Bu raporun
- 1.ci bölümünü burayı tıklayarak
- 2.ci bölümünü burayı tıklayarak
- 3.cü bölümünü burayı tıklayarak
- 4.cü bölümünü burayı tıklayarak
- 5.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Almanya deneyimini anlatan 6.cı bölümünü burayı tıklayarak
- Fransa ve İngiltere Deneyimini anlatan 7.ci bölümünü burayı tıklayarak
- ABD Uygulamalarını Anlatan 8.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Çin Uygulamalarını Anlatan 8.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Sorunları ve Çözümleri Girişi veren 9.cu bölümünü burayı tıklayarak
- Sorunlara ve Çözümlere devam eden 10.cu bölümünü burayı tıklayarak
- Sorunlara ve Çözümlere devam eden 11.ci bölümünü burayı tıklayarak
- TIB ve diğer önerileri içeren 12.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Çeşitli önerileri içeren 13.cü bölümünü burayı tıklayarak
okuyabilirsiniz.
3.11. İçerik sağlayıcının bağlantı sağladığı içerikten dolayı sorumluluğuna açıklık getirilmelidir.
5651 sayılı Kanun bazı ülkelerdeki düzenlemelerin aksine, içerik sağlayıcının İnternette kullanıma sunduğu servisler bakımından bir ayrıma gitmemiştir. Sorumluluğa ilişkin tek ayrım içerik sağlayıcının bağlantı sağladığı durumlar için öngörülmüştür. 5651 sayılı Kanun, içerik sağlayıcının bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten belirli şartlar altında sorumlu olacağını kabul edilmiştir. Sorumluluğun doğmasını belirleyen temel faktör bağlantılı içeriğin sunuluş biçimidir. Eğer ki, sunuş biçimi bağlantı sağlanan içeriğin benimsendiği veya kullanıcıların bu içeriğe ulaşmasını amaçladığı şeklinde açık şekilde belli oluyorsa, içerik sağlayıcı bu tür içerikten genel hükümlere göre sorumlu tutulacaktır. Kanunda genel hükümlerden neyin kastedildiği belirlenmemiştir.
Kanunun sorumluluk esasını yoruma açık bir şekilde tanımlaması sebebiyle, bir olayda bağlantı sağlanan içerikten dolayı sorumluluğun belirlenmesi için somut olayın özelliklerine göre değişecektir.
Web 2.0 teknolojilerinin kullanıldığı web sitelerinde bu durum içinden çıkılamaz sorunlar oluşturabilecektir. Daha önce açıklandığı üzere Web 2.0 teknolojileri içeriğin İnternet ortamında çok hızlı bir şekilde yayılmasını olanaklı kılmaktadır. Özellikle RSS abonelik sistemlerinin kullanılmasıyla içerik otomatik olarak web sitesinde yayınlanmakta ve web sitesi sahibinin müdahalesi olmaksızın otomatik olarak güncellenebilmektedir. Böylece bir içeriğin aynı anda binlerce web sitesinde yayınlanması mümkün olmaktadır.
Bu şekilde yayılan bir içeriğin suç oluşturması durumunda her bir web sitesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve içerik sağlayıcının sunuş biçimi değerlendirilerek sorumluluğun tayin edilmesi gerekecektir. Web 2.0 teknolojilerinin yaygınlığı göz önüne alındığında, bazı durumlarda bir içerikten dolayı binlerce kişinin suça iştirak ettiği durumlar ortaya çıkabilecektir. Bu durumda eşitlik ilkesi gereğince ya tüm içerik sağlayıcıların sorumluluğuna gidilecek ya da suçta ve cezada şahsilik ilkesi gereğince sadece içeriği oluşturan veya bağlantının sahibi olan kişinin sorumluluğuna gidilmekle yetinecektir.
3.12. Erişim ve yer sağlayıcılar tarafından tutulan trafik verilerini saklamaya yönelik özel hükümler getirilmelidir.
Türk Hukukunda henüz özel verilerin korunmasını öngörecek özel bir düzenleme yer almamaktadır. Kişisel Verilerin Korunması Kanununa yönelik çalışmalar henüz tasarı aşamasındadır. Bu sebeple, 5651 sayılı Kanundaki trafik bilgilerinin saklanmasına ilişkin hükümler belirsizlik taşımaları sebebiyle iletişimin ve özel hayatın gizliliği önünde tehdit oluşturmaktadır. Bu hükümler bireyler üzerinde psikolojik etki oluşturabilmeleri ve bireyleri oto-sansüre yöneltebilmeleri sebebiyle sosyal engelleme tekniği olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple, erişim ve yer sağlayıcılar tarafından tutulan trafik verilerini saklamaya yönelik özel hükümler getirilmelidir.
