Bu raporun
- 1.ci bölümünü burayı tıklayarak
- 2.ci bölümünü burayı tıklayarak
- 3.cü bölümünü burayı tıklayarak
- 4.cü bölümünü burayı tıklayarak
okuyabilirsiniz.
2.2.4. AB’de İnternete müdahale yöntemleri
Avrupa Birliği’ne üye devletler, İnternet içerik politikalarında şeffaf değildirler. Avrupa Birliği, üye ülkelerin iç hukuklarında İnternet içerik politikaları dağınık şekilde yer almaktadır. Engellemelerin büyük çoğunluğu İSS’lere gönderilen gizli listelerle gerçekleştirilmektedir. Engellemelerin büyük bir çoğunluğu mahkeme kararı olmaksızın idari makamlarca İSS’lere gönderilen talimatlarla gerçekleştirilmektedir. Hangi web sitesinin hangi sebeple engellendiği kamuoyuyla paylaşılmadığı gibi yapılan engellemeler de perdelenmektedir.
Avrupa Birliği’nde şeffaflığa aykırı bir diğer uygulama ise kullanılan engelleme tekniğidir. Avrupa Birliği devletleri ağ hatası tekniğini sıklıkla uygulamaktadırlar[10]. Bir siteye erişmeye çalıştıklarında ağ hatası oluştuğu hatasıyla karşılaşan ziyaretçiler, içerik ve hizmet sağlayıcılar siteye teknik bir sorundan dolayı erişilemediği yanılgısına düşmekte ve sitelerinin devlet tarafından engellendiğinin farkına dahi varamamaktadırlar.
Bu şekilde, tepki başka taraflara yönlendirilmektedir. İSS’ler üzerindeki siyasal baskı sayesinde, tüm İSS’lerin bu şekilde yeknesak tutum göstermesi sağlanmaktadır. Hâlbuki Türkiye’de, aleyhine erişim engelleme kararı uygulanan web sitesine erişilmeye çalışıldığında kullanıcılar “Bu siteye erişim engellenmiştir” mesajıyla karşılaşmaktadır. Bu mesajın altında, erişim engelleme kararını veren merci ve karar numarası hem Türkçe hem de İngilizce olarak yer almaktadır.
Engelleme kararını veren merci ve kararla ilgili bilgilerin engelleme mesajında yer alması işletilmesi gereken itiraz mekanizmalarını belirlemeye yardımcı olduğu için yerinde bir düzenlemedir. Uygulama bu şekliyle, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma yapması ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu şeklinde düzenlenen hak arama hürriyetine hizmet etmektedir.
2.2.5. Trafik verilerinin saklanmasına ilişkin sorunlar
Avrupa Birliği’nde trafik verilerini saklanmasının esasları 2006 tarihli Avrupa Veri Koruma Direktifi’nde[11] belirlenmiştir. Bu direktif, suçları takip etmek ve müteakip yargılamalarda delil olarak kullanılmak üzere İSS’lerin kullanıcılarının trafik verilerini alt aydan az olmamak kaydıyla en fazla iki-yıl boyunca saklamasını zorunlu kılmaktadır. Avrupa’da bu hüküm istihbarat amacıyla yoğun bir şekilde kullanılmakta ve uygulamalar özel hayatın gizliliğini ihlal etmektedir.
Örneğin, 2007 yılında İsveç hükümeti, merkezi istihbarat birimine, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın tüm İnternet trafiğini ve e-mail yazışmalarını takip etmesini olanak kılan bir yetki vermiştir. Tüm bu eleştirilere rağmen düzenleme kaldırılmamış aksine kapsamı genişletilmiştir. 2009 yılında yapılan değişikliklerle yetki, ülke sınırları içinde barındırılsın veya barındırılmasın İnternet ağında kelime temelli arama yapmasını ve yazışmaları takip etmesini sağlayacak şekilde genişletilmiştir. Bu düzenleme Google tarafından diktatörlük olarak nitelendirilmiştir[12].
Benzer bir girişim Finlandiya tarafından gerçekleştirilmiştir. Mart 2009’da Finlandiya hükümeti sanayi casusluğunu önlemek amacıyla işverenlerin çalışanlarının e-posta yazışmalarını takip etmesini meşru kılan bir düzenlemeyi yürürlüğe koymuştur[13].
Avrupa genelinde bu tür gelişmeler özel hayatın gizliliğine aykırılık oluşturduğu dillendirilse de, Avrupa ülkeleri sınırlamaları bir adım ileriye götürecek bir tutum sergilemektedir. Örneğin, Almanya e-posta ve sohbet odalarının takip edilmesinin yanı sıra, şüpheli kabul edilecek kişilerin bilgisayarına Trojan virüsleri yerleştirilmek suretiyle iletişimlerinin takip eden bir uygulama başlatmıştır[14].
Bu uygulama Mahkemeye taşınmış olsa da, Federal Mahkeme sınırlı da olsa bu yöntemin kullanılmasının meşru olduğuna karar vermiştir. İtalyan hükümeti ise 2005 yılında İnternet kafelerin müşterilerinin pasaportlarının fotokopisini almasını ve tüm trafik kayıtlarını düzenli olarak kendileriyle paylaşmalarını zorunlu kılan bir düzenlemeyi yürürlüğe koymuştur. Fransa ise, online fikri mülkiyet ihlallerini takip etmek amacıyla bir birim kurmuş ve tüm İnternet trafiğini kontrol etmeye başlamıştır.
2.2.6. Sonuç
Avrupa Birliği’nin İnternet içerik politikasındaki en temel kazanımı hukuka aykırı ve zararlı içerik arasında yaptığı kesin ayrımdır. Birliğin en temel sorunu ise şeffaflıktır. Avrupa’nın İnternet içerik politikaları Türkiye’deki gibi şeffaf değildir. İnsan hakları örgütlerinin en büyük eleştirileri gizli politikalarla İnternet içeriğine müdahale edilmesidir. Politikaların İSS’ler ve bilişim şirketleri üzerine baskı yapılarak gerçekleştirilmesi sebebiyle devletler doğrudan tepkilere maruz kalmamakta ve böylece sorumluluktan kurtulmaktadırlar.
Makalenin devamını ve diğer ülke değerlendirmelerini pazartesi günü okuyacaksınız.. Bir sonraki bölümde Almanya deneyimini burayı tıklayarak okuyabilirsiniz..
[10] Europe
[11] Directive 2006/24/EC of the European Parliament and of the Council of 15 March 2006 on the retention of data generated or processed in connection with the provision of publicly available electronic communications services or of public communications networks and amending Directive 2002/58/EC.
[12] Google likens Sweden to dictatorship
[13] Finnish Parliament approves e-mail tracking law.
[14] Online-Durchsuchung



Kaynak : 