ITU 189 üye ülkenin katkılarıyla faaliyetlerini sürdürmekte. Bu faaliyetlerinin arasında, dünya telekomünikasyonuna yön veren dünya konferansları düzenleyerek bütün üye ülkeleri bağlayıcı kararlar almak var. Böylece dünya sathında harmonize kurallar koyarak dünya telekomünikasyonunu organize etmek, forumlar ve fuarlar düzenleyerek ilgili kişi ve kurumların bir araya gelmesini sağlamak, yani yapmakla yükümlü bulunduğu pratik eğitim faaliyetleri yanında dolaylı eğitime katkıda bulunmak da var. Ayrıca tüm dünyadan bütün firma, şirket, üretici, operatör, kullanıcı gibi talekomünikasyon bileşenlerini bir araya getirerek dünya telekomünikasyon pazarına da katkıda bulunmak diğer bir faaliyet parçası.
Ve “World Telecom 2006”: Dünya’nın dört bir yanından telekomünikasyon konusu ile ilgili herkesi buluşturacak dev bir organizasyon. Muhtemel katılımcı sayısı 150,000 kişinin üzerinde. Bir hafta süresince bu insanlar fuarda olacaklar. Bir önceki World Telecom fuar organizasyonu ITU tarafından 2003 yılında Cenevre’de yapıldı. World Telecom fuarları hakkında bir fikir edinmek için “World Telecom 2003”un verilerine bakmakta yarar görüyorum:
- Günlük ortalama ziyaretçi sayısı : 15,000 (Bu sayı bir önceki “World Telecom 2000”den oldukça düşüktür, 2000 yılındaki fuarı toplam olarak 180,000 kişi ziyaret etmiştir)
Katılan firma sayısı : 911
Katılan ülke sayısı : 51
Katılan gazeteci sayısı : 1526
Katılan bakan sayısı : 148
Katılan CEO sayısı : 375
Naklen yayın yapan TV sayısı : 66
Fuarın Cenevre’ye bıraktığı para : 1 Milyar dolar (yaklaşık rakam)
Otel ücretleri : 2 veya 3 yıl önceden yerinizi ayırtmadıysanız normal fiyatların 3 katı!
Görüleceği üzere oldukça kapsamlı ve karlı bir organizasyon! Ve tabii ki bu fuarı organize edecek ülke açısından da oldukça karlı bir yatırım!
Yukaridaki özet bilgiyi verdikten sonra, World Telecom 2006 için yapılan çalışmalara ve Türkiye’nin adaylığına geliyorum:
Bu konu gerçekten bir yara benim için. Daha doğrusu kabuk bağlamaya yüz tutmuş bir yaranın yeniden kanaması gibi bir şey. Öylesine ki; ne başı ne sonu belli olmayan bir hayale kürek çekmekten başka bir şey değil.
Bir kere, bu fuarın Türkiye’ye alınması için ITU’ya müracaat edip aday olan kim? Türkiye’nin ITU’daki temsilcisi konumundaki Telekomunikasyon konusunun Turkiye’deki sorumlusu olan ”Telekomunikasyon Kurumu” mu, yoksa Türkiye’nin en büyük telekomünikasyon operatörü olan ”Turk Telekom” mu, ya da diğer telekomünikasyon sektörü bileşenleri mi?
Bildiğim kadarıyla maalesef bunların hiç birisi değil. Ya kim: Turizm sektörü!
Allahaşkınıza dünyanın neresinde görülmüştür bir sektörün faaliyetini başka bir sektörün üstlendiği. Ama burası Türkiye, olur böyle şeyler. Peki, yukarıda bahsettiğim kurum ve kuruluşlar neden böyle bir girişimde bulunmaz?
Bulunmazlar, çünkü bu gibi organizasyonlar emek ister, özveri ister, memleketi, ülkeyi, devleti düşünmek adına bir takım riskleri üstlenebilme cesaret ve becerisini ister. Halbuki, benim saydığım bu kurumların bugünkü yöneticileri bırakınız böyle devasa organizasyonlari, 40-50 kişinin katılacağı toplantıları bile düzenlemekten aciz durumdadırlar. Bu gibi toplantılarin maddi ve manevi kazanımlarından ve getirilerinden bile bihaberdirler. Bunun daha muşahhas ve çarpıcı örneklerini vereyim size:
Yil 1995; Turkiye 1997 yılından sonra yapılacak ”Dunya Radyokomünikasyon Konferansını (WRC-2000)” Türkiye’de organize etmeye aday oluyor. Cenevre dışına çıkacak ilk Dünya konferansıdır bu. Ve kimse inanmiyor bu davete (Türk Telekom ve Telsiz Genel Müdürlüğündeki bir avuç insan hariç).
Yıllar geçiyor, adaylıkta ısrarlıyız ama şartlar korkunç şekilde aleyhimize. Her şeye göğüs geriliyor ama ITU’nun talepleri bitmek tükenmek bilmiyor, herkes vazgeçin bu sevdadan diyor. Öte yandan İsviçre ve Fransa’nın ITU’ya yoğun baskısı var.
