Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Bir önceki bölümde, “kapsamiçi personel” kavramını anlattık. Bu arada gelen bazı yorum ve maillerde, personeli kendi isteği ile bu statüyü seçmediğini söyleyenler var. Bir kısım personel için doğru ama bazı personel de, kendileri iş mevzuatına geçmeyi tercih etti. Çünkü dediğimiz gibi, kapsamiçi personele verilen maaş ve sosyal haklar diğer devlet kurumlarındaki eşit düzeydekilere nazaran bugüne dek, çok daha yüksek oldu. Öyle ki, özellikle ilkokul mezunu statüsündeki 13,000 personelin maaşı 1 milyar TL’yi geçen ve 16 maaş düzeyindeki kazancı, yıllardır herkesin dikkatini fazlasıyla çekti.
Şimdi bugünkü bölümde sendikanın ve dolayısıyla kapsamiçi personelin ne istediğini ve bunun Türk Telekom tarafından neden kabul edilmediğini bir gözden geçirelim;
Uzlaşmazlık Nedenleri
Türkiye Haber İş Sendikasının, 7.Dönem Toplu İş Görüşmelerinde uzlaşmazlığa gelinen son noktadaki değerlendirmelerini, geniş bir şekilde burayı tıklayarak okuyabilirsiniz. Ama biz temeldeki 2 büyük uzlaşmazlık konusuna dikkati çekeceğiz; Bunlar;
- Kapsamiçi personel ile kapsamdışı personel arasında maaş farklılığı olanlar var. Sendika bunların eşitlenmesini istiyor.
- Kapsamdışına yani sendikanın görev sahası dışına çekilmek istenen bir grup var.
Sendika her 2 maddenin de, sendikanın gücü açısından önemli olduğuna dikkati çekiyor. Yani toplu sözleşmede sendikalı personelin eşdeğer sendikasız personelden az maaş alması, şirkette sendikasızlığın özendirilmesi olarak yorumlanıyor. Zaten bir kısım elemanın da sendika kapsamından çıkarılmak istenmesi ile “sendika iyice güçsüz duruma düşürülmek isteniyor” diye düşünülüyor. Bu açıdan bakıldığında, pek de haksız değiller.
Ayrıca bu grevin 1980’ler sonrası, hemen hemen ilk büyük grev olduğunu, başarısızlık durumunda, sadece kendi şirketini değil, diğer şirketlerdeki sendikalı elemanların durumlarını da etkileyeceğini unutmamak gerekiyor. Sendika da böyle bir sorumluluğu olduğunun farkında.
Neden Türk Telekom Bunları Kabul Etmiyor?
Sendika kavramı, doğal olarak işvereni zorlayan bir kavram. Gücü olmayan çalışanların hakkını korumaya yönelik örgütlü hareketler, her işvereni korkutur.
Türk Telekom örneğinde ise, durum daha vahim. Özelleşen ve de kar etmek zorunda olan bir şirket penceresinden bakıldığında, sadece devlet memuru olduğu için –ahlak dışı bir hareketi olmadığı sürece– işten atılma korkusu olmayan, bu nedenle de rahat yaşamaya, kendini geliştirmemeye ve belki de çalışmamaya alışmış bir grupla uğraşısında, karşısında örgütlü bir grup bulması her işvereni korkutacak bir kavram.
