Yazının önceki bölümünü Geleceğin Veri Merkezleri – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Sanallaştırma
Şirketler yıllardır veri-saklama için sanallaştırmanın peşinde koşuyorlardı. Şimdi ise aynı şeyi bilişim kaynaklarının geri kalanıyla yapmaya bakıyorlar. Sanallaştırma tüm bilgisayarcılık kaynaklarını ortak bir ara-yüze getirip tek bir sistem olarak görüntülenebilmelerini temin eder.
Bu da veri merkezlerinin iki temel sorununu çözer. Başlangıç olarak, sanallaştırma yazılımı, dinamik olarak trafik yükünü en müsait sunuya yönlendirdiği için kaynakların yapılandırılması ve tahsis edilmeleri için gereken zamanı kazandırıyor. Aksi halde, her bir makinenin üstlendiği hizmetleri, yönetici kurmak zorunda kalırdı. Sanallaştırma ayrıca fazladan-karşılık sağlamayı azaltmakla da maliyeti düşürmektedir.
Günümüzde genelde rastlanan olay, her bir uygulamanın kendi sunucusuna tahsis edilip ikinci bir sunucunun da yedekleme ya da geliştirim sunucusu olarak işlev görmesidir. Her iki sunucu da büyük-beden olmalıdır ki, beklenen en yoğun trafik yükünü kaldırabilsin. Sanallaştırma sayesinde, yine de tek bir sunucunun bu fazladan-karşılık sağlaması durabilir çünkü sanallaştırmada tüm sunucular tek bir sistem olarak görülmektedir.
Gelişen Standartlar
Sonuç olarak, geleceğin veri merkezi, karşılıklı işlerliği daha iyi temin edecek ve yönetim yükünü kolaylayacak ortak standartları taban alacaklardır. Şu anda iki tane rakip sistem var.
Bunlardan biri veri merkezi yükseltme dili (DCML-Data Center Markup Language). DCML, veri merkezi ortamlarını ve öğelerini tarif etmek, inşa etmek, çoğaltmak ve onarmak için yapısal bir örnek ve programlama dili sağlayan XML-tabanlı bir koşul-saptama yazılımıdır. Bu, 2003 yılı Ekim ortalarında EDS ve Opsware ile başlayan yeni bir denemeydi.
Altı hafta sonra, DCML Örgütünün, elli üyesi yıl sonu itibarıyla yayınlanacak, halkın yorumuna açık 1.0 koşul-saptaması vardı. Sonuç olarak örgüt, koşul saptamalarını, onaylanmak üzere Distributed Management Task Force(DMTF-Bölünmüş Yönetim İş Gücü) gibi bir standart kurumuna sunacak.
Öte yandan, Microsoft, sistem tanımı modeli (SDM-SystemDefinition Model) adını verdiği XML koşul saptama yazılımını piyasa sunuyor. Geçtiğimiz Mayıs, şirket HP ile birlikte SDM’yi tanıtmıştı. SDM, Windows sunucularını ve uygulamalarını otomatik olarak yapılandırmaya yardımcı oluyor.
DCML, Windows sunucularını, çoktürel ortamın bir parçası olarak yönetmek için kendi standardının SDM bilgilerini kabul edeceğini söyledi. Bununla birlikte Microsoft DCML üyesi değil. Diğer üye olmayanlar arasında Dell, IBM, Hitachi ve HP var. Önde gelen yönetim yazılı büyük yönetim yazılımı satıcıları.
Bu saydıklarımız veri merkezlerinin geleceğine etki eden etkenlerin bazıları. Peki bunları bir veri merkezi yöneticisi gözünden bir araya getirirsek ne görürüz? İlk olarak şunu diyebiliriz ki, iş, merkezin bileşenlerinin girdilerini, çıktılarını bilmekten çok karşılık sağlama hizmetlerine yoğunlaşacak. Tıpkı tüketici donanım ve yazılımları tak-ve-kullan olduğu gibi girişim uygulamaları ve donanımlarının çoğunluğu da kendiliğinden yapılandırılmalı olacak.
Davalarını kazanan SCO gibi bir felaketi saymazsak, makinelerinizin hepsi olmasa bile birçoğu Linux üzerinde çalışacak. Özerk sistemler birçok hatayı insan müdahalesi olmaksızın giderecekler. Açık standartlar karşılıklı işlerlik sorunlarını mazi yapacak ve yeni-çağ veri merkezlerinin depolanmasıyla birlikte gelecek olan donanım maliyetleri marjinal olacak. Ve bu arada, kendi kendine çalışmayacak, onu yönetmek hiç olmadığı kadar kolaylaşacak.



Kaynak : 