Dünki bölümde Alan Adları & Marka Hukuk Üzerine Bir Fransız Mahkeme Kararı konusunu işledik.
Böyle bir durum ülkemizde ortaya çıksaydı ne olurdu?
Mevzuatımızda jenerik adların marka olarak tescilinin talep edilmesi mutlak red sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen 556 sayılı Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin c ve d bentlerinde şu hükümler yer almaktadır;
“c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,”
“d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,”
Yukarıdaki nitelikleri taşıyan bir işaret veya adın marka olarak tescili talebiyle Türk Patent Enstitüsü’nün önüne gelmesi halinde Enstitü’nün bu başvuruyu 3. kişilerin itirazına gerek olmaksızın kendiliğinden reddetmesi gerekecektir. Çünkü KHK metninde bu durum mutlak red sebebi olarak gösterilmiştir.
Bu tescil talebi marka siciline kaydedilmiş olsa bile yukarıdaki davada olduğu gibi; Türkiye’de tescilli bir markanın sahibinin bir alan adı sahibi aleyhine, alan adının markası ile aynı veya ayırdedilemeyecek kadar aynı olduğu için markasına tecavüz teşkil ettiği veya alan adının halkın kafasında karışıklığa yol açtığı iddiasıyla markaya tecavüzün önlenmesini, alan adının kendisine transfer edilmesini, alan adının gösterdiği sitenin arama motorlarında bulunmasını sağlayan metataglarının kaldırılmasını ve bu alan adının tüm arama motorlarından çıkarılmasını talep etmesi halinde davalı konumundaki kişinin bir karşı dava ile davacının markasının ticaret alanında cins, çeşit vb. bir adı içerdiği yani jenerik bir isim olduğu için reddedilmesini talep etmesi halinde davacının markasının iptaline hükmedilmelidir.
Bu sebeple bir jenerik ismi marka olarak tescil ettirmek isteyenler bu taleplerinin mutlak red engeline takılacağını iyi hesaplamalıdırlar. Mutlak red sebebi enstitü tarafından atlansa ve marka tescil talebi kabul edilse bile marka sahibinin markasına tecavüz olması ve marka sahibinin de marka korumasından faydalanmak istemesi halinde açacağı dava aleyhine dönerek kendi markası iptal edilebilecektir. O zamana kadar markaya yapılan harcamalar ve yatırımlar da böylece boşa çıkmış olacaktır.
Ülkemizde ODTÜ’nin açıkladığı yeni alan adları sistemi sebebiyle böyle bir markaya sahip bulunanlar için bir risk doğmaktadır. Çünkü bu yeni sistemle jenerik alan adları belli şartları taşıyanlara verilecektir. Böylece hernasılsa atlanarak da olsa bir jenerik adı olarak tescil edilmiş olan markalara tanınan hukuki koruma alan adları karşısında işlevsiz hale gelecektir. Ayrıca jenerik alan adlarının alınabilmesi, neyin jenerik alan adı olduğunun bazı hallerde tam olarak tespit edilememesi sebebiyle aleyhine dava açılan alan adı sahiplerine davada savunma olarak ileri sürebilecekleri bir argüman verebilecektir. Gerçekten de bazı tescil başvurularında Türk Patent Enstitüsü jenerik bir isim veya işaret sayılabilecek bir marka tescil başvurusunu kabul etmekte bazı hallerde ise tam tersini yapmaktadır. Yani KHK’nin özellikle 7/c fıkrasının uygulanmasında bazı hallerde muğlak bir durum söz konusudur, kriterler tam olarak tespit edilememiştir.
İlerleyen zamanlarda alan adları ile de ilişkili olarak bu tür bir marka uyuşmazlığının ortaya çıkması muhtemeldir. Yargı kararları ile konu bir açıklığa kavuşacaktır.



Kaynak : 