Bu hikayenin önceki bölümlerini
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 1
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 2
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 3
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 4
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 5
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 6
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 7
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 8
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 9
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 10
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Sonunda elmas piramit, içinden eski zaman ruhlarından birini çıkartacakmış gibi bir mavi ışık halesine dönüştü. Şimdi artık elması zorlukla seçebiliyordum. Sadece masmavi bir küre vardı orada. Hiç görmediğimiz ve neredeyse ürpertici olan görünümüne rağmen hepimiz ışığa doğru eğildik.
“Bu kadar ışık sadece lazerlerden mi geliyor?” diye bağırdım.
Aslında bulunduğumuz yerde o hafif vınlama dışında hiçbir ses yoktu. Niye bağırdım bilmiyorum?
“Hayır. Argon lazerle kuantum süper pozisyonuna getirilmiş berilyum atomları kararsız duruma geçerler. Orbitlerindeki elektronlar sürekli olarak aynı anda iki konumda gerçekleştirdikleri için sürekli foton yayarlar.”
“Yani ışık” dedi karım.
“Evet, ışık, lux aeterna (ebedi ışık)” dedi rektör fısıltıyla.
Sanki tanrısal bir ilham almış gibi mavi ışık topuna bakarken, “QUASLA bölüm programını çalıştırmak için hazırız, işlem başlangıcı için onay bekleniyor” diye bir ses geldi arkadan.
Kimsenin sesin nereden geldiğine bakacak hali yoktu. Rektör sadece “evet, programı çalıştıralım. İçimizdeki çocuğu mutlu edelim bakalım” dedi.
“Bölme işlemi başlatılsın. Giriş yazmaçları, ilk qbit bloğu 1, ikinci qbit bloğu 0.5, kuantum dolanıklığı başarılı, ortam kirlenmesi sıfır”
Mavi ışık biraz daha arttı.
“Çıkış qbit register değeri 2”
“Bir bölü 0.5 eşittir iki” dedim.
“Beklenen bir sonuç” dedi rektör.
“Bölen yazmacı 0.2, sonuç yazmacı 5, kuantum dolanıklığı başarılı, matematiksel uyum başarılı”
Kontrol panelinin önünde duran ve görmediğim adamın söylediği rakamlar azaldıkça vınlama ve mavi ışık da artıyordu.
Rakamlar küçüldükçe nefes alış verişlerimiz de giderek artıyordu.
“İkinci basamak: 0.05, 0.04, 0.03, 0.02, 0.01, çıkış değerleri, 20, 25, 33.3, 50, 100”
“Devam” dedim, “lütfen devam edin.”
“Üçüncü basamak: 0.005, 0.003, 0.002, 0.001, çıkış değerleri, 200, 333, 500, 1000”
“Dördüncü basamak: 0.0005, 0.0003, 0.0002, 0.0001”
“Onuncu basamak :0.0000000005, 0.0000000004, 0.0000000001”
Çıkış register 10.000.000.000 değerine gelince artık mavi ışık kaskatı duruyordu. Sanki elimi uzatsam yakalayacaktım.
“Sıfır, lütfen hadi sıfır” dedim heyecanla.
“Son basamak değeri, Sıfır nokta sıfır sıfır, sıfır, sıfır…” dedi başka bir heyecanlı bir ses.
“Çıkış register değeri” dedi aynı ses ama durakladı. “Çıkış register değeri okunamıyor, değişken ve stabil olmayan register değeri, okuma için işlem tekrar başlatılıyor ”.
Mavi ışığın ortasında, birden nereden geldiğini bilemediğim beyaz hareler çıkmaya başladı. Belli belirsiz görünüp kayboluyorlardı. Utangaç ateş böcekleri gibi. Beyaz ufacık bir sürü nokta. Kendi aralarında oyun oynuyorlar.
“İşte tam sırası, şimdi, evet şimdi. Hadi Pythia, bana en büyük düşümü ver.” dedim içimden.
Bu hikayenin devamını Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 12 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 