TBD eski Yönetim Kurulu Üyesi Turhan Menteş, TBD’den istifa nedenlerini açıkladı. TBD’nin organizasyon şirketi İnterpro ile ayrılması sonrasında gelişen olaylar nedeniyle istifa sürecine girdiğini anlatan Menteş, İnterpro’nun bilişim sektöründeki diğer sivil toplum örgütleriyle birlikte TBD’ye karşı “savaş” açtığını iddia etti.
Menteş, gelinen noktada, “TBD’nin kendisinin başlattığı bir etkinliğin açılış konuşmasını bile yapamaz hale geldiğine” işaret ederek, istifa mekanizmasının onurlu bir kurum olarak düşündüğünü dile getiriyor.
Turhan Menteş’in istifası ve nedenlerine ilişkin düşüncelerini , TBD’nin üyelerine yönelik mail listesinde paylaştı;
- Kişisel çıkar olarak söylenebilecekler: Siyasi çıkar ve gelecek peşinde koşma, bürokraside yükselme, Kişisel bilinirliğini arttırma, itibar arttırma, devlet üst kademeleri ile görüşmek için basamak olarak görme, geçimini sağlama, kurumsal yapılanmalarda(kurullar v.s.), yer almak için kullanma, bedava etkinlik katılım yeri olarak görme, v.b.
- Kurumsal çıkar olarak söyleyebileceklerim: TBD ni kendi kurum ve firması için tanıtım aracı olarak görme, çok uluslu yapılanmalar için ulusal bazda hareketleri engelleme, geçimini sağlama, v.b.
- Bunlar kesinlikle bir kişi ve kurumu hedef alarak yaptığım değerlendirmeler değildir. TBD nin içinde bulunduğu durumda sık karşılaştığımız durumlar diye özetledim. Sanırım bunlara ekleyecek çok şey vardır.”
“Değerli TBD Üyeleri,
TBD’nin bu yıl başında yapılan Genel Kurulu’nda Yönetim Kuruluna seçilmiş ve ilk Yönetim Kurulu toplantısında da 2. Başkanlık görevini üstlenmiştim. TBD’nin geçen sene doruk noktasına çıkan anlaşmazlık sonucu Bilişim Zirvesi içinde ama TBD’nin tamamen ayrı örgütlenmesi ve çalışmasıyla gerçekleştirilen 2002 Bilişim Etkinliğinin herkes tarafından başarılı kabul edilmesinin de verdiği güvenle etkinlik sonrası bir önceki yönetim kurulu tarafından bu etkinliğin bundan böyle organizasyon şirketinden bağımsız olarak yapılmasına karar verilmişti. Burada, özellikle bu kararın alınmasında ki en önemli ve tek nedenin organizasyon şirketi olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.
Yani ayrı etkinlik yapma kararı benim olmadığım bir yönetim kurulu tarafından organizasyon şirketi nedeniyle alınmıştır. Tamamen katıldığım doğru bir karardır. Kendilerini bu tarihi sorumluluğu üstlendikleri için de kutluyorum. TBD onurunu kurtarmıştır.Bu karar doğrudur ama ondan sonra yapılanlar doğru değildir. Hatta onur kırıcıdır.
Bir önceki senenin Etkinlik Yürütme Kurulu (EYK) Başkanlığı yapmış bir kişi olarak, bu dönem Yönetim Kurulunda etkinlikten sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak görev almış ve bu konuda Yönetim Kurulu Başkanının sadece bu etkinlikle ilgili temsil görevini paylaşmak ve yardımcı olmak düşüncesi ile 2.Başkan sıfatını da üstlendim.
Bundan sonra olanlar beni istifa noktasına kadar getirdi. 1990’lı yıllardan beri Bilişim Etkinliklerinin(Bilişim’xx, Bilişim Zirvesi) organizasyon şirketi olan İnterpro, TBD ile çeşitli dönemlerde çok çeşitli sorunlar yaşamıştır. Eski dönemlerde, İnterpro’nun sektörümüzün yarattığı bir şirket olduğu bu nedenle korunması gerektiği görüşü de ağır basıyordu.
