Hikayenin önceki bölümlerini
- Kiralık Beyin – 1
- Kiralık Beyin – 2
- Kiralık Beyin – 3
- Kiralık Beyin – 4
- Kiralık Beyin – 5
- Kiralık Beyin – 6
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Duvarda asılı duran Zebna’nın resmine baktı her ikisi de. Sanki resim dile gelecekmiş gibi öyle baktılar. Deli bakışları ikisini de ürküttü.
“Zebna neyi arıyordu Anne” dedi Baş Rahip. Sesinde sabırsızlık vardı.
“Bir şeyi aramıyordu, sadece bir şeyi görmek istiyordu”
“Neyi?” dedi baş rahip tedirginlikle.
“Tanrıyı” dedi Anne.
“Tanrı mı?” dedi baş rahip şaşkınlıkla. “Zebna Tanrıyı mı görmek istiyordu?”
“Evet” dedi Anne. “Zebna Tanrıyı görmek istiyordu. Başından beri tek istediği buydu. Bir elektronik dahisi olmasına rağmen aslında o bir mistikti. Kelimenin tam anlamıyla bir mistikti. Böyle bir şeyi tabi ki aç gözlü şirkete ve hissedarlara anlatamazdı bu yüzden bu isteğini hep gizledi. Bunu sadece o ve ben biliyorduk.” dedi Anne. Bir itiraftan çok, günlük bildik bir şeyden bahseder gibiydi. Kendinden emindi.
“Herkes gidince, ben ve Zebna birlikte çalışırdık. Bütün teolojiyi bana yüklemişti. İncil, Kuran, Tevrat, Budizm, mistikler, totemler, bir sürü metin, yorum ve başka ne varsa. İnsanlığın ilk zamanlarındaki mağara resimlerinden, toplu ayinlere kadar her şey. “Her şeyi bul Anne” derdi. Onun deyimiyle ıvır zıvır ve hurafeyi ayırmamız vakit aldı. Birkaç denek üzerinde deneme yaptık ama onlar dayanamadı ve öldüler. Bu başarısızlık Zebna’yı çok sarstı. ”
“Neden öldü denekler?” dedi asistan. İlk defa konuşuyordu. Büyük Rahip şaşkınlıkla ona baktı.
“Herkes teknik bir sorun yaşandığını sanıyordu. Yoğun bir manyetik alan ya da beyindeki damarlardan birinin çatlaması falan…”
“Ama otopside beyindeki damarların bir çoğunun çatladığı görülmüştü” dedi asistan.
“Evet deneklerin damarları çatlamıştı ama bu bir sebep değil sonuçtu” dedi Anne.
Her yeri camdan yapılmış odayı bir gerginlik kapladı.
“Peki denekler niye öldü Anne?” diye sordu Baş Rahip.
Nereden geldiği belli olmayan tatlı bir kadın sesi baştan beri süregelen yumuşaklıkla devam etti.
“Zebna ve benim düşüncemize göre denekler Tanrıyı gördüler ve gördüklerine dayanamadılar. Zebna’nın deyimiyle “Yanan bir ateşe düşen kelebekler” gibi. Bir şey görüyorlardı ama bu imgeleme ben yetişemiyordum. Görme anında beyinlerle iletişim tamamen kesiliyordu. İletişim kuracak hale gelince ise denekler ölmüş oluyordu. Hepsi öldü, bu günkü denek hariç. Bir noktadan sonra bağlantıyı yine yitirdim. Geri geldiğinde ise beyninde bulabildiğim tek şey onun da bahsettiği mavi ışıktı.”
“Ama Zebna öldü. Hala niye olmayacak bir istekle uğraşıyorsun Anne? Zebna ‘nın anısı sende derin, bunu kabul ediyorum ama bu imkansız bir şey. Tanrıyı görmek yani… Hem unutma Şirket fişini çekebilir” dedi Baş Rahip tehditkar bir tonda.
Hikayenin devamını Kiralık Beyin – 8 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 