Öncelikle Türk Telekom’un yıllardan bu yana bir devlet şirketi olarak, verimli yönetilmediğini hepimiz biliyoruz. Peki o büyük karlar nerden geliyordu derseniz, kar etmek istediğinde, önünde engel olmaksızın zam yaptığını hatırlayalım. Bu nedenle, Türk halkı yıllardan bu yana, diğer ülkelerdeki insanlarının ödediğinin 2 ila 3* katı daha pahalıya telefon görüşmeleri yapmak zorunda kaldı. Bu konuyu taa 2002 yılında dile getirmiştik. Şimdi bu ücretlerin % 80 indirilmiş haliyle konuşuyoruz ama Türk Telekom yine kar ediyor. Hatta % 55 kar ediyor. Varın geçmiş yıllardaki en basit deyimi ile “verimsizliliğin” düzeyini siz tahmin edin.**
Yanı sıra şirket, politikacıların en büyük oy kazanı olarak kullanıldı. Göreve gelen her hükümet, diğer devlet şirketlerinde olduğu gibi Türk Telekom’da da 1 kişilik işe 3 kişilik istihdam doldurdu. Bu nedenle Türk Telekom halen eleman başına ciro rakamında dünyanın sonlarında yer alıyor. Eleman sayısının çok yüksek olduğu eski Genel Müdür Mehmet Ekinalan tarafından da bir toplantıda itiraf edilmişti.
Ancak bugün Türk Telekom yetkililerine sorarsanız, sorun, personel fazlalılığından değil, mevcut personelin niteliği açısından yaşanıyor.
Yıllardan bu yana hükümetlerin, politik kaygılarla sendikaları karşılarına almak istememeleri nedeniyle, toplu sözleşmelerden yüksek kazanımlar elde edildi. Türk Telekom’da da böyle oldu. Sonuçta 27.000 sendikalı elemanın 13.000 tanesi olan ilkokul mezunları bugün gerçekten hiçbir yerde alamayacakları ve ancak Üniversite mezunlarının alacakları düzeyde maaş alıyor durumundalar. Ancak, teknisyenler gibi bazı elemanlar için durum farklı. Kapsamdışında olanlar daha yüksek maaş alıyor. Yani örneğin, sendikasız durumdaki teknisyenlerle, sendikalılar arasında farklar söz konusu. İşte sendika bunun eşitlenmesini istiyor.
Gayri resmi duyumlarımıza göre, nitelikli çalışanların maaşların eşitlenmesi konusunda sorun yok ama sendikanın yapacağı sözleşmede, tüm kapsam içi personelin alacağı maaşa yansıyacağı için sorun var. Daha önce de belirttiğimiz gibi, 13.000 kadar elemanın aldığı ücret normalin bir hayli üstünde.
Ama Türk Telekom açısından, hem eleman sayısı yüksek, hem teknolojinin değişmesi sonucu, artık fonksiyonel olmayan bazı işlerin tasfiyesi lazım, hem de elemanların bir kısmı zaten alması gerekenin üstünde alıyor.
Diğer yandan, artan rekabet ve % 80’e varan tarife düşürme nedeniyle, Türk Telekom’un işi zor. ADSL ve sabit telefon hizmetlerinde yıllardan bu yana tekel olan Türk Telekom’un önüne gelecek yıl, altyapı lisansı alan firmalar da çıkacak. Yani gelirleri daha da azalacak. Belki bu yıl Turkcell, hayatında ilk defa Türk Telekom’un ciro olarak önüne geçerek, Türkiye’nin 1 numaralı telekom firması olacak.
İşte Türk Telekom yönetiminin şu anda karşı karşıya olduğu şey bu; Yıllardan bu yana gelen hesap şimdi görülüyor.
Bu makalenin son bölümünde personelin düşüncelerini ve hükümetin yaklaşımını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
* VoIP düşünüldüğünde, 2004’deki % 80’e varan indirim öncesi, telefon pahalılığı 7-10 kat arasındaydı. Yani 1990’ların sonlarından itibaren, 2004 öncelerine kadar, örneğin bir Amerika 6-10 cent’e Türkiye’yi ararken, bir Türk Amerika’yı 95 cent’e arıyordu.
** Hükümetler, geçmiş yıllarda hatırlanacağı üzere, devlet gelirlerinin yetersiz olduğu, bütçenin açık kaldığı durumlarda, Tekel, THY, Türk Telekom gibi kitlerin sattığı ürünlere zam yaparak açığı kapatırdı.



Kaynak : 