Muğla Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd.Doç.Dr.Selahattin Bekmez ve Arş.Görevlisi Necla Ayas tarafından hazırlanan bu çalışmanın özgün başlığı “TÜRK TELEKOMUNİKASYON SEKTÖRÜNDE YENİ EKONOMİ VE REKABET: UYGULAMALI OYUN TEORİSİ YAKLAŞIMI” şeklindedir ve Rekabet Kurumu’nun bir toplantısında sunulmuştur.
Bu yazının önceki bölümlerini Türk Telekomünikasyon Sektöründe Rekabet – 1 ve Türk Telekomünikasyon Sektöründe Rekabet – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
3.2- Rekabetçi Çözüm Teorileri
Dünyada telekomünikasyon sektöründe büyük bir değişim yaşanmaktadır. Bu değişim, doğal monopol durumundaki sektörün rekabetçi piyasaya dönüştürülmesi yönündedir. Devlet müdahalesi doğal monopol sorununa bir çözüm olarak ortaya çıkmış ise de yaşanan tecrübeler bunun rekabetçi çözümler elde etmede yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Önceleri doğal monopol olarak kabul edilen piyasalar çeşitli yöntemlerle rekabete açılabilmektedir. Giriş/çıkışı kolay piyasalar teorisi bu yöntemlerden birini açıklamaktadır. Teoriye göre piyasada mal ya da hizmetler monopol tarafından sağlanıyor olsa bile diğer firmaların piyasaya girme olasılığı belirli koşullarda rekabetçi çözümler sağlanabilmektedir. Firmaların piyasaya giriş için yüksek ilk yatırım maliyeti üstlenmesi gerekmiyorsa (batık maliyet ve ölçek ekonomisi dezavantajı yoksa bu piyasalar Giriş/Çıkışı Kolay Piyasalar olarak adlandırılmaktadır. Piyasaya giriş/çıkışın kolay olması piyasada faaliyet gösteren firma açısından potansiyel rekabet oluşturmakta ve firma monopol olsa dahi monopol gücünü kullanamamaktadır(Çakal,1996:18). Doğal monopol özelliklerine sahip birçok piyasa sabit tesisler ve yüksek ilk yatırım maliyetleri (batık maliyetler) içermesi nedeniyle rekabetçi piyasa özellikleri göstermezler. Ancak, yüksek ilk yatırım maliyeti gerektirse de bazı piyasalarda mevcut altyapıya erişimi sağlayıcı düzenlemelerle rekabet yaratılabilir.
Günümüzde doğal monopol olarak değerlendirilen birçok altyapı hizmetinde teknolojinin gelişerek ekonomik ölçeği küçültmesi veya bu hizmetlerin bir kısmında bazı faaliyetleri rekabete açık alt bölümlere ayırma olanağı sağlaması veya pazarın büyüyerek birden fazla firmanın üretimini daha ekonomik hale getirmesi durumunda bu hizmet alanlarının bir kısmı doğal monopol özelliklerini kaybetmektedir. Telekomünikasyon sektöründe yaşanan gelişmeler bunun en güzel örneğidir. Geleneksel telefon şebekeleri yerine uzak mesafe hizmetlerinde uydu aracılığı ile nakil ve mobil telefonun devreye girmesi telekomünikasyon sektöründe rekabet olanakları sağlamaktadır(Atiyas, 2000:3).
Tam rekabet piyasalarının oluşması için gerekli koşulların sağlanamaması durumunda piyasa aksaklıkları ortaya çıkmakta ve böyle durumlarda piyasalar ekonomik etkinliği sağlayamamaktadır. Teknolojik kısıtlar nedeniyle sadece tek bir firmanın pazara hizmet sunmasının etkinliği sağladığı doğal monopol durumu buna örnek gösterilebilir. Bu noktada, piyasa aksaklıklarının olduğu durumlarda etkinliğin sağlanabilmesi için piyasalara müdahale edilmesi gereği ortaya çıkmakta ve müdahale için ise organize olmuş birimlere ihtiyaç duyulmaktadır. Telekom sektörü eksik rekabet piyasalarının tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Network ekonomisinin yaygınlığına bağlı olarak network dışsallıkları, ölçek ve kapsam ekonomileri, asimetrik bilgi, batık maliyetler, giriş çıkış engellerinden dolayı telekom piyasaları tam rekabet koşullarından ayrılmakta oligopol piyasa koşullarına daha yakın olmaktadır(Combini and Valetti, 2003:61).
Oligopol piyasasının en önemli özelliği firmaların birbirlerinin davranışlarını dikkate alma zorunda olmalarıdır. Bu da ancak firma sayısının sınırlı oluşu veya her firmanın piyasa payının toplam içinde önemli bir yer tutması ile mümkündür. Bu piyasalarda firmalar arasında ortak bir fiyat belirlemek, üretimi sınırlandırmak veya piyasaları paylaşmak yönünde güçlü bir eğilim bulunmaktadır. Firma sayısının sınırlı oluşu aynı zamanda piyasaya girme engellerinin yüksek olduğunun bir göstergesi olmaktadır. Oligopolde piyasaya girişi engelleyen temel faktörler teknoloji ve maliyettir. Telekom firmaları çeşitli araçlarla rekabeti sınırlamaya ve pazar güçlerini artırmaya yönelirler. Piyasaya girişi güçleştirmek amacıyla aşırı reklama yönelme, işbirliği anlaşmaları yapma anlaşmaları yapma, yatay ve dikey entegrasyona gitme gibi uygulamalar, bu tür uygulamalardandır(Knittel, 1997:89).
