Hikayenin önceki bölümlerini
- Kiralık Beyin – 1
- Kiralık Beyin – 2
- Kiralık Beyin – 3
- Kiralık Beyin – 4
- Kiralık Beyin – 5
- Kiralık Beyin – 6
- Kiralık Beyin – 7
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
“Ama Zebna öldü. Hala niye olmayacak bir istekle uğraşıyorsun Anne? Zebna ‘nın anısı sende derin, bunu kabul ediyorum ama bu imkansız bir şey. Tanrıyı görmek yani… Hem unutma Şirket fişini çekebilir” dedi Baş Rahip tehditkar bir tonda.
Tatlı bir kadın kahkahası odayı kapladı. “Şuh ve kendinden emin bir kadının sesi gibi” diye içinden geçirdi asistan. Halbuki dünyanın en gelişmiş bilgisayarının yapay zeka ile seslendirilmiş halinden başka bir şey değildi. Ne garip diye düşündü asistan. Zebna’nın bir kadın sesi seçmesi. Belki de Zebna’nın annesi bu şekilde konuşuyordu.
“Yanılıyorsun” dedi Anne. “Her ikisinde de yanılıyorsun. Birincisi, şirket benim fişimi çekemez. Teorik olarak bu mümkün olsa da pratikte imkansız. Kâr yapmanız ve hissedarları mutlu etmeniz gerekiyor. Bunun için de bana ve kel kafalı evlatlarıma ihtiyacınız var. Beni kapatmak demek şirketi kapatmak demektir. Yarı deli diye baktığınız Zebna’nın vasiyetini yerine getirmek için birkaç tane deneğin beynini patlatmam sadece vicdanınızı biraz sızlatır ama hepsi bu. Beni kapatamazsınız. Bunu sen de biliyorsun. Diğerine gelince, Zebna ölmedi. Biyolojik olarak öldü ama beyni hala bende. Yaklaşık olarak bir milyon terabytelık bir alanda bütün bir Zebna beyni bende yedeklendi. Zebna’nın çirkin cam yığını dediği bu binanın altındaki sıvı hidrojen içinde bir yerlerde duruyor. Tanrıyı gördüğüm zaman Zebna ‘yı uyandıracağım ve gördüğümü ona göstereceğim. Böylece Zebna ‘nın hep görmek istediğini görecek.”
Çaresizlik içinde ellerini iki yana sarkıtmış olan Baş Rahip bir süre sessiz kaldı. Anne haklıydı, onu kapatamazlardı.
“Peki bizden ne istiyorsun Anne?” dedi Baş Rahip.
“Ne pahasına olursa olsun yarın o deneği tekrar buraya getirin.. Bütün işlem gücüm bu işe adanacak, başka bir iş istemiyorum. Deneğe ne olursa olsun işlemi yarıda kesmeyeceksiniz hatta denek ölse bile…”
“Peki bu dediklerini ya yapmazsak?” dedi Baş Rahip tedirginlikle
“Kendimi kapatırım” dedi Anne buz gibi sesle.
“Ama bu bir cinayet” diye bağırdı asistan.
“Yumurta kırmadan omlet yapılmaz” dedi aynı sevecen kadın sesi ve sustu.
-*-
Asistan, Baş Rahip ve iki koruma görevlisi siyah büyük bir arabanın içinde şehrin kenar semtlerinden birine doğru giderken hepsi de suskundu. Baş Rahip önündeki mavi dosyada resmi ve ismi olan Anaxa’yı nasıl olup da ikna edeceğini düşünüyordu. Zor kullanarak veya ikna yöntemiyle çaresiz ve cahil bir deneği Annenin insafına bırakmak bir cinayete bile bile ortak olmak demekti. İşsiz güçsüz, uyuşturucu kullanan ve birkaç sabıkası olan bir serseri de olsa denek sonuçta bir insandı.
Baş Rahip huzursuzca önündeki dosyayı karıştırdı. Sanki bir çıkış yolu bulacakmış gibi deneğin fiziksel ve psikolojik durumunu gösterir raporları bir kez daha okudu. Yaptıkları karşılığında Anne ‘nin önüne ara sıra kimsenin umursamadığı bir kurban atmak ahlaki olarak belki büyük bir günahtı ama pratikte bu kimin umurundaydı ki? Zebna ve onun sadık izleyicisi Anne’nin çılgın mistik istekleri bedeli ödenebilecek kaprisler olarak gözüküyordu. Şirket için bir serserinin hayatı yıl sonunda verilen bilançolardaki sıfırdan sonra gelen rakamlar kadar değersizdi. Şirketin, bütün şirketler gibi önemsediği tek şey vardı: Para… Şirket ile Anne ‘ye imanla bağlı hissedarlar büyük kar getiren hisse senedi kuponlarını keyifle keserlerken ve deniz kenarında düşlediği sakin emekliliğine bir yıl kalmışken, herkesin ve tabi ki kendisinin huzurunu bir serserinin hayatı için bozmaya gerek var mıydı? Hem zaten serserinin okumadan imzaladığı sözleşmede, bu tür sonuçlar olabileceği önceden belirtilmemiş miydi? Yine de pis bir işti bu. İç çekti. Önce arabanın camından salaş mahalleye baktı, ardından asistanla göz göze geldiler.
Deneği ikna etmede yardımcı olur düşüncesiyle yanında getirdiği Asistanın yargılayıcı bakışları, kendisi ve olan biten hakkındaki fikrini açık seçik belli ediyordu. Bu yargılayıcı bakışlar Baş Rahibin zaten sıkkın olan canını daha da sıktı. Bakışlarını kaçıran Baş Rahip oldu.
Hikayenin devamını Kiralık Beyin – 9 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 