2015 Yılını da bitirdik. Bu yıl gözümüze çarpan gelişmeleri kısaca hatırlatmak istiyoruz; öncelikle sektörümüz açısından yılın durgun geçtiğini kaydedelim.
Zira, 2013’den bu yana gelen hükümet-cemaat kavgası, üzerine geçen yıldan gelen 2 seçim (yerel + Cumhurbaşkanlığı) üstüne bu yıl yaşadığımız 2 seçim (genel seçimler ve erken seçim) gelince, aşağı yukarı 3 yıldır ülkemizde bilişim – telekom alanında projeler bekliyor ya da yavaş yavaş gidiyordu. Kasım ayı sonrasında bir hareketlenme olduğunu görüyoruz. Ancak 2016’nın çeşitli nedenlerle zor bir yıl olacağı şimdiden konuşuluyor.
Yurtiçinde 2015’den Aklımızda Kalanlar
- Kayıplarımız – Özgür Uçkan ve Muzaffer Özer’i Kaybettik
Önce kayıplarımızı hatırlatalım; sektörümüzden 2 arkadaşımız aramızdan çok genç yaşta ayrıldılar. Bunlardan Özgür Uçkan’ı, akademisyen ve aktivist kimliği ile çok kişi tanıyordu. Muzaffer Özer ise mühendislik tarafı güçlü ama ortalarda pek görünmeyen bir önemli insandı. İkisini de 50+’li yaşlarda kaybetmiş olduk. (Eğer hatırlamadıklarımız varsa, hatırlatırsanız burada yer almış olur). (Bkz : Türk İnternet’inin Mücadeleci İsimlerinden Özgür Uçkan’ı Kaybettik ve Sektörün Duayenlerinden Muzaffer Özer Vefat Etti).
- Bilişim’de Aynı Konular Konuşuldu
Bilişim alanında genel anlamda önceki yıllardan farklı bir gelişme yoktu. Ülkemizde, çok uluslu firmaların kapladığı bu alanda, yine yıl içinde bulut ve büyük veri + mobilite + güvenlik + SDN gibi eğilimleri konuştuk. Kapasiteler büyüdü ama konular aynı kaldı. Bilişim alanının 2015’de öne geçen bir konusu “Analytic” oldu. Firmaların verilerin ölçülmesine yönelik ürünleri, yurtdışında olduğu gibi ülkemizde de pazara çıkıyor. Çok uluslu firmalar yeni ürünler duyurdular.
Duyurdular demişken, etkinliklerden de bahsedelim; 2015’in bir tatsız yönü de, yıllardır süren bazı etkinliklerin yok olmasıydı. 1970’lı yıllardan gelen TBD’nin Bilişim Kurultay’ı, 1990’ların sonunda peşine bir de fuar takmıştı. 1990’ların sonu, 2000’li yılların ilk yarısında Bilişim Fuarı, zamanın Başbakan’larının bile katıldığı sektörün en önemli etkinliği idi. Daha sonraları Hanover’deki büyük Cebit fuarını düzenleyen firma bu etkinliği satın almıştı. Sonraki yıllarda Cebit adı altında yapıldı. Ama Fuarı yapan grubun, fuarın başlamasına neden olan TBD’yi olayın önemsiz bir parçası gibi görmesi ve TBD’nin de kurultayı Ankara’ya taşıması sonrasında, bu fuar zayıfladı, zayıfladı ve sonunda 2011 yılında Cebit ve ICT Summit adıyla 2’ye ayrıldı. 2015 yılında ise bu 2 etkinliğin de artık yapılamadığını gördük.
Hareket gördüğümüz bir alan, yerli yazılım firmaları. Bunda hükümetin ARGE konusunda verdiği önemin de payı var. Pazarda giderek daha fazla yazılım firması ve farklı ürünlerle gözükmeye başladı. Bu firmaların eskiden beri var olanları, halkla ilişkiler, sponsorluk ve reklam anlamında ortaya çıkarken, yeni kurulmuş firmaların da bazen finans gibi alanlarda outsource işler yaptıklarını, bazen de özel yazılımlar geliştirdiklerini görüyoruz.
Tübisad 2011’den bu yana yayınladığı sektörel büyüklükler raporunu 2014 için mayıs ayında yayınladı. Bilişim-telekom olarak büyüklük % 12 büyüme ile 69,4 milyar TL verildi. Bunun içinde 20,4 milyar TL’si bilişim, 48,9 milyar TL’si ise telekom sektörü olarak verildi. (Bkz : Rakiplerine Fiber Yatırım için İzin Verme Yetkisi Verilen Türk Telekom, Diğer Firmaların Fiber’ini Eleştiriyor).
