Bu makalenin ilk 2 bölümünü burayı ve burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
İlk 2 bölümde grevin içeriğini ve uzlaşmazlığın gerçek nedenlerini anlamaya çalıştık. Bugünkü bölümde, grevin bugünlü durumunu ve geleceğini, hükümetin bakış açısını yorumlayacağız.
Sabotajlar
Türkiye Haber İş Sendikası tarafından 16 ekimde başlatılan bu grevle ilgili olarak, ileride hatırlayacağımız kavram “sabotaj” olacak herhalde.
Sabotajları ilk olarak Türk Telekom yönetiminin, grevin başladığı gün, hemen öğleden sonra yaptığı basın toplantısında duyduk. Ancak daha sonra, zaten bir süredir bu sabotajların meydana geldiğini duyduk, gayri resmi yorumlar grev öncesi bu sabotajları “grev provası” olarak tanımlıyordu.
Aldığımız bilgiye göre, sabotajlar ilk dönemde, belli bir mahallenin telefonlarının dağıtıldığı saha dolaplarının açılması ve tellerin hepsinin kesilmesi şeklinde yapıldı. Bu kesme işlemlerinin düzgün yapılması ve saha dolaplarının anahtarlarla açıldığının belirlenmesi ve duyurulması sonrası, saha dolaplarına zarar verme, yakma, tahrip etme olayları görüldü. Daha ileri tarihlerde, iller arası fiber kablolar ve hatta yurtdışı hatları kesildi. Bu arada zaman zaman sabotajların stratejisinin değiştirildiği, mesela belli büyük müşterilere ait haberleşmenin sağlandığı hatların kesilmesi şeklinde yapıldığı da belirtiliyor.
Doğal olarak sabotajları konusunda, hemen sendika suçlandı. Ancak sendika suçlamaları kabul etmedi ve Türk Telekom’un öteden beri bu tür sabotajlara ya da hırsızlıklara uğradığı ya da küstürdüğü, kızdırdığı 20.000+ üstü eski personelinin olduğu şeklinde cevap verdi.
Buna karşılık, telekom sektörü içindeki kişiler arasında da, belki ilk sabotajların sendika tarafından yapılmış olabileceği ama daha sonra Türk Telekom’un bu sabotajları kendisine sempati toplamak amaçlı olarak yapmış olabileceği şeklinde komplo teorileri üretildi.
Neden ne olursa olsun, sonuçta görülen şu ki, Türk Telekom yönetiminin raporlamasına göre yüzmilyonlarca YTL’lik malzeme heba oldu. Tabi bu malzemenin yenilenmesi için gereken işçilik de cabası.
Ama daha önemlisi, şirketin içinde büyük bir hizipleşme olduğu ortaya çıktı. Belki bu hizipleşme grev ile daha da çoğaldı. Bir anlamda grevin, Türk Telekom’un kurumsal kimliğine büyük zarar verdiğini düşünenler de pek çok.
Personel Ne Düşünüyor
Türk Telekom’un geçmişten gelen “devlet memurluğu” zihniyetinin çok değişmediği, henüz özel şirket olma bilincinin oluşmadığı görülüyor. Bu kapsamda kapsamdışı personelin bir kısmının grevi “yazık” diyerek desteklediği görülüyor. Ancak geçmişten gelen kızgınlıklarla bakan insanlar da yok değil.
Ama üzücü olan, Türk Telekom’un, hem kapsamdışı personelin 2006 başında meydana gelen ve 5 ay süren hareketlerinden, hem de kapsamiçi personelin 16 ekimde başlayan grevinden görülen şu ki, Oger Telecom tarafından oluşturulan yönetim, personelin sorunlarına yakın değil ve oluşan problemlere de hazırlıklı değil.
Dışarıdan bakıldığında, her iki olayı da iyi yönetemedikleri görülüyor. Yılların birikimi ile gelen sorunların ne kadar zor olduğu ortada ve bir önceki bölümde yazdığımız zorluklar da ihmal edilebilir gibi değil ama yine de Türk Telekom’un da bu konulardaki yaklaşımlarının pek de yönlendirici olmadığı, sektörde, duruma göre verilen hızlı, derinliği olmayan ve zorlayıcı kararlar alındığı izlenimi var.
Sonuçta, bu durumu ben ifade ediyorum. İfade edemeyen ve dün Sendika Başkanının açıklamasında yer alan “travma”yı yaşayan çok insan olduğunu zannediyorum. Bu da Türk Telekom’u kurumsal olarak bir hayli zorlayacaktır diye düşünüyorum.
Şirket kendisini “ait” hisseden, hayatından memnun bir personel grubu yaratmak yerine, kendi başına bırakılmış, bu nedenle de devletteyken duyduğu güven hissini kaybetmiş bir çalışan profiline sebebiyet verdi. Üstelik pek çok “şehir efsanesi” de personel arasında yayılıyor ve gruplaşmalar, sınıflandırmalar yaratıyor..
Ya Hükümet Ne Yapıyor?
Dün Hürriyet Gazetesinde yer alan ve üstü düzey bir Türk Telekom yöneticisinin dövüldüğü haberini okudunuz mu? Bu haberin tek olmadığı, çeşitli yerlerde en azından tehditler olduğu iddiaları var. Sendika ise bunları doğrulamıyor. Her zaman olabilen olayların kendilerine yıkılmaya çalışıldığını söylüyor.
Anlayacağınız grev hızla düğümlenmeye doğru gidiyor. Peki bu Gordion düğümünü çözecek olan bir Büyük İskender yok mu?
Doğrusunu isterseniz, hükümet için “aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık” durumları mevcut. Bunu özellikle de Ulaştırma Bakanı’nın uzak durmasından daha iyi anlıyoruz.
THY grevinde araya giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan ise en ufak bir ses çıkmıyor. Oysa bu şirketin % 45’i devlete ait.
Peki neden?
Neden çok muhtemel ki, Bakanlar Kurulu’nun geçmişte aldığı “Türk Telekom stratejik değildir” kararı. Haberleşme altyapısının tek olmadığı durumlar için geçerli olan bu karar, aslında sadece özelleştirmeyi sağlamaya yönelik olarak alındı. Bugün için ülkemizde halen tek altyapı olması nedeniyle de doğru bir karar olarak gözükmüyor.
İşte grevi ertelemek ya da araya girmek bu açıdan netameli. Öyle ki, hukukçular böyle bir Bakanlar Kurulu kararı alınmasının, özelleştirmeyi iptale yetecek davalara neden olabileceğini bile düşünüyorlar.
Ortada bir ihtimal var o da, mahkeme yoluyla çözülmesi. Bakalım gelişmeleri göreceğiz.
Türk Telekom’un 7.Dönem Toplu İş Görüşmeleri konusundaki gelişmeleri ve detayları, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Düşüncelerinizi yazmak isterseniz aşağıdaki yorum bölümünü ya da Özelleşen Türk Telekom’da Personelin Durumu blogunu deneyebilirsiniz.
Not : Bu yazılarla birlikte pek çok yorum ve okuyucu maili ulaştı. Bu maillerle ve yorumlarla ilgili yeni yazımı gelecek hafta yazacağım.



Kaynak : 