Bir rüya gördüm. Rüyamda, ülkenin dört bir yanına hizmet götürmek için rekabet içinde yarışan Telekom firmaları vardı. Bir çoğu bugünkü Türk Telekom ayarında firmalar idi. Türk Telekom da yerli yerinde duruyordu. Hem de hala devletin elinde, bir kısmı da halkın elinde. Ancak kendini çeşitli parçalara ayırmış, farklı alanlarda özel sektör ile yarışan bir telekom firması olarak. Gücüne güç katmış bir şekilde dünya devi olarak yıldızı parlıyordu. Çin Seddi ile Adriyatik kıyıları arasında sıkışıp kalmamış okyonusun birinden diğerine uzanan bir coğrafyada hüküm sürüyordu. Kısacası 2004 yılında başlayan sancılı süreç, meyveleri vermiş yıllar sonra Türkiye’den dünya çapında telekom firmaları çıkıvermişti.
Edirne’den Ağrı’ya, Kars’a kadar bütün ülke fiber ağlar ile örülmüş, köylere kadar şebekeler kurulmuştu. Ulusal telekom firmalarının yanısıra bölgesel telekom firmaları da vardı. Kendi kendime soruyordum :
- “Ben niredeyim”.
Sonra kendimi atalarımın yurdunda dede ocağımda buldum. Ataruh peşime takılmış, gülümseyerek :
- “Hele şu çantandaki taşınabilir bilgisayarı çıkar da biraz gez dolaş eğlen köyümüzde” diyordu.
Şaşkınlığım bir kat daha artmıştı. Atayurdunu çok az gören bir torun olarak şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemiyordum. Köyün zıpır veledlerinden biri hemen yanıma damladı. Çantamın içindeki bilgisayarı açarak, kablosuz bağlantı olup olmadığını kontrol etti. Her ihtimale karşı köşedeki dolabın içinden çıkardığı ethernet kablosunu da kemerine bağlamıştı. Gerekirse onu kullanacaktı.
Dönüp bana baktı.
- “Mehmet emmi, bilirmisin sen ne ettin ?”
- “Hayırdır! Ne oldu ki?” diye cevapladım.
- “Hani yazdığın o yazılar var ya!
- “Eeee!!!”
- “Bir derya oldu belleklerimiz de. Sen orda idin, biz burda. Baktık böyle olmuyor. Önce köyümüzde ne yapabiliriz dedik arkadaşlarla. Oraya buraya yazdık. Sonunda amcanın biri yarı dalga yarı ciddi bizimle irtibata geçti. Alın size kablo, bilgisayar dedi. “Görelim bakalım hayaliniz ne imiş.” diye de ekledi. Ama bizden de umutluydu. Umutluydu çünkü biz onun her zaman bilinçaltında baskı altında tuttuğu hayallerin ta kendisiydik.”
- “Sonra…”
- “Bakır kabloyu annelerimiz çamaşırları sermek için kardeşlerimiz de oyuncak arabalarını çekmek için kullanırken birden elimizde ethernet kabloları bulduk, bunlar ile ne yapabiliriz derken, ilçemizin lisesinde bulunan bir öğretmenimiz bu kabloları ne şekilde kullanabileceğimizi açıkladı. Bizi İnternet ile tanıştırdı. Nasıl kullanılacağını, ne işe yarayacağını uzun uzun anlattı. Oradan elde ettiğimiz bilgiler ve öğretmenimizin yardımı ile köyümüzden üç beş evi kapsayan bir altyapı oluşturduk. Şehirli kardeşlerimizin artık kullanmadığı bilgisayarların, İnternet üzerinden tanıştığımız arkadaşlar vasıtası ile köyümüze yollanmasını sağladık. Evler arası çektiğimiz kablolar üzerinden bu bilgisayarları birbirine bağladık. Yaptığımız her çalışma sonunda daha da heyecanlanıyorduk.”
- “Peki kablosuz bağlantılar neyin nesi?”
- “Mehmet emmi, sen de amma sabırsızsın, beni dinlemiyorsun ki! Lütfen biraz sabır.”