Yine Tübisad tarafından ayrı bir raporda ise, e-Ticaret hacmi 2014 yılı için 18,9 milyar TL olarak verildi. (Bkz : Perakende İçinde % 1,6 Olan 2014 Türk e-Ticaret Sektöründe e-Pazaryerleri Büyüyor).
- Turkcell ve Türk Telekom
Telekom alanında ise, durum pek parlak değil. Rekabetin sağlanamamasının Türk Telekom’a yaramadığını, firmanın bu yıl zarara dönen çeyrek sonuçları ve kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlarla gördük. Genel Müdür Rami Aslan’ın “fiber” konusundaki “biz yatırım yapıyoruz, rakiplerimiz yapmıyor” açıklamasını ise 150.000 km’de imtiyaz sözleşmesi ile teslim aldıkları Türkiye’nin altyapısına 10 yılda sadece 50.000 km yatırım yaptıklarını gördüğümüz için esefle karşıladık. (Bkz : Rakiplerine Fiber Yatırım için İzin Verme Yetkisi Verilen Türk Telekom, Diğer Firmaların Fiber’ini Eleştiriyor).
GSM sektörünün lideri durumundaki Turkcell’de de anlaşılmaz olaylar var. 10 yıla yakın süredir 3 ortağın mahkeme mahkeme dolaştığını görmüştük. Bunlar 2014’de sonuçlandı ama hala yönetim kurulunun değişmediğini görüyoruz. Ayrıca genel müdür atamasının da ortaklar tarafından yapılmadığı spekülasyonları da epeyce yapıldı. Şirkette SPK’nın atadığı yönetim kurulu sonrasında başlayan üst düzey istifalar ve işten çıkarmalar, ocak ayında şirketten ayrılan 8 yıllık Genel Müdür Süreyya Ciliv ile birlikte, hızlandı ve alt düzeylere de yayıldı. Bu gelişmeler doğal olarak spekülasyonları da arkasında taşıdı. (Bkz : 5 Yıl Sonra Gerçekleştirilebilen Turkcell Genel Kurulu’nda Temettü 3,93 Milyar TL Olurken, Yönetim Kurulu Değişmedi).
Bu yılın en önemli konularından birisi 4G ihalesi oldu. Devletin kasasına bu ihale ile 13,2 milyar TL girecek. (Bkz : 4G İhalesi Devlete KDV Dahil 13,2 Milyar TL Kazandırdı). İlk 4G şebekesinin kurulmasından 7yıl sonra olsa da, 1 nisan itibariyle hayatımıza girmesini merakla bekliyoruz.
Ancak fiber altyapının yetersiz olması önemli bir engel olacak gibi gözüküyor. (Bkz : 4G İhalesi Güzel ama Bu Fiber Altyapı ile Nasıl Olacak?).
Bu konuda kamuoyunu epeyce meşgul eden bir tartışma da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “4G’yi bırakın, 5G’ye geçelim” sözleri oldu. (Bkz : Tayyip Erdoğan’ın ‘4G’ye Gerek Yok 5G Olsun’ Demesi Ne Anlama Geliyor?).
5G’nin teknoloji olarak bile ortada olmaması, bürokratları epeyce çalıştırdı. Sonuçta ortalama bulundu ve ihale 4.5G olarak adlandırıldı. Ancak yine de sorun var; GSM operatörlerimiz dünya çapındaki telefon üreticisi firmalarla görüşmeler yaparak, ekranda 4G olarak standart gözüken bağlantı hızının 4.5G yazmasına uğraşıyorlar.
Bu konu epeyce tartışıldı. Sonuçta hükümetin vazgeçtiği görüldü ama hatırlatalım. 2014 sonunda, 5 firmanın Bakanlığa şikayet ettikleri gerekçesiyle yabancı telefonlara “koruma tedbiri” kapsamında ilave vergi konulması konuşulmaya başlandı. Bu konuyu temmuz ayına kadar da konuştuk. (Bkz : Yerli Telefon Üretimi için İthalat Koruma Tedbiri Yazısına Bir Yorum).
- e-Ticaret Kanunu Tartışmalara Neden Oldu
e-Ticaret kanunu olarak adlandırılan ama daha ziyade izinsiz reklam-veri toplama konularına düzenleme getiren kanun, bütün tartışmalara karşın mayıs ayında yürürlülüğe girdi (Bkz : Prof.Dr.Tekin Memiş : e-Ticaret Kanunun Çıkma Nedeni Sektörün Kendisidir).
Ancak şikayetler bitmedi. Bakanlık ise, soruşturmaların uzun sürdüğü savunması yaptı. (Bkz : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İzinsiz Reklam SMS Şikayetlerinin İşlenmesinin Zaman Aldığını Açıkladı).
