Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Milletvekili Ahmet Koca, Mahmut Göksu ve Halil İbrahim Yılmaz tarafından verilen Kanun teklifi, Türk Telekom’un Ulaştırma Bakanlığı’na bağlanmasını ve Aria-Aycell birleşmesine ilişkin pürüzleri ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda geçtiğimiz hafta görüşülen ve TBMM Genel Kurulu’na sevk edilen Kanun teklifi, bu hafta görüşülecek. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu hazırladığı raporda, Hazine ve Ulaştırma Bakanlığı’nın, Türk Telekom üzerindeki yetkilerini ve Aria-Aycell birleşmesine ilişkin şartların düzenlenmesinin amaçlandığı kaydediliyor.
Plan ve Bütçe Komisyonu’nun raporunda şöyle deniliyor:
- Telekomünikasyon hizmetlerinin etkin, güvenilir ve verimli bir biçimde, yeni teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan ve giderek artan ihtiyaçlara özel sektör anlayışı çerçevesinde cevap verebilecek şekilde yeniden düzenlenmesinin,
- Hazine Müsteşarlığı ile Ulaştırma Bakanlığının Türk Telekom üzerindeki yetkilerinin açıkça ve tereddüte yer vermeyecek şekilde düzenlenmesinin,
- Hazine Müsteşarlığının mülkiyet hakkı ile kâr payı hakkına halel gelmemesi ve kamunun pay sahipliğinden kaynaklanan bütün malî hakların Hazine Müsteşarlığında kalması, bu pay sahipliğine dayanan oy hakkı, yönetim ve temsil ile denetim hakları gibi hakların Ulaştırma Bakanlığı tarafından kullanılmasının,
- Aycell Haberleşme ve Pazarlama Hizmetleri A.Ş.’nin başka bir işletmeci şirketle birleşmesinin şartları ve usullerinin düzenlenmesinin,
öngörülmektedir.”
“Türk Telekom’un sermayesinin tamamı Hazine Müsteşarlığına ait bulunmaktadır. Ulaştırma Bakanlığı ise, Türk Telekom üzerinde Kanundan ve Ana Sözleşmeden kaynaklanan bir kısım yetkilere sahip bulunmakta ancak, yılların sektör birikimi ve uzmanlığını yeterince kullanamamaktadır. Bu yetki sorunu Türk Telekom’un gelişen teknolojilere ayak uydurmasını engellemekte ve rekabet gücünü kırmaktadır. Ülkemizin haberleşme alt yapısını kuran ve hizmetlerini geliştiren Kurumun, rekabetçi piyasa yapısına uyum sağlamasını, etkinlik ve verimliliğini artırarak uluslararası standartlarda hizmet vermesini sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.
Türk Telekom’un, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini içeren telefon hizmetleri ile tüm telekomünikasyon alt yapısının kurulması ve işletilmesi hususundaki tekel hakkı 31.12.2003 tarihinde sona ermiş bulunmaktadır. Bu nedenle rekabetçi bir yapının oluşturulması kaçınılmaz hale gelmektedir.
Teklif ve gerekçesi incelendiğinde;
Plan ve Bütçe Komisyonu raporuna göre, teklifin tümü üzerinde yapılan görüşmelerde şu başlıklar ile görüşlere yer veriliyor:
- Teklifin sorunları çözmekten uzak ve dar bir çerçevede değişiklikler öngördüğü, bu konuda daha kapsamlı, kalıcı ve uzun dönemli düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu,
- Türkiye’nin 1980’li yıllarda Telekom alanında bir atılım gerçekleştirdiği ancak, aynı yıllarda bu alanda çok önemli bir role sahip olan Teletaş’ın özelleştirilmesinin bu atılımlara darbe vurduğu ve bu alanda teknolojisini dışarıdan ithal eden bir ülke konumuna düştüğümüz,
- Telekom’un satış zamanlaması ve getirisi üzerinde yapılan tartışmaların yerinde olmadığı, ülkenin halen iletişim alanında alt yapı yatırımlarına ihtiyacı bulunduğu ve özelleştirme konusunda acele edilmemesi gerektiği,
- Telekomünikasyon alanında yaşanmaya başlanan serbestleşmenin tüketici açısından bir faydası olmadığı ve bu alanda bir ucuzlama sağlamadığı, birleşmeyle de toplumun ne kazanacağı ve fiyatların ne oranda düşeceği konusunda bir veri bulunmadığı, fiyat düşüşünün de firma sayısının üçe indirilmesi suretiyle sağlanamayacağı, çünkü bu durumda rekabetçi bir piyasanın değil oligopol bir piyasanın söz konusu olacağı,
