Her yıl Eylül ayında düzenlenmesi gelenek hale gelmiş olan Bilişim Kurultay’ının, bu yıl 2 ayrı ekip tarafından, 2 ayrı etkinlik halinde düzenlenmesi ile ilgili tartışmalar sürerken, ortaya çıkan gerginliğe ilişkin görüşlerini aldığımız Turhan Menteş, bu ayrılığı analiz ederken, Interpro ile TBD’nin faaliyet alanlarının birbirlerine karıştırılmadan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Menteş, TBD’nin kamu vicdanını yansıtan bir sivil toplum örgütü olduğunu hatırlatarak, “İnterpro bir organizasyon şirketi, ticari bir kuruluştur. İnterpro ile TBD’nin faaliyetlerini birbirine karıştırmamak gerekir” dedi.
Ayrılık konusunda TBD’nin haklı olduğunu belirten Menteş, TBD’nin doğru davrandığını ifade etti. Menteş, Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ve TÜBİSAD’ın kendilerini doğru konumlandıramamalarının bu ayrılığı hızlandırdığını söyledi. TBD yönetimi ile TBD’nin kuruluşuna öncülük ettiği bir organizasyon şirketi olan İnterpro ile ilişkileri 1996 yılından beri sorunlu olduğunu belirtti. İnterpro’nun tamamen ticari bir yaklaşımla TBD’yi etkisizleştirmek istemesinin olayları bu noktaya taşıdığını, TBD nin geçen sene de Kurultayı’nı etkinlik içinde ama bağımsız olarak gerçekleştirdiğini belirtti. Geçen etkinlik ile TBD yönetiminin ilk defa bu sorumluluğu üstlendiğini ifade eden Menteş, “TÜBİSAD ve TBV sivil toplum örgütü misyonundan ayrılarak ticari bir kurum olan İnterpro ile birlikte hareket etmişlerdir. TBD sivil toplum örgütü olma misyonunu ve onurunu devam ettirecektir” dedi.
TBD’nin bağımsız bir sivil toplum örgütü olduğun altını çizen Menteş, “TÜBİSAD sektörün sermaye grubunu temsil etmektedir. TBV’de onunla birlikte hareket ediyor. Bu yapılanmalar organizasyon şirketi ile içiçe geçmiştir. Bağımsız yapılar değildir. Bu yapılanma ile bağımsız bir sivil toplum örgütünün aynı düşüncede olması da beklenemezdi” dedi.
TBD’nin, “ayrılık ile sektördeki durumunun güçsüzleştiği” eleştirilerine de açıklık getiren Menteş sözlerini şöyle sürdürdü:
“TBD’nin 20. Kurultay etkinliğini gerçekleştirdi. 32 yıl az bir zaman değil. TBD sektörün en büyük örgütüdür. Sadece TBD merkezi İstanbul’da değildir. Bilişim sektörü gelirinin yüzde 60’ı kamudan sağlanıyor. Kamunun merkezi de Ankara’dır. TBD üyelerinin çoğu kamu bilişimcisidir. TBD, sivil toplum örgütü olarak güçsüzleşmesi söz konusu olamaz. Bunun böyle olmasını istiyenler elbette vardır. Bunlarda sektöre sadece ticaret gözüyle bakanlardır. TBD bu etkinlikten güçlenerek kendi özgüvenini tazeleyerek çıkmıştır”.
TBD’nin etkinliği olan Bilişim Kurultayı’nın İstanbul’da yapılma nedenleri olarak, TBD üyelerinin iş ortamından uzaklaşarak, farklı bir kentte etkinliğe yoğunlaşmaları olarak özetleyen Menteş, “Etkinliğin kurultay kısmının katılımcıları ağırlıklı olarak kamu sektöründen ve üniversitelerden. Firmalar ise ağırlıklı olarak, İstanbul kökenli. Katılımcılara, hem de firma ve kuruluşlara sunumlarını rahat yapabilecekleri bir ortam sağlanmış oluyor” dedi. Bununla birlikte TBD BİMY Antalya’da ve Kamu-BİB çalıştaylarının bir çok etkinliğinin de yurdun çeşitli kentlerinde yapıldığını da sözlerine ekledi. Bu yaklaşımın yeni olmadığını da belirten Menteş, TBD’ni Ankara’ya hapsetmek istiyenler olduğunu da belirtti..
TBD’nin, bilgisayar ve bilişim terimlerini ve mantığını Türkiye gündemine taşıyan ve birçok ilkin başlatılmasını sağlayan bir kurum olduğunu hatırlatan Menteş, TBD yönetimlerini eleştirmek ile TBD’yi eleştirmenin farklı olduğuna işaret etti. TBD’nin, uluslararası örneklerine karşılaştırıldığında bazılarından geride olabileceğini ancak Türkiye şartlarında çok önemli işler başardığını vurgulayan Menteş, 300 kişilik çalışma grupları olan TBD’nin diğer sivil toplum örgütlerinden ayrı bir yerde olduğunu belirtti.
TBD’nin geçtiğimiz Bilişim Kurultayı’nı iki organizasyon şirket ile gerçekleştirdiğini belirten Menteş, TBD hiçbir zaman ticarete soyunmamıştır dedi. Menteş, “Bu etkinlikleri yapıyor olmak ticarete soyunmak demekse TBD bunu yıllardır yaptı. Bu suçlamayı yapanlarla birlikte yaptı. Bir organizasyon şirketi her zaman olacaktır” dedi. Bundan sonra ki etkinliklerde de organizasyon firmalarının olacağını vurgulayan Menteş, “Bilişim Kurultayı’nda iki ayrı şirket ile çalışıldı. Bundan sonra organizasyon şirketi ihalesine çıkılabilir veya bir organizasyon firma ile anlaşılabilir. Hatta bir fuar organizasyonuna bile gidilebilir. Bu işler artık tekel olmaktan çıkmalıdır” dedi.
Türkiye’nin iki ayrı bilişim etkinliği ve fuarının bilişim sektörünün kaldırabileceğini belirten Menteş, “ne kadar fazla etkinlik o kadar kalite getirir” dedi. Menteş sözlerine şöyle devam etti:
“Bundan şikayetçi gibi görünenlerin bir sene içinde kaç etkinlik yaptıklarını gözden geçirmeleri gerekir. Sorun sayı değil sadece içeriktir ve katılımcı niteliğidir. Kuruluşlar buna göre eğilimlerini saptarlar. Hiç kimse bu etkinlikleri zorla veya mecburen katıldıkları etkinlik gibi göstermeye kalkmasın. Kimsenin kimseye diyet borcu yok. İstemiyen katılmaz. Son senelerde hiçbir etkinliğe katılmayan şirketler var. Bunlar sektörümüzün büyükleri üstelik. Pazarlama stratejilerini oluşturmuşlar ona göre hareket ediyorlar. Katılmama gerekçesi kesinlikle birden fazla etkinlik olması değil. Bunun iyi analiz edilmesi gerekir.”
Bu etkinliklerle ilgili olarak herkesin sorumluluğunu bilmesi gerektiğini belirten Menteş, “kimse sorumluluktan kaçamaz veya sorumluluğunu başkasının üstüne yıkamaz. Ayrıca herkes de haddini bilmelidir. Bu sektör sadece bir örgüt tarafından yönetilmediği gibi sadece bir şirket tarafından yönetilemez” dedi. Menteş, sektördeki boşlukların yapay olarak ve sadece ticari içerikle doldurulmasının da yanlış olduğunu belirtti.



Kaynak : 