2013 yılında çıkarılan 6493 sayılı kanunun yönetmelikleri bu yıl 27 haziran itibariyle yürürlülüğe girdi. Bu çerçevede yeni ödeme sistemleri ve elektronik para konuları düzenlenmeye başlandı. (Bkz : E-Ticaret Ödeme İşlemlerinde Tüketiciler Artık Yasa Koruması Altında).
Bu yılın önemli bir konusu da, Microsoft’un 2.el yazılım konusunda 4 yıldır süren davasıydı. (Bkz : İnatçı İşadamının Fendi Microsoft’u Yendi; 2ci El Yazılım Satışı Serbest Hale Geldi).
Yine sona eren uzun süreli bir dava RedHack tutuklamaları konusundaydı. 2012’deki RedHack olayları sonrasında tutuklanan bazı kişilerin haksız tutuklandıkları ortaya çıktı (Bkz : RedHack Davasında Gerekçeli Karar Açıklandı; Suçsuz Yere Yattınız, Tazminat İsteyebilirsiniz).
Site engellemeler yıl boyunca sürdü. Bu arada YouTube, Facebook ve Twitter’ın hükümetle ters düşmemek adına ilgili engellemeleri derhal yerine getiriyor olması akademisyenler Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafında bir ihtar ile değerlendirildi. (Bkz : Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak, Twitter’a İhtar Çekti).
Arada Bit.ly gibi sadece kısa link sağlayan bir servise ait web sitesinin engellemeye uğraması (Bkz : TİB İnternet Dairesi, İnternet’ten Anlıyor mu? Anlıyorsa Bit.ly Nasıl Engellenir?) ve bir savcının Facebook için “kimsenin babasının malı değil” sözleri (Bkz : Türk Yargısından İnternet Manzaraları; Facebook Kimsenin Babasının Tapulu Malı Değil), sektördeki herkesi güldüren olaylar olarak hatırlanacak.
2014 başından bu yana 5651 sayılı kanuna, defalarca torba kanunlar eliyle yapılmakta olan ilaveler, Danıştay ya da Anayasa Mahkemesi tarafından durduruluyor ya da iptal ediliyor. Bunları 5651 sayılı kanuna yapılan ilaveler ve gelişmeler başlıklı dosyamızda bulabilirsiniz.
Bu yıl içinde önemli bir gelişme de, şirketlerin e-şirket olması yolunda bir kaç adım daha atılması oldu. (Bkz : e-Dönüşüm® Hazırlıkları 2016 için Tam Gaz Devam Ediyor)
Bu konuda bir yenilik de, saha satışları yapan firmalar için geldi. Yazarkasa kullanan firmalara yönelik olarak, 1 ocak 2016’dan itibaren yeni nesil ödeme cihazlarının kullanılması zorunluluğu başlıyor. Saha satışları yapan –özellikle resturant, cafe vs— yerlere yönelik olarak da, sipariş (adisyon) aşamasından başlayarak, her şey kaydedilir hale geliyor (Bkz : Maliye Bakanlığı Perakende Satış İşlemlerinde Yazar Kasa Kavramını Değiştiriyor, İşlem Baştan Sona Takip Edilecek).
Maliye Bakanlığı’nın bir kaç yıldır planladığı ve yönlendirdiği bu e-dönüşüm işlemlerinin, hataları olsa da, devlete ve firmalara daha şeffaf ve vergilendirilebilir bir yönetim sağlayacağını düşünüyoruz. Yanısıra, bu çalışmalar yerel yazılım firmalarına da yeni bir alan açmış oldu.
- 31 Mart Elektrik Kesintisi
31 martta tüm Türkiye’de elektrikler 6 saat kadar kesildi. Son zamanlarda enerji sistemlerine yapılan siber saldırılar düşünüldüğünde, bu olayın da bir siber saldırı olma olasılığı akla geliyor. Ancak yetkililer bugüne kadar elektrik kesintisine neden olduğunu belirttikleri “frekans senkronizasyon bozulması”na neyi neden olduğunu açıklamadılar. (Bkz : Elektrik Kesintisi Neden Siber Saldırıyı Düşündürtüyor?).
- Yıl sonundaki Siber Saldırı
Ve Tabi ki, yıl sonunda meydana gelen siber saldırı epeyce konuşuldu çünkü rahatsızlık yarattı. (Bkz : DDOS Siber Saldırısı Türkiye’ye Ne Gösteriyor? Ne Öğretiyor?).
Sonraki bölümde 2015’de Bilişim ve telekom sektöründe dünyada neler olduğuna bakacağız.



Kaynak : 