Yüksek pazarlama ve reklam maliyetleri önemli bir giriş engelidir. Çünkü ürün kalitesini işaret eden bir giriş engeli yaratmaktadır. Firmaların faaliyetlerinin çeşitliliği ve yaygınlık alanı ise diğer giriş engelini oluşturmaktadır. Reklamın daha önce faaliyete başlamış olanlara ve faaliyete yeni başlayacak olanlara önemli dışsal yararları bulunmaktadır. Reklamlar piyasa payını genişletmekte ancak doymuş piyasalarda bir firmanın reklam yapması diğer firmaların gelirlerinin azalmasına yol açmaktadır
Telekomünikasyon sektöründe piyasanın işleyişini aksatan bir diğer unsur ise network dışsallıkları olmaktadır. İletişim piyasalarında network ekonomileri yaygındır ve dışsallıklar yaratmaktadır. Yeni üretici ve tüketicilerin girmesiyle ortaya çıkan network dışsallıkları diğer üreticilerin aramaktan ve aranmaktan sağladıkları toplam fayda olarak tanımlanmaktadır.
İletişim sektöründeki ilişkilerin temel özelliğini asimetrik bilgi oluşturmaktadır. Firmanın endüstrideki maliyet ve talep koşulları ile maliyet düşürmeye yönelik kendi performansı hakkında düzenleyici kurumdan daha fazla bilgiye sahip olduğu kabul edilmektedir(Erik and Sqgard, 2002:27). Düzenleyici kurumun başlıca amacı etkinlik ile firmanın amacı kâr maksimizasyonu arasındaki çatışma firmayı gerçek bilgileri saklamaya yada bilgilerle oynayarak düzenleyici kurumu yanıltmaya yönlendirmektedir(Manoj,2002:674). Düzenleyiciler açısından üretim sürecinin girdileri hakkında bilgi edinmek zorlaşmaktadır Düzenleyici kurumun başlangıçta bu bilgilere sahip olduğu ve optimum çözümü getiren bir fiyatı belirlediği kabul edilse dahi, teknoloji ve/veya talep koşullarının zamanla değişmesi yada süreç içinde firmanın maliyetlerinde etkinlik sağlaması düzenleyici kurum tarafından gözlenememektedir. Bu durum firmanın aşırı kâr elde etmesi ve etkinlikten uzaklaşmasına neden olmaktadır.
Düzenleme için firmanın bilgilerine ulaşılamadığında istisnalardan çok kurallar oluşturulur. Teknolojik gelişmelerle gelişmiş hizmetlerin hızla arttığı telekomünikasyon sektöründe bu daha yaygındır. Düzenleyici kurumların belirli aralıklara fiyat kontrollerine ve düzenlemelerine gitmelerinin nedeni firmanın elde etmiş olduğu etkinliği fiyata yansıtmasını sağlamaktır. Ancak bu tür önlemlerin başarıya ulaşması firmaya ilişkin gerçek bilgilere ne derece ulaşıldığına bağlıdır.
Asimetrik enformasyon yalnızca düzenleyici kurum ile firma arasında sınırlı olmayıp, aynı zamanda endüstrideki bu iki aktörle tüketiciler arasında da gözlemlenmektedir. Gerek tüketicilerin gerekse de firmaların tüketici tercihleri ve gelirleri hakkında tam bir bilgiye sahip olmaması, örneğin sabit bir ücretin pazarda tüketici kaybı ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağının ya da ne kadar büyüklükte bir portföyün pazar dışına çıkacağının belirlenememesi, optimum çözümü güçleştiren bir başka asimetrik enformasyon sorunu yaratmaktadır.
Telekomünikasyon sektöründe asimetri sorununun bir diğer boyutu ise batık maliyetlerle ilgili olarak ortaya çıkmaktadır. Sektöre önce girmiş olanlar yüksek sabit maliyetlere katlanmakta, sonradan girenler müşteriye hizmet sunmak için bu alt yapı hizmetlerinden yararlanmak zorundadır. Alt yapı yatırımları pahalıdır. Bu nedenle piyasaya yeni girenlerin önceki firmalara bu altyapı hizmetleri karşılığında bir bedel ödemeleri gerekmektedir. Diğer yandan faaliyete daha önce başlamış firmalar için modernleştirme ve geliştirme yatırımları daha kolay olmakta, yeni teknolojiler ise maliyetleri önemli ölçüde etkilemektedir. Bu açıdan eski firmaların bir fiyat avantajı bulunmaktadır(Manoj, 2002:653) .
Bu yazının “Network Ekonomisi ve Telekomünikasyon Açısından Öneminin” incelendiği devamını Türk Telekomünikasyon Sektöründe Rekabet – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 