3.13. Sanal çocuk pornografisi açıkça kapsama alınmalıdır.
5651 sayılı Kanun’da kapsamı genişletilmesi gereken tek hüküm çocukların cinsel istismarına ilişkin hükümdür. Çocuk pornografisine ilişkin güncel tartışmalar temsili görüntülerde ortaya çıkmaktadır.
Bilişim teknolojileri kullanılarak gerçek ile ayırt edilmeyecek kadar yüksek kalitede görüntüler oluşturulması mümkündür. Bu yöntemler çocuk pornografisinde de kullanılmaktadır. Ayrıca, bu tür temsiller özellikle çocukların ve gençlerin rağbet ettiği oyun sitelerinde belirli aralıklarla gösterilmektedir.
Birçok devlet bu tür yöntemlerle dahi çocuk pornografisinin dağıtımını çocuklara yönelik cinsel istek oluşturması potansiyeli sebebiyle yasaklama yoluna gitmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Siber Suçlar Sözleşmesinde yer alan çocuk pornografisi tanımları ve bu sözleşmelerle korunan hukuki değerler göz önüne alındığında sanal çocuk pornografisinin engellemesi ifade hürriyetine aykırılık teşkil etmemektedir.
Bu sebeple özellikle gençlerin ziyaret ettiği sitelerde tuzak olarak kullanılan ve bazen gerçek bir çocuk istismarının sanal gösterimi niteliğinde olan sanal çocuk pornografisi açıkça çocukların cinsel istismarına ilişkin hükme eklenmelidir.
3.14. Bir web sitesinin sunmuş olduğu hizmetler istismar edildiği durumlarda web sitesine erişim engellenmemelidir.
Web 2.0 teknolojileri kullanılan web sitelerinde kullanıcılar yorum yazarak, resim göndererek veya bizzat içerik oluşturarak sitenin bir parçası olmaktadır. Diğer bir deyişle, Web 2.0 teknolojileri verinin akış yönünü değiştirmekte ve her bir kullanıcı edilgen olmaktan çıkarak birer içerik sağlayıcı haline getirmektedir.
Bir web sitesinde 5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinde yer alan suçlardan herhangi birine ilişkin bir içerik olması sebebiyle tüm sitenin erişiminin engellenmesi Web 2.0 teknolojilerinin kullanıldığı web sitelerinde hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Kullanıcı yorumu veya kullanıcı tarafından yüklenen bir resim sebebiyle bir web sitesinin tamamının erişimi engellenmemelidir.
Diğer çözüm önerileriyle paralel olarak mutlaka uyarı mekanizmaları işletilmelidir. Nihayetinde, bazı kullanıcıların sunulan hizmetleri istismar etmesi ve web sitesini bu tür fiiller için araç olarak kullanması sebebiyle tüm web sitesinin engellenmesi ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
3.15. Filtreleme yazılımlarının istismar edilmesi önlenmeli ve kamu kurumları için özel bir filtreleme yazılımı geliştirilmelidir.
Filtreleme yazılımları referans veritabanları kullanarak otomatik engelleme yapmaktadır. Bu yöntemin kullanılmasının çeşitli sakıncaları bulunmaktadır. Erişim, sadece kamu kurumları veya İnternet kafeler veya kamu kurumları gibi sınırlı alanlarda engellendikler için web sitesi sahipleri bu tür engellemelerden haberdar dahi olamamaktadır.
Öte yandan, özellikler listelerin özel şirketler tarafından hazırlanarak kullanıldığı durumlarda veritabanın denetimi mümkün olmadığı için engellemeler keyfiliğe yol açmaktadır. Bu tür durumlarda, engellenecek web siteleri için son kararı devlet yerine özel şirketler tarafından vermiş olmaktadır. Kamu kurumlarında bu tür yazılımların kullanılması güvenlik riskleri oluşturmaktadır. TİB, filtreleme yazılımlarının kullanmış olduğu veritabanlarının istismar edilmesini önlemek için tedbirler almalı ve tüm okullarda ve kamu kurumlarında kullanılacak özel bir filtreleme yazılımı geliştirmek için girişimlerde bulunmalıdır.
Son bölümü yarın okuyacaksınız..



Kaynak : 