- Sektörde faaliyet gösteren GSM operatörlerinin Ar-Ge çalışmaları yapmalarına yönelik zorlayıcı tedbirler öngören düzenlemelere ihtiyaç olduğu, aksi takdirde bu sürecin kendiliğinden işlemeyeceği, bu konuda somut adımlar atılması gerektiği, böylece yapılan Ar-Ge çalışmaları neticesinde gelişen teknolojilerle birlikte sunulan hizmetin kalitesinin yükseleceği ve fiyatın düşeceği,
- Telekomun yönetiminde hangi bakanlığın yetkili olacağı tartışmalarının ülkemizde bir süredir yapıla geldiği, Hazinenin pay sahibi olmasının Kurumun hantallaşmasında olumsuz bir etkisi olmadığı, pay sahipliğinden kaynaklanan hakların ve yetkilerin kullanımı konusunun bakanlıklar arası anlaşmayla çözülebileceği bu konuda bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı,
- Özelleştirmenin amacının rekabeti artırmak, tüketiciye daha ucuz ve kaliteli hizmet sunmak, tüketicinin refahını artırmak ve kamuya gelir sağlamak olduğu,
- Piyasaya sonradan giren şirketlere yönelik olarak, Devletin GSM hatlarının işletilmesinin devri konusunda yaptığı ihalelerin başarılı olmadığı, lisans fiyatının 2,5 milyar Dolar gibi yüksek bir düzeyde tutulması nedeniyle bugünkü sıkıntıların ortaya çıktığı, ayrıca piyasanın dördüncü bir şirketi kaldırabilecek bir kapasiteye sahip bulunmadığı,
- Devletin İş-Tim’e vermiş olduğu sözleri tutamamış olması neticesinde bu ortaklığın zor duruma düştüğü, bunun sonucunda yabancı ortak olan Telekom İtalia’nın uluslar arası tahkime gittiği hatta yatırımlarını tasfiye ederek ülkemizden ayrılması durumunun söz konusu olduğu ve ülkemizin zor duruma düştüğü,
- Birleşmenin usul ve esaslarını kanunla belirlemenin ileride ayrılmaya ilişkin bir durum ortaya çıkması halinde, özel hukuk hükümlerine tabi özel şirketlerin ayrılmasının yine kanun konusu yapılması sonucunu doğuracağı, bu nedenle bu düzenlemenin sakıncalı olduğu,
- Birleşmenin ülkenin stratejik ve ekonomik önceliklerinin gözetilerek gerçekleştirileceği ifadesinin muğlak bir ifade olduğu, bu konuda yapılacak çalışmaların veya alınacak tedbirlerin belirlenmemiş olduğu,
- Aycell’in yakın zamana kadar zarar eden bir kurum olduğu ve yeni yeni kâra geçtiği, bu haliyle Türk Telekom üzerinde bir yük olduğu ve bu yükten bir an önce kurtulmak gerektiği, birleştirmenin doğru olduğu ancak dağılımı yapılan hisse oranlarının gözden geçirilmesi gerektiği,
- Birleşme neticesinde doğacak işlemlerden kurumlar vergisi alınmayacağına ilişkin düzenlemenin teknik açıdan hatalı olduğu ve bu haliyle işlerlik kazanamayacağı,
HÜKÜMET ADINA YAPILAN AÇIKLAMALAR
Hükümet adına yapılan açıklamalarda ise;
- 57 nci Hükümet öncesinde Türk Telekom’un yönetiminin Ulaştırma Bakanlığında olduğu, bu durumun 57 nci Hükümet tarafından değiştirilerek Hazine Müsteşarlığının yetkili kılındığı, bu yetki karmaşasının sonucu olarak da Telekomda işlerin yavaşladığı, yatırımların yapılamadığı ve yönetimde çok başlılığın baş göstermesi gibi sorunların ortaya çıktığı,
- Telekomünikasyon hizmetlerinin Ulaştırma Bakanlığı tarafından yerine getirildiği ve bu alandaki mevcut tüm yetkinin de bu Bakanlıkta bulunması gerektiği, böylece bu alanda işlerin hızlandırılabileceği ve kalitenin artırılabileceği,
- Telekomünikasyon sektörünün özelleştirilmesi ve serbestleştirilmesinin dünyada 1990’lı yılların başında başladığı ve her ülkenin özelleştirme ve serbestleştirmenin sıralaması konusunda farklı bir yöntem izlediği, ülkemizde de önce özelleştirmenin başladığı, daha sonra serbestleşme konusunda adımlar atılmış olduğu, 2003 yılı sonunda da ses tekelinin ortadan kalkmasıyla serbestleşmenin tam olarak sağlanmış olduğu,
