Alan adları bugüne dek en fazla “domain grabbing”ler ile gündeme gelmiştir. Birçok ünlünün, firmanın ismi alan adı olarak alınmış ve sonra bunlara satılmaya çalışılmıştır. Buna karşı isimleri alan adı olarak olarak alınanlar WIPO gibi örgütler nezdinde başvurularda bulunmuşlar ve bazıları alan adlarının kendilerine transferini sağlamışlardır.
Bir alan adının tescilli bir marka ile aynı olması veya iltibas yaratması mümkündür. Burada ortaya çıkan sorun dış dünyadaki marka anlaşmazlıkları nedeniyle ortaya çıkanlardan pek farklı olmasa gerektir. Markasına tecavüz edildiğini iddia eden davacı alan adı veya onun gösterdiği siteyi kullanmanın karışıklığa yol açtığını ileri sürebilir.
Marka hukukuna ilişkin alan adı uyuşmazlıklarına ülkeler bugün iç hukuklarındaki düzenlemeleri uygulamaya çalışmaktadırlar. Bu yazıda marka hukukuna ilişkin bir problemin çözümünü ve alan adlarıyla olan ilişkisini ele alan bir Fransız mahkeme kararına göz atacağız.
Nanterre 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen ve 19 Kasım 2001’de karara bağlanan bu davada;
S.A E-LEARNING şirketi davacı, Société ELEARNINGAGENCY şirketi ise davalıdır. Davacı 7 Mart 2000 tarihinde ticaret siciline kayıt olmuştur. Elektronik destek yoluyla kişilere pedagojik ve uygulamalı içerik sağlama işiyle uğraşmaktadır. Şirket 7 Nisan 2000 tarihli ve 003020089 numara ile Ulusal Endüstriyel Mülkiyet Enstitüsü nezdinde ürün ve hizmetleri için 35,38 ve 41, sınıflardan tescil ettirilmiş olan”E-LEARNING” markasına sahiptir. Davacı faaliyetlerini geliştirmek için de www.crossknowledge.com ve www.e-learning.fr adreslerinde iki web sitesi işletmektedir.
Davalı ELEARNING AGENCY ise www.elearningagency.com adresinde bir web sitesi işletmektedir. O da 19 Temmuz 2000 tarihinde “e-LEARNİNG AGENCY” markasını tescil ettirmiştir.
Davacı, Fikri Haklar Yasası’nın L 713-2, L 713-3 ve L 716-1. maddelerine dayanarak;
- “e-LEARNİNG AGENCY” markasının iptalini,
- “e-LEARNİNG AGENCY” ve “e-learningagency” isimlerinin tüm kullanımlarının önlenmesini,
- Davalının IP adresinin tüm internet arama motorlarından çıkarılmasını ve “e-learningagency.com” alan adının kendisine transfer edilmesini,
- Davalının davacıya verdiği zararlar için 200.000 fransız frangı ödemesini,
- Mahkeme kararının 3 ayrı gazete veya dergide ve ELEARNING AGENCY şirketinin web sitesinde ilan edilmesini,
talep etmiştir.
Davalı ise cevabında ve karşı davasında, davacının markasının tescil tarihinde jenerik ve davacının günlük aktivitelerinde kullandığı bir isim olduğunu bu sebeple iptal edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemeye göre;
Fikri Haklar Yasası’nın L 711-2. maddesine göre marka sahibinin markasının ayırd edici nitelikte olabilmesi için markayı hizmet ve ürünlerinde kullanması, bu markanın günlük yaşamda veya iş yaşamında jenerik isim olarak ürün ve hizmetleri belirtmek için kullanılmaması ve ayırd edici niteliğin markanın tescil tarihinde var olması gereklidir.
“e-learning” teriminin basında, çeşitli yayınlarda ve internet üzerinde de görüldüğü gibi, bugün Fransa’da eğitim uzmanları ve eğitimle ilgili kişiler tarafından çok sık ve genel bir anlamda kullanıldığı, gerek içerdeki gerekse dışardaki firmalarda bu terimin intranet, internet veya bilgisayar aracılığı ile eğitimi kapsayan genel bir anlam taşıdığı tartışmasızdır.
Bu yeni terim, davacı markasını tescil ettirdiği sırada “ağ üzerinden eğitim” veya “elektronik öğrenim” olarak adlandırıldığı ve sık olarak kullanıldığı ABD’den gelmiştir.
Davacı kendi açıklamalarına göre yönetim ve pazarlama eğitimi için pedagojik araçları elektronik destekle sağlamaktaydı. Kendisini “yöneticilerin sanal üniversitesi” olarak adlandırmıştı. Ticari iş yönetme yayınlarını içine alan 35. sınıftan, telekomünikasyon hizmetlerini içine alan 38. sınıftan ve eğitim, öğretim hizmetlerini içine alan 41. sınıftan markasını şu işler için tescil ettirmişti;
- Kursların düzenlenmesi
- Seminerlerin düzenlenmesi
- İnternet aracılığı ile interaktif sunumların düzenlenmesi
- Ağ üzerinden konferansların organizasyonu ve yönetilmesi
- Eğitim amaçlı videokonferans’ların düzenlenmesi
Söz konusu olan hizmetler genel olarak bu türü belirtmek üzere “e-learning” olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca “e-learning” terimi, çeşitli konferanslarda, çeşitli gazete ve dergilerde davacının markasını tescil tarihi olan 7 Nisan 2000 tarihinden önce kullanılmıştır. Örneğin Le Monde Informatique dergisinde 3 Mart 2000 tarihinde, Internet Professionnel dergisinde 10 Mart 2000 tarihinde, Arthur Andersen İş Danışmanlığı’nın 28 Mart 2000 tarihli konferansında “e-learning” terimi kullanılmıştır.
Bu markaya bir koruma sağlamak, uzaktan eğitim için bu terimi kullanan tüm kişilere karşı davacının marka ihlali iddialarını ileri sürebilmesine yol açacaktır. Oysa böyle bir genelleme kesinlikle kabul edilemez.
Ayrıca davacı tarafından ileri sürülen karışma riski davacı tarafından ispat edilememiştir. Tarafların web siteleri sunuş bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Davalının web sitesi, sorumluluklarının tanımı ve şirketin aktiviteleri bakımından gayet nettir. Hiçbir şey normal rekabet kurallarının ihlal edildiğini söylemeye imkan vermemektedir.
Bütün bu gerekçelerle mahkeme, davacının markasının davalının talebi gibi sadece 41. sınıfa münhasır olmak kaydıyla iptaline ve alan adına ilişkin olan talep de dahil olmak üzere davacının tüm taleplerinin reddine karar vermiştir.
Türkiye’deki durumun tartışıldığı bölümü Alan Adları & Marka Hukuku ve Türkiye sayfasından okuyabilirsiniz.



Kaynak : 