- “Tamam, kusura bakma”
Ataruh köşede oturmuş bizleri seyrediyordu. Bir taraftan da çayını yudumluyordu. Hafif bir tebessüm yüzünü kaplamıştı. Gururla köşesinde oturduğu yüzünden belliydi. Nasıl olmasın, köyün çoçukları, benim gibi bir şehirli ile aşık atıştırıyordu. Benim yazdıklarımın kelimelerde kalmayıp, köyün çoçukları tarafından uygulanmasının onu ne kadar mutlu ettiği açıkça ortadaydı. Köşedeki kanepenin altında avuç içi bilgisayarı’nı çıkarıp onunla meşgul olmaya başladı. Sanki uzayda imişim gibi etrafıma bakınırken yanımdaki gençlerden biri :
- “Mehmet emmi, bilgisayarını köyün İntranet’ine mi bağlıyım, yoksa doğrudan İnternet’e mi bağlanmak istersin?”
Şaşkınlığım bir kat daha artmıştı.
- “Nasıl istersen” diye cevapladım.
Köyün çocukları, oyun diye başladıkları bu işin üzerinde yıllar geçmişti aslında.
Köy içine bir bilgisayar altyapısı kurması ile başlayan bu sevda civar köylere de bulaşmış ve gittikçe yayılmıştı. Köy köy kurulan ağların birbirlerine bağlanması gerektiği ihtiyacından yola çıkarak önce bağlı oldukları ilçeleri, sonra da şehirlerini kapsayan devasa bir iletişim ağı kurulmuştu.
Önce İnternet sonra Telekom rüzgarı ile ilgili hikayeleri araştıran bu gençler daha sonra kendi çevrelerinde neler yapabilecekleri konusunda kafa yormaya başlamışlar ve köyler arası iletişimi hızlandıracak, ataruhlarının makus talih deyip kaderlerine razı oldukları bir anlayışı kökten değiştirmeye başlayacaklardı. Köy köy, şehir şehir yayılan bu anlayış, sonunda ülkenin dört bir yanının her türlü teknolojik iletişim ağları ile örülmesine sebep olmuştu. İletişim ağlarının genişlemesi beraberinde yazılım sektörünü de geliştirmiş, iletişim ve yazılım konusunda özel ihtisas liseleri artık her şehirde açılmıştı. Bu okullardan yetişen gençler, öğrencilik yıllarında bulundukları şehirlerde pratik yaparken, KOBİ’lere de bilişim alanında danışmanlık hizmeti veriyorlardı. Çırak, kalfa, usta ilişkisine dayanan bir yapı içinde bilgi hiçbir elde tutulmadan doğrudan ihtiyacı olanlara aktarılarak yeni elemanların yetiştirilmesine çalışılıyordu. Usta olanlar bir süre sonra arkadan gelenlerin ufkunu açmak üzere ARGE faaliyetlerine el atarak kendileri için yeni rüzgarlar arıyorlardı.
Bilgi paylaşıldıkça artıyor ve ufukları genişletiyordu.
* * * * *
Rüyamın neresinde uyandığımı ben de hatırlamıyorum. Kabus görür gibi çığlıklarla uyanmıştım. Bütün mahalle ayağa kalkmıştı. Nasıl kalkmasınlar! İnsanlar başucuma geldiğimde gülümsüyor, Ataruh ve köyün çoçuklarının gözlerinde parlayan ışıltıların oluşturduğu o tabloyu gözümden kaçırmamak için büyük uğraş veriyordum.
Evet, dün gece bir rüya gördüm…
Önceki gece…
Ondan önceki gece de aynı rüyayı gördüm.
Ve gelecek günlerde de aynı rüyayı görmeye devam edeceğim.
Eminin benim gibi sizler de buna benzer bir çok rüya görüyorsunuz. Hem de gözleriniz açık.
O halde bu rüyaları gerçeğe dönüştürecek, ülkenin bilişim ateşi ile yanmasını sağlayacak gençlerin yetişmesine öncülük etmeye, geçmiş ve gelecek arasında bir köprü oluşturmaya, edindiğimiz birikimleri bir sonraki nesle aktararak yetişen her neslin bir öncekinden daha donanımlı olmasına ve teknolojik atılım sağlamalarına ne dersiniz ?
Benim bir şey demem önemli değil. Önemli olan sizlerin de bir şey demeniz.
Rüyalarımızı nasıl gerçekleştirebileceğimiz konusunda sizlerin de önerilerinizi bekliyorum.
Sizlerin de destekleri ile “bilişim ateşi”ni tüm şehirlere, köylere ulaştırmak için siz de çaba göstermek istemezmisiniz? Birgün Edirne’den Ağrı’ya Kars’a kadar her yerde bilişim devlerinin yetiştiğini görmeye ne dersiniz?



Kaynak : 