- Türkiye’de telekomünikasyon alanında serbestleşmenin 1998 yılında GSM lisanslarının verilmesiyle başlamış olduğu,
- İş Bankası, Telekom İtalia ortaklığı olan İş-Tim’den lisans bedeli olarak KDV dahil Hazinenin 3 milyar dolara yakın bir kazancının olduğu, bu miktarın yabancı sermayenin ülkemize son yıllarda yapmış olduğu en büyük yatırım rakamlarından birine tekabül ettiği,
- Telekom İtalia’nın imtiyaz sözleşmesinde öngörülen ulusal dolaşım gibi bazı hakları elde edemediği gerekçesiyle 2003 yılının Nisan ayı başında Türkiye’den çekildiğini açıkladığı ve Türkiye aleyhine yaklaşık 4,2 milyar dolarlık tahkim davası açmış olduğu, Teklifte, birleşme için öngörülen düzenlemeyle ülkenin yabancı sermaye nezdindeki itibarının yeniden sağlanacağı, yabancı sermayeye yönelik güven mesajı verilmiş olacağı ve böylece davanın da ortadan kaldırılmasının beklendiği,
- Sektöre önce girmiş olan iki şirketin sektördeki pazardan azami oranda pay aldıkları ve sektöre sonradan giren iki şirketin pazardan yeterli payı alamadığı, bu nedenle birleşmenin olumlu olacağının düşünüldüğü, birleşme sonucu ortaya çıkacak olan sinerjiyle bu şirketlerin rekabet edebilecek potansiyele ulaşabileceği,
- Teklifte getirilen düzenlemeyle birleşmenin hukuki alt yapısındaki eksiklikler giderilerek birleşmenin fiilen gerçekleşebileceği,
- Telekomünikasyon sektöründeki tüm hizmetlerin, kısmi özelleştirme nedeniyle kamu tarafından sunulmadığı, bu nedenle piyasada düzenleyici ve denetleyici bir kurum olarak 2000 yılında Telekomünikasyon Kurumunun kurulmuş olduğu, Kurum yeni olduğu için kurumsal hafızasının gelişmemiş ve tecrübesiz olduğu, ancak zamanla tecrübe kazanacağı,
- Telekomünikasyon alanındaki tekelin ortadan kalkması ve rekabetçi bir piyasaya geçilmesinin, Türk Telekom açısından avantajlı olduğu, çünkü Türk Telekom’un alt yapı konusunda diğer kuruluşlardan üstün ve ileride olduğu,
- Özelleştirme gerçekleştirilirken güvenlik alanındaki milli politikaların altın hisse sayesinde güven altında tutulabileceği,
- İş-Tim’in Türkiye’ye yapmış olduğu yatırım ve sağlamış olduğu sermaye transferinin ekonomik krizin atlatılmasında önemli katkısı olduğu,
- Birleşmenin üç şirket arasında gerçekleşeceği, pazarlıklar yapılarak ve dengeler gözetilmek suretiyle hisse dağılımının gerçekleştirildiği, Aycell’ in hisselerin %40′ ına sahip olması konusunda anlaşmaya varıldığı, böylece Aycell’ in özelleşme sürecinin de tamamlanmış olacağı, ifade edilmiştir.
TASARIYA KATILMAYANLAR
Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda, tasarıya karşı oy kullananlar gerekçelerini şu şekilde belirtiyor:
- Teklif son derece önemli konuları düzenlemektedir. Bu kadar önemli konuların Hükümet Tasarısı olarak düzenlenmesi daha doğru olurdu.
- Hazine Müsteşarlığının Türk Telekomdaki pay sahipliğine dayanan oy, yönetim, temsil, denetim gibi hak ve yetkilerinin Ulaştırma Bakanlığına devri konusunda yasal düzenlemeye gerek bulunmamaktadır. Amaç Ulaştırma Bakanlığının telekomünikasyon sektöründeki birikim ve uzmanlığından yararlanılması ise bu hususun yasa değişikliği yapılmadan da gerçekleştirilmesi mümkündür.
Kanun teklifi yasalaştığında, Aycell’in birleşme ile ortaya çıkan şirkete, iki şirketin toplam lisans bedellerinin yüzde 10’u kadar sermaye katkısında bulunacak. İki şirketin toplam lisans bedeli 5 milyar dolar olduğundan, yapılacak sermaye katkısının 500 milyon dolar olması bekleniyor.



Kaynak : 