Bu raporun ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
1. Giriş
İnternet, küresel bir bilgi ve iletişim ağıdır. İnterneti bir buçuk milyarı aşkın insan kullanmakta ve bu sayı günbegün artmaktadır. Her ne kadar ABD tarafından geliştirilmiş olsa da, farklı devletlerin ağa dâhil olması ve kullanım alanları ve oranlarının yaygınlaşmasıyla birlikte İnternet uluslararası bir niteliğe kavuşmuştur. Özellikle bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması dünyayı İnternete bağımlı hale getirmiştir. Bu sebeple, İnternetin gereği gibi işlemesinde her devletin menfaati bulunmaktadır. Bu menfaat hem İnternete bağlanan bireylerin menfaatlerini hem de İnterneti vatandaşlarına hizmet sunmak için kullanan devletlerin menfaatlerini yansıtmaktadır.
İnternet kullanmak temel bir yetenek halini almıştır. İnterneti, bir lüks değil aksine zarurettir. İnterneti kim kullanıyor sorusuna kesin bir yanıt vermek mümkün değildir. Aynı şekilde, İnternetin etkileşimli özelliği İnternetin hangi amaçlarla kullanılıyor sorusuna kesin bir yanıt vermeyi imkânsız kılmaktadır. İnternetin bireylerin davranışlarını etkileyen önlenemez bir özgürleştirme gücü vardır. Bireylerin sosyal ve kültürel olarak kişiliklerinin gelişmesine yardımcı olan İnternet, ekonomik kalkınmanın hızlanmasında da önemli bir etkendir. Kamusal yönetimde üretkenliği ve saydamlığı sağlarken, ticareti artırmakta ve bilişim alanında yeni iş kolları oluşturmak suretiyle istihdam yaratmaktadır.
İnternetin kullanım alan ve oranları ne kadar artıyorsa, devletin İnternete olası bir müdahalesi durumunda etkilenecek hak ve hürriyetlerin sayısı da o oranda artmaktadır. İnternete müdahale sadece iletişim ve ifade hürriyetini etkilememekte, aynı zamanda mülkiyet hakkı, sözleşme hürriyeti, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı, din ve vicdan hürriyeti, toplanma hürriyeti gibi farklı hak ve hürriyetleri de doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmektedir. Bu tür müdahaleler İnternetin dinamik yapısı sebebiyle her zaman beklenenden daha kötü sonuçlar vermektedir. Zira İnternet teknolojileri o kadar hızla gelişmektedir ki, İnterneti kontrol etmeye yönelik hukuki düzenlemeler her zaman bir adım geride kalmaktadır.
1993 yılında İnternet ağına dâhil olan Türkiye, 2001 yılına kadar İnternete önemli bir müdahalede bulunmamıştır. Ancak İnternetin kullanım oranlarının ve buna bağlı olarak sosyal etkilerinin hızla artmasıyla birlikte İnternette yer alan hukuka aykırı ve zararlı içeriğe karşı duyarsız kalmamıştır. 2001 yılından itibaren çeşitli sebeplerle bazı web sitelerinin erişimi engellemiştir. Bu dönemde gerçekleştirilen erişim engellemelerinin İnternet içeriğine müdahale yetkisi veren özel bir kanuna dayanmayışı ve yalnızca genel hükümlerle gerçekleştirilmesi birtakım hukuki tartışmalara yol açmıştır. Mevcut gereklilik ve eleştiriler göz önünde bulundurularak 2007 yılında İnternet içerik politikası hukuki bir zemine oturtulmak istenmiş ve artan bilişim suçlarıyla etkin bir şekilde mücadele etmek amacıyla 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe koyulmuştur.
5651 sayılı Kanun ilk olarak Youtube web sitesinin engellenmesiyle gündeme gelmiştir. Bu siteyi binlerce web sitesinin engellenmesinin takip etmesi, kanunun bir sansür kanunu olarak algılanmasına yol açmıştır. Kanunun içerik, yer, erişim ve toplu kullanım sağlayıcılara ilişkin getirmiş olduğu sınırlayıcı düzenlemeler bu görüşü güçlendirmiştir.
Bu raporun amacı dünyadaki gelişmeler ışığında 5651 sayılı Kanunda acilen yapılması gereken değişiklikleri tespit etmektir. Bu sebeple öncelikli olarak Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin gibi önemli İnternet aktörlerinin İnternet içerik politikaları incelenmektedir. Son bölümde ise 5651 sayılı Kanunun temel sorunları tespit edilmekte ve daha demokratik bir Türkiye için çözüm önerileri sunulmaktadır.
Bu raporun 3.cü bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 