Sektör şirketlerinin çoğunda büyük yaralar açan bu hızlı çıkış ve inişten sonra, 2002’de pazar bir miktar toparlandı.
2002 yılında, işler 2001 yılındaki kadar kapalı değildi. Birçok sektör krizin psikolojik etkilerini aşarak, 2001 yılında ertelemiş oldukları harcamaları gerçekleştirdiler, yeni proje yatırımlarına giriştiler. Ancak, 2001’deki derin düşüşten sonra 2002’nin kazanımları sektörü istenilen düzeye çekemedi, oluşan iş hacmi 2000 yılına göre hala geride kaldı. Burada, 2000 yılı rakamlarının dahi OECD ve gelişmiş batılı ülkelerdeki normlara göre maalesef çok gerilerde olduğunu hatırlatmakta fayda var.
2002 yılının normalizasyon diye adlandırdığım sürecinde, sektör şirketlerinin ve müşterilerin artık daha gerçekçi bir çizgiye gelmiş olduklarına inanıyorum. Sektör şirketleri, keskin rekabet ve iyice daralan kar marjlarının kalıcı olduğunu, finansal, yönetsel veya teknik zaafları olan şirketlerin uzun vadeli yaşama şansı olmadığını gördü. Müşteriler ise yatırımlarını daha dikkatli değerlendirir oldular. Getirdiği yarar somut olarak ortaya konulamayan yatırımlar gündem dışına itildi.
Gelinen bu nokta, bir çelişkiyi barındırıyor: Sektördeki daralmanın bazı sağlıklı gelişmelere zemin hazırladığı açık. Verimlilik, tasarruf ve katma değer sağlayan çözümlere odaklanılması, şirketlerin daha sağlam yapıları hedeflemeleri sektörün geleceği için önemli kazanımlar. Ancak, pazardaki daralma, bir taraftan şirketleri disipline ederken, diğer taraftan eksikliklerini gidermeleri için ihtiyaç duydukları manevra alanlarını daraltıyor.
Bu açıdan, 2003 ve takip eden bir iki yılın sektör için belirleyici öneme sahip olduğuna inanıyorum. Pazar, hepimizin beklediği gibi toparlanmaya devam eder ve şirketler zorlu koşullar altında geliştirdikleri disiplini elden bırakmazlarsa, Türkiye nihayet güçlü bir bilişim sektörüne kavuşabilir. Irak savaşı, yeni ihale yasası derken 2003 de kayıp bir yıl olursa, sektörün yeniden toparlanması ve Türkiye’yi dünya düzeyinde rekabetçi bir ülke haline getirmesine yönelik beklentilerimizi yine ertelemek zorunda kalacağız.
Herkes tarafından paylaşıldığına inandığım bu kaygılara rağmen, şirket olarak uzun vadede iyimseriz. 3 yıllık geçmişimizdeki hızlı büyümemizin süreceğine güveniyoruz ve büyüme hızımızı daha da artırmak için yatırımlarımızı sürdürüyoruz.



Kaynak : 