02.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren “Telekomünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesinde Geçiş Hakkına İlişkin Yönetmelik” amacını yazan bölüme göre;
Turk Telekomünikasyon A.Ş (TT).’da dahil olmak üzere tüm AİH lisanslı işletmecilere adil ve eşit koşullarda telekomünikasyon altyapısını kurmak, kaldırmak, bakım ve onarım yapmak ve benzeri amaçlar ile kamu ve özel mülkiyet alanlarının altından, üstünden, üzerinden geçmek için tanınan ayrıcalıklı haklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
Bu cümlelerden görülebileceği üzere, yönetmelik altyapı işletmeciliği (AİH) lisanslı firmalara, kamu kurumlarının taşınmazları (arsa ve binaları) üzerinden 406 sayılı kanun 1. maddesinin 27/1/2000 tarihinde değiştirilen ek fıkrasında tanımladığı gibi “telekomünikasyon hizmetleri” için “telekomünikasyon altyapısı” kurma hakkı vermektedir.
Ama gerçekten öyle mi? Pek sayılmaz !! Pratikteki uygulamalar bize bambaşka bir dünya sunuyor. İşte ben de size bu uygulamaları anlatacağım.
Bu noktada belirleyici olduğu için küçük bir not ;
- Mevcut durumda kamu kurumlarının hiç birinin düzenlediği bir geçiş hakkı ücreti olmadığı için (Telekomünikasyon Kurumu (TK)’nın bu fiyatları düzenlemiş olmasının faydalarına başka bir yazıda değinelim) TEİAŞ ihalesi haricinde AİH lisanlı işletmecilerin kamu kurumlarının arazilerinde başlatabildiği bir özerk telekomünikasyon altyapı projesi yok!
Pratikteki bu bambaşka geçiş hakkı maceralarına, geçenlerde ilk ayağı tamamlanan TEİAŞ ihalesi ile başlayabiliriz:
TEİAŞ 22.11.2006 tarihinde 406 sayılı Telgraf ve Telefon kanunun 4502 sayılı kanun ile değişik 2 inci maddenin (a) fıkrasına ve Telekomünikasyon Kurulu’nun 01/05/2006 tarih ve 2006/YK-08/277 sayılı kararına dayanarak teşekkülüne ait 4 adet fiber kılını aydınlatılmamış fiber olarak kiraya vermek için ihale etti. Bu ihalenin 1.aşamasının sonuçlarını sizlere aktarmıştık.
Şimdi bu ifadeyi ve tanımları, konuyla ilgili yönetmeliğe göre incelediğimizde TEİAŞ ihalesinin mevzuata aykırı olması gerekir! Neden? Çünkü ihale ancak “fiberin aydınlatılmamışının (dark fiber) telekomünikasyon altyapısının bir parçası olmadığı; telekomünikasyon hizmeti sayılabilmesi için, ruhsat alıp fiberin aydınlatılmış olması gerektiği gibi” garip bir bakış açısı ile yasal çerçeveye oturtulabilir.
Biraz daha açmak gerekirse, mevzuata göre (406 sayılı kanun 1inci maddesi ve 2inci maddesi a bendi) kamu kurumlarının kişisel telekomünikasyon tesisi kurma hakkına, münhasıran verdikleri hizmetler için çıkarılan özel kanunlar ile sahip olduklarıdır.
Fakat bu tesisi üçüncü kişilere herhangi bir “telekomünikasyon hizmeti” için kullandırması, yasal bir hak değildir. Bahsi geçen tesisin içine fiber kablolar da dahildir. Nitekim kamu kurumları ihale ile fiberlerini kiralama hakkını Telekomünikasyon Kurul’unun 277 sayılı kararı ile elde etmişlerdir.
Bu kurul kararı, galiba kanunların yanlış yorumlanması ile çıkarılmış durumda. Çünkü kanunda dayandırılan ilgili maddeye göre kararda belirtilen “kendi içinde bütünlük arz etmeyen” tesisinin her parçası yine de telekomünikasyon tesinin bir parçası olarak telekomünikasyon tanımına girer ve bu parçalar üçüncü kişilere kullandırılamaz.
Diyelim ki dayandırıldı; TEİAŞ ihalesine konu olan fiber kablo kendi içinde bir bütünlük arz etmektedir! (bknz:26/08/2004 tarih ve 25565 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği 4üncü madde (aa) ve (af) bendi).
Bu durum bizi bir yol ayrımına getirmektedir:
Birincisi: Ya, idiamızın tersine ihale usulen doğru ve bizim atladığımız birşeyler var!
Bu durumda tüm kamu kuruluşları -hatta 406 sayılı kanunun 2. maddesinin a bendine konu olan gerçek ve tüzel kişiler bile” böyle kiralama/satış modellerine gidebilirler. O zaman belki de yakın gelecekte, ülkemizde özelleştirilmiş diğer kamusal işletmelerde (gaz dağıtımı gibi) yatırım yapmış tüm tüzel kişiliklerin de “aydınlatılmış öngörüleri” ile çoktan altyapısına aydınlatılmamış fiber koymuş olmanın karlılığını yaşayışını seyrediyor olacağız.
İkincisi: ise verilere de dayandırdığımız şekilde ihalenin usulen yanlış olduğudur;
Gerçekten de, TEİAŞ’ın ruhsat almadan, ÖİV vermeden, hatta kuruluş amaçlarında bile olmadan telekomünikasyon hizmetinin bir parçasını veriyor olacaktır.
Doğal olarak da telekomünikasyon altyapısını zaten kendisi kurup bir altyapı işletmeciliği hizmeti olarak sunduğu için, ihalenin sadece AİH işletmecileri ile sınırlandırılması bile gereksizdir. Çünkü TEİAŞ zaten pratikte “Altyapı İşletmeciliği Hizmeti” veriyor olacağından, ihaleye ISS lisansına sahip herhangi bir telekomünikasyon işletmecisi girip, söz konusu olan “kendi içinde bütünlük arz etmesi” gereken cihazları başkasına satın aldırabilirdi!
AİH lisansının ismini de AKİH (Altyapı Kamu İşletmeciliği Hizmeti) olarak değiştirmek gerekir aslında. Ne de olsa işletmeciler, AİH yönetmeliğinin 4.4üncü maddesine göre yetkilendirildiği hizmet bölgesi dışında transmisyonu sağlamak için transmisyonun tanımında geçen fiber hatları bile döşeyemezken, kamu kurumları ülke çapında lisans bile almadan bu hakka sahip durumda!
Aydınlatılmamış fiber ve geçiş hakkı konusundaki çelişkiler bu kadarla da bitmiyor…
Bu makalenin devamını1 Kg Aydınlatılmamış Fiber Rica Edeyim, ÖİV’siz Olandan – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 