Ve nihayet konferansa 1 seneden az bir süre kala bizden Lütfi Kirdar’a yeni bir bina yapılması isteniyor ve böylece bizim vazgeçeceğimiz ve konferansın Cenevre’de kalacağı zannediliyor. Ama, yılmıyoruz ve 5,5 ay gibi bir süre içerisinde hiç kimsenin inanmadığı şekilde çelik konstrüksiyon Rumeli binasını dikiyoruz Anadolu binasının yanıbaşına. Dört dörtlük bir konferans yapıyoruz, bir sürü emek ve para harcıyoruz, dünyanın dört bir tarafından 2600 delege, 35 gün süreyle Istanbul’da kalıyor ve sonuç: Prestij, Istanbul ve Türkiye’nin reklamı, gümüş madalya, ama en önemlisi Istanbul bütçesine 150 milyon dolarlık katkı (ITU temsilcilerinin yaptığı hesaba göre).
Sonra 2002 yılına geliyoruz ve bir başka büyük başarı: Dünya Geliştirme Konferansı. Bu defa altın madalya alıyoruz, ITU tarihine geçiyoruz ve Istanbul yine 30 milyon dolar gibi bir para kazanıyor (Bkz : ITU Konferansında Yurdal Altın Madalya Aldı). Ve bizi gören Venezuella 2003 yılındaki Dünya Radyokomünikasyon Konferansını (WRC-03) düzenlemeye aday oluyor. Iki yıllık çalışmalardan sonra konferansa 1 yıl kala özür diliyor, yapamayacağınıi belirtiyor ve konferans tekrar Cenevre’ye alınıyor. Yani, bırakınız iki konferansı, tek bir konferansı bile düzenleyebilen ikinci bir ülke yok henüz.
Sonra biz görevden ayrılıyoruz. Bu arada Türkiye’ye daha önce aldığımız iki küçük organizasyon var. Avrupa Posta ve Telekomünikasyon Birligi CEPT’in ”Telsiz Regülasyonu Çalışma Grubu”nun (WG RR) 44 kişilik ve 5 günlük bir toplantısı ile ”Frekans İdaresi Çalışma Grubu”nun (WG FM) 102 kişilik ve yine 5 günlük bir toplantısı. Önceden verilen sözler nedeniyle bu toplantılar yapılıyor.Ancak maalesef bu konuyla ilgili insanlar mavcut yöneticilerden ağızlarının paylarını alıyorlar: “Neden bu toplantıları Türkiye’ye alıyorsunuz?” deniyor onlara ve sıkı sıkı tembihleniyorlar: “Bundan sonra sakın böyle işler yapmayın!” diye. Bu şartlar altında mümkün mü bir World Telecom fuarına aday olsun bizim telekomünikasyon sektörümüz.
Şimdi geliyorum Turizm sektörüne: Yukarıda bahsettiğim iki büyük konferansa hazırlık yaptığımız dönemlerde doğal olarak bir çok turizmcimiz ve otel yöneticimizle görüşmeler yaptık. Onlardan işbirliği ve birtakım masraflara katkı istedik. Katılımcıların konaklamalarından dolayı elde edecekleri kazancın bir kısmı ile, Devlet’in üzerindeki yükü hafifletmek üzere, bir yemeğe veya bir kokteyle sponsorluk yapmalarını talep ettik. Ama kayadan ses çıktı bizim otel yöneticilerimizden çıt çıkmadı. Çok enteresandır, ben şahsen otel işletmecileri ve turizmcilerle yaptığımız toplantılarda; ”bakın, eğer bize destek olursanız, bu yükleri birlikte göğüsleyebilirsek, biz sizlere daha bıyık organizasyonlar getiririz. Mesela 2003 yılından sonra yapılacak herhangi bir ”World Telecom Fuarı”nı Türkiye’ye getirebiliriz” demiş ve işbirliği talep etmiştim. Ama maalesef!
Şimdi bu insanlara buradan tekrar hatırlatıyorum: Beyler, hanımlar, bu işler çocuk oyuncağı değil, ancak ve ancak kendi insanınıza inanıp ülke sathında bir işbirliği yaparsanız bu organizasyonları alabilirsiniz, telekomünikasyon sektörünün sorumlu olduğu bir konuda sırf turizmciler istiyor diye size itibar etmezler, yanınıza telekomünikasyoncuları da almalı idiniz. Bu işbirliklerini oluşturmadığınız takdirde sonuç fiyasko olur.
Ve sonuç: ITU ”World Telecom 2006”nin Türkiye’de değil, Çin’de yapılmasına karar verdi. Ve bunun için de hazırlıklara başladı bile. Yazık oldu Türkiye’ye bir kere daha. Kimbilir daha ne fırsatlar ve imkanlar tepilmiş oldu böylece.
turk-internet.com’un Notu : Konuyla ilgili detaylı bir yazıyı ITU World Konferansını Hangi Şehir Alacak? başlığı altında okuyabilirsiniz.
Fatih Yurdal Kimdir
Telekom sektörünün bağımsız düzenleyici kurulu Telekomünikasyon Kurumu’nun ilk başkanıdır. Kendisi şu anda ERO ofisinde çalışmaktadır. Daha detaylı bilgiyi
sayfalarından bulabilirsiniz.



Kaynak : 