddütlerin olması, işletmelerin hangi durumlarda hangi kurumu muhatap alacakları konusunda tereddüt etmeleri doğal. Bunun kurumlardan herhangi birine karşı gelişmiş bir güvensizlik olarak algılanması gerekmiyor. Zamanla bu konuda bir anlaşmazlık kalmayacaktır.
Benim paneldeki konuşmamda vermek istediğim mesaj şu idi; aralarındaki işbölümü her ne olursa olsun, teknik düzenleme dışında kalan üç tip düzenlemede –iktisadi düzenleme, erişimin düzenlenmesi ve rekabetin korunmasında– iki kurulun işbirliği ve koordinasyonu hem ex-ante hem de ex-post düzenlemelerinin kalitesini artıracaktır. Kurumların imzaladığı İşbirliği Protokolü’nü bu nedenle çok önemli buluyorum.
Sizin de belirttiğiniz üzere teknolojik gelişmelerin hızı itibari ile telekomünikasyon sektörü en dinamik sektörlerden biri. Teknolojik değişim ile sektörel düzenlemeler arasında endojen bir ilişki var. Şöyle ki, teknolojik değişim, maliyet yapılarını ve beraberinde piyasanın yapısını değiştirirken, düzenlemelerin de değişimini gerekli kılıyor. Öte yandan sektörel düzenleme politikaları da teknolojik değişimin hızını belirliyor. Telekomünikasyon endüstrisindeki teknolojik gelişmelerin tüm ekonomideki üretkenlik üzerindeki dışsallığı nedeniyle, düzenleme politikalarını oluştururken yapılabilecek hatalar sektör dışına yansıyan ek bir maliyeti beraberinde getiriyor.
Türkiye’nin herhangi bir treni kaçırdığını söylemek fazlaca karamsarlık olur. Eğer benzetmenizi kullanacak olursam; Türkiye’nin “bilişim devrimi treni”nde makinist olması zaten söz konusu değildi. Biraz gecikmeyle de olsa -yani arkadaki vagonlardan- bu “trend”i yakalamak hiç de imkansız gibi durmuyor.
turk-internet.com: “Teknik düzenlemeler, iktisadi düzenlemeler, erişimin düzenlenmesi ve rekabetin korunması bana göre dört ana nokta” diyorsunuz. Sektör, bu belirttiğiniz noktaların neresinde bulunuyor?
PINAR DOĞAN: Biraz önce belirttiğim gibi erişim ile ilgili düzenlemelerin bir kısmı Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği ile sonlandırılmak üzere. Sektöre potansiyel girişçiler açısından son derece önemli bir yönetmelik bu. Ancak bu yönetmeliği takiben ayrıştırma, numara taşınabilirliği ve taşıyıcı seçimi gibi konularda da ek düzenlemeler sırada bekliyor. Elbette, referans olarak ABD ve Avrupa Birliği üye ülkeleri alındığında önümüzde aşılması gereken uzun bir mesafe var. ABD’deki düzenleyici kurul FCC’nin 1934’de, Türkiye’de TK’nın 2000 senesinde kurulduğu göz önüne alınırsa bu mesafe daha iyi anlaşılabilir.
Diğer yandan rekabetin korunması için -ister ex-ante ister ex-post yöntemlerle olsun- önce rekabetin oluşturulması gerekiyor. Dolayısıyla şu sırada bu madde özellikle Internet Servis Sağlayıcıları ve GSM alt sektörlerinde önemli. Roaming konusundaki geliş(me)meleri sektör için oldukça talihsiz buluyorum.
turk-internet.com: Telekomünikasyon sektörü ile ilgili çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
PINAR DOĞAN: Telekomünikasyon endüstrisi ile ilgili ilk çalismalarim Fransa’da Doktora öğrenimim sırasında France Télécom için yaptığım bir araştırma ile başladı. Telekomünikasyon endüstrisinde düzenlemelerin innovasyon üzerindeki etkilerini inceleyen bu projeyi takiben yerel şebekeye ayrıştırılmış erişim üzerine Marc Bourreau ile iki teknik makale yazdik. Bu makalelerde yerel şebekeye erişim şartlarının, genel olarak fiyatlandırmasının yeni girişçi firmalarin alternatif şebekeler kurmaları üzerindeki dinamik etkilerini modelledik. Son olarak da yine yerel şebekeye ayrıştırılmış erişim ile ilgili bağlantılı olarak telekomünikasyon endüstrisinde hizmet bazlı rekabet ile altyapı bazlı rekabeti inceleyen bir makalemiz var. Genel olarak şebeke ekonomileri ile ilgileniyorum, internet endüstrisinde dikey birleşmeler ve arabağlantı kalitesi ile ilgili bir çalışmam da var.



Kaynak : 