TBD o dönem Bilişim Dergisi’nin yanı sıra TBD’nin de katkısıyla Computerworld Monitor haftalık dergisini çıkarmaya başlamıştır. Ondan sonra İstanbul örgütlenmesini güçlendirme kararı almış ve TBD BİM Klübü oluşturmuştur. Ama sonuçta olanlar inanılacak gibi de olmamıştır. TBD tarafından tescil ettirilen Bilişim’xx ve dönen ateş topu logomuzu da o dönem kaybettik. Bilişim Etkinliği terimi ve logosu sadece TBD nin tescilli ürünlerini kullanmamak amacıyla yaratılmıştır.
Burada bir konuyu da hatırlatmakta yarar görüyorum. İnterpro, TBD’nin Bilişim Dergisini çıkarmaktan tek yönlü vazgeçmiş ve kendisi aynı anda da BTHaberi çıkarmaya başlamıştır.
TBD tarafından kuruluşuna öncülük edilen İnterpro 26 şirketin yöneticisinin katılımı ile oluşturulmuştur. Bu yüzde 2’lik 26 hissenin kar payı da TBD’nin olacaktır protokolü de yapılmıştır.
İnterpro ile TBD nin bugün içine düştüğü durumu açıklamak için vefasızlığı da aşan, TBD’ni etkisizleştirmeye ve bunun için de diğer STK’ları kullanmaya kadar varan süreci anlamak için bunları açıklamak gerekmektedir.
Bundan sonraki etkinlikte TBD kendisinin başlattığı bir etkinliğin açılış konuşmasını bile yapamaz hale gelebiliyor. Bu yapılırken de diğer STK başkanının da hakkı yeniliyormuş pozisyonuna düşebiliyorsunuz.
2003 etkinliği ile ilgili gelişmelere gelelim. Bir önceki sene yani 2002’de Beylik düzünde fuar alanındaki Kaya otelde yapılan ki -Bilişim Zirvesi etkinlikleri ki burada yapmak hiçbir zaman TBD nin tercihi olmamıştır- sadece organizasyon şirketinin oda sadece fuar alanına yakın olması nedeniyle dayatması sonucu gerçekleşmiştir. Katılan üye ve kuruluşlardan gelen tepkiler nedeniyle önümüzdeki sene bu etkinliğin Beylikdüzünde olmaması gerektiği çok konuşulmuştur. TBD, Yönetim Kurulu (YK) kurultay sonrası zaten ayrılma kararı aldığı içinde tanıdığımız organizasyon şirketlerinden da Askeri Müze ve Lütfi Kırdar da rezervasyon yaptırmasını istemiştir. Bu şirketlere bir avantaj sağlama amacı ile değil sadece kısa zamanda bu işin yapılması zorunluluğundan kaynaklanmıştır.
Askeri müze rezervasyonu gerçekleşmiş ancak Lütfi Kırdar’ın rezervasyonu 5 yıllığına İnterpro da (2002 de yapmadığı halde) olduğu belirtilerek (daha doğrusu TBD oyalanarak) verilmemiştir. Bunu üzerine benim isteğim ama YK Başkanının imzası ile Turizm Bakanlığı’na Lütfi Kırdar yönetimini şikayet eden yazı yazılmıştır. Bu yazı organizasyon şirketi tarafından, “Bakın TBD bizi şikayet ediyor” denilerek elden ele dolaştırılmıştır.
Bu oyalama süreci (TBD kapora yatırmaya hazır iken) Mart ayına kadar sürdürülmüştür. Bu konuyu özellikle aktardım çünkü bu konu ile ilgili olarak TBD organizasyon şirketi tarafından suçlanmakta ve ben de söylediğimizi yapamamış olmaktan dolayı da TBD YK Başkanı tarafından hala suçlanmaktayım.
Diğer STK’larının bu süreçte takındığı pozisyonu da açıklamakta yarar var.
Bu süreç başladıktan sonra TBD diğer STK’larla defalarca görüşmüş ama bir sonuca ulaşamamıştır. TBD bu konuda tutarlı davranmış ve ortak etkinlik konusunda sadece tek bir şart ileri sürmüştür. TBD tarafından, ‘etkinliğin düzenleyicileri STK’lardır, İnterpro sadece organizasyon şirketi olabilir düzenleyici olamaz’ denilmiştir. Bu kadar basit bir istek bile kabul görmemiştir. Bu aynı zaman da organizasyon şirketinin kendini sektörün tek STK gibi görmesinden de kaynaklanmaktadır. Çünkü bu şirket ve diğer STK’lar arasında organik bağ bulunmaktadır.
2003 etkinliği ile ilgili olarak benim de girişimlerim olmuştur. Özellikle TUBİSAD Başkanı ile iki görüşme yaptım. Bu görüşmeler aynı zaman da beni istifaya götüren süreci de başlatmıştır. Sn.Bilecik ve Sn. Kızıltan ile ilk yaptığım görüşme de bana iletilen öneri 3 STK olarak İnterpro’ya yanaşmamız idi.
Ben de kendilerine bunun doğru bir yaklaşım olmadığını, bizim öncelikle STK’lar olarak bir araya gelmemiz gerektiğini organizasyon şirketi ile daha sonra görüşülebileceğini belirttim. Bu yapı bahsettiğim nedenlerle bir türlü çözülemedi. Aynı yaklaşımlar YK Başkanına da sergilendi. Biz ne zaman STK’larla görüşmek istesek-hatta gönderdiğimiz şart yazısı dahil- İnterpro’ya yönlendirildi.
Bu durumu TBD ye karşı başlatılan bir savaş olarak gördüm çok samimi ortamlarda bunu da bu şekilde ifade ettim. Ama bu çok farklı şekiller de aktarıldı. Bu aktarmayı yapan herkesle de yüzleşmeye hazırım. Bu konudaki temel görüşüm şu şekilde dile getirdim:
“Bakın siz yanlış yapıyorsunuz. İnterpro’yu koruyor görünüyorsunuz ama ona en büyük zararı siz vereceksiniz. Ayrı etkinlik yapmaktan zarar görecek tek kuruluş organizasyon şirketidir. Bizlere (STK’ları kastediyorum) bir şey olmaz. Ama organizasyon şirketi batar. Halbuki beraber olursak bu durum oluşmaz.”
Bu noktada özellikle belirtmek isterim ki sektörümüzün diğer iki Sivil Toplum Kuruluşu olduğunu iddia eden TBV ve TUBİSAD bu konuda bence sınıfta kalmış ve kalmaya devam etmektedir. Sadece kendilerini kanıtlamaya kalkan birkaç kişi veya kişilerin yanlış yönlendirmesi sonucu bu noktaya gelinmiştir. Bu yanlış yönlendirme hala devam etmektedir. Organizasyon şirketi için bir şey söylemeyeceğim ama ticaretin gereği de herhalde bir tek bu değildir diye düşünüyorum.
Eğer TBD bir tarafta. TBV, TUBİSAD, TZV, TTGV ve organizasyon şirketi bir taraftaysa bunun adı TBD’yi hiçe sayma, yok etmeye veya etkisizleştirmeye çalışmadır. Bu bir diğer deyişle savaş ilanıdır. Ben de zaten bu şekilde algıladım. Ama YK Başkanı bu durumu bu şekilde algılamak istemedi.
Ben bu ayrılık olayını sanırım çok ciddiye aldım. Sanırım bir tek de ben aldım. Düşüncem TBD nin çok başarılı bir etkinlik yapması ve bir sonraki sene bu konunun tartışma konusu olmaktan çıkmasıydı. Tek başarı ölçütüm de buydu. Ama bu başarılamadı ve TBD büyük zarar gördü ve görmeye devam ediyor. Bunda benim de payım var kabul ediyorum.
TBD’nin seçimlerinde, TBD’yi çıkar guruplarından korumak temel amacımdı. Ama buna istemeden de olsa hizmet ettiğimi anladığım anda aynı nedenle de istifa ettim. Bu süreçler TBD’de son bulmalıdır. İstifa mekanizmasının onurlu bir kurum olduğunu düşünüyorum.
Bunların hepsi geride kaldı. Şimdi durum değerlendirmesi yapalım istiyorum. Çünkü yapılacak çok iş var ve olacak.
‘Çıkar’ ifadesiyle kastettiğim konulara da açıklık getirmek isterim:
Bilişim sektörünün en eski ve köklü derneği içindeki tartışma bir müddettir sürüyor. Tartışma Bilişim Kurultay’ı sonrası daha da alevlendi. Zaman zaman sönen alevlerin, sorunun çözülmemesi durumunda süreceği gözüküyor. Bu konuda size daha ileride başka detayları da sunuyor olacağız